DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2804

Mum söndürme iftiralarına Hoca efendinin yankı yapan cevabı!

Hocaefendi, mum söndürme söylentilerine yankı yapan cevaplar vermiştir. Bu geniş açıklamanın yerimizin aldığı kadarını (özetleyerek!) arz ediyorum sizlere:

Soru: "Eline, beline, diline sahip ol!" anlayışına bağlı Alevî meşrep insanlarımızın bu telakkiye tamamen zıt "mum söndürme ayini" gibi bazı uygulamalarla itham edilmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Bu türlü itham ve iftiraların kaynağı çok eski devirlere dayanmaktadır. Ta Hazreti Ali döneminden başlayan bu gibi yanlış ya da kasıtlı yorumlamalar, farklılıkları kavga vesilesi yapıp kardeşi kardeşe düşürmeler, bölüp parçalamalar, nihayet günümüze kadar devam edegelmektedir. İşte "mum söndürme" söylentisi de bu iftiralar cümlesindendir. Cem ayininin sonunda mumların söndürülmesi ve anne, kız kardeş, hala, teyze... kim rast gelirse gelsin, herkesin karanlıkta kendisine denk düşen kişiyle beraber olması şeklinde anlatılan, yani tam manasıyla bohemliğe ve ibâhiyeciliğe sapıldığı iddiasıyla dile dolanan böyle bir bühtanın gerçekmiş gibi algılanması, milletimizin bir kesimine o nazarla bakılması çok büyük bir zulümdür, insanlığa karşı saygısızlıktır ve altından kalkılamayacak azim bir iftiradır! Alevîleri karalamaya ve onları yoldan sapmış göstermeye matuf olarak kullanılan bu iftira, bir kısım zalimler tarafından ortaya atılmış; bazı saf insanların duyduklarına hemen inanmaları ve onu hakikatmiş gibi aktarmaları neticesinde bir kısım Sünnî camia içinde de yayılmıştır. Aslında, bazı mihraklar, Sünnîlerin yanına varıp onlara Alevîlerle alâkalı bin bir türlü yalan söylemişler; daha sonra Alevîlerle beraber olup bu defa da Sünnîler aleyhine aslı olmayan beyanlar ileri sürmüşler, böylece kardeşi kardeşe düşürmek için ellerinden gelen her şenaati yapmışlardır! Bu sebeple, mum söndürme meselesi gibi, bir zümreyi karalamaya ve insanımızı birbirine düşman kılmaya matuf olarak ortaya atılmış iftiralara ve uydurma beyanlara karşı çok ciddi bir tavır almak gerekir. Kulağa fısıldanan her sözü sağlam bir asla dayanıyormuş gibi hemen kabul etmek doğru değildir; hele o söz bir kesimi suçlayıcı ve küçük düşürücü ise ona itibar etmek ve onu orada burada dile getirmek bir mü'mine asla yakışmaz! Ben ömür boyu iştirak ettiğim büyüklerin sohbetlerinde asla böyle bir söylenti duymadım. Öyle anlaşılıyor ki, bu türlü isnatları halk arasında yayanlar ya cahil kimselerdir ya da ülkemizde düşmanlık duygularını kızıştırmaya çalışan hainlerdir! Vicdanı çürümemiş bir kimse, böyle bir iftiranın gerçek olabileceğine asla ihtimal veremez. Çünkü bizim kültür ortamımızda yetişen insanların bu türlü bir bohemliğe ve bağışlayın, hayvanlığa tenezzül edeceğine ihtimal vermek hem mahiyet-i insaniyeye karşı saygısızlıktır hem de insanlığa bir hakarettir. Hele, "Eline, beline, diline sahip ol!" telakkisine bağlı yaşayan ve namusları uğruna çok defa mücadele vermiş bulunan insanların iffetlerini görmezlikten gelerek, onları gönülden yaralayacak isnatlarda bulunmak ve iftiralara ortak olmak değil Müslümanlığa, insanlığa dahi sığmayacak bir kötülüktür!

Artık geçmişteki asılsız söylentileri bugüne taşıyarak yeni çatışmalara meydan vermememiz ve asla birbirimizi suçlayıcı söz, tavır ve davranışlara girmememiz gerekmektedir. Dahası, en uzaktaki kimselerle dahi diyaloğa geçme, onların konumlarına saygılı davranma, müşterek değerler üzerinde uzlaşma, dostluk köprüleri kurma yolları araştırdığımız bir dönemde, asırlarca kader birliği yapmış olduğumuz insanlarla evleviyetle bir araya gelmemiz ve el ele vermemiz gerekmez mi?.. Bu açıdan, bugün ister Alevîlerin ister Sünnîlerin isterse de aynı meşrebe bağlı değişik kolların temsilcilerinin birbirlerine anlayışla ve konuma saygı düsturuyla yaklaşmaları lazımdır. Herkesin önyargılardan, vehimlerden, su-i zanlardan arınması ve birbirlerine yardımcı olabileceklerine inanması lazımdır. Bir grup kardeşlik eli uzatırken öbürünün güllerle mukabele etmesi ve bir taraf Ehl-i Beyt muhabbetiyle coşarken diğerinin de onun heyecanına ortak olması icap etmektedir!"

Hocaefendi'nin toplumun kucaklaşmasına sebep olan bu açıklamaları büyük memnuniyet uyandırmış, taraflar bu açıklamayı derin bir takdir ve sevinçle karşılamışlardır.

29 Ocak 2008, Salı
....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org