DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 3884

Şahin hocalar karışınca!..

 

    Akhisar’da bir ışık tayfı gibi yükselen Hilaliye Kur’an Kursları’nın kurucu başkanı merhum âlim Şahin Yılmaz Hocaefendi’nin  vefatının (29-5-2oo7) üzerinden  geçen zaman süreci, sevenlerinin ve talebelerinin gönlündeki hüznü sona erdiremedi. Hocamız hayatta iken  yazdığım bir hatırayı  duaya vesile olması niyetiyle bir daha arz etme gereği duyudum sevenlerine de bir teselli olması dileğiyle..


   

   Şurası bir gerç ektir ki,

Bazen insan sahip olmadığı fazilet ve meziyetin de sahibi olup çıkıyor, yanlışlıkla, benzeyişle başkasına ait itibar ve şerefin de mâliki haline gelebiliyor. Şahin hocalardaki isim benzerliğinde olduğu gibi. İzin verirseniz bu isim benzerliği olayını kısaca arz edeyim.


Akhisar’da,ülke çapında Kur’an talebesi yetiştirmekle meşhur Şahin Hocaefendiden  yetiştirdiği öğrencilerin bir kaçını tatilde bizim İstanbuldaki Kur’an Kursumuza yardımcı hoca olarak göndermesini  istiyoruz. Sağ olsun o da bizi kırmıyor, yetiştirdiği görencilerden gönderiyor, bize büyük çapta tatilde yardımları oluyor.


Camimizde hem imamlık yapıp, hem de Kur’an kursumuzda öğretmenlik yapan bu gençleri görenler soruyorlar:


-Kim yetiştirmiş bu pırlanta gençleri?


Bilenler cevap veriyorlar; “Şahin Hoca!.” Hemen bana geliyorlar. Bir memnuniyet, bir teşekkür ki sorma gitsin.


-Hocam, Allah Razı olsun, ne güzel talebe yetiştirmişiniz. Pırıl pırıl gençler maşallah. Ne de güzel Kur’an okuyorlar.


-Onları ben yetiştirmedim, diyorum. Benim öyle bir çalışmam ve faziletim yoktur.


-Olmaz olur mu, biz sorduk. “Şahin hoca’nın öğrencileri” dediler. Tevazu göstermeyin lütfen, diyorlar.


Fazla izaha gitmek istemiyorum. Hazır bir fazilete nispet edilmişken neden reddedeyim? Sadece Akhisar’daki Şahin Hocamız bizi affetsin, yeter. Hizmetin zahmetini o çekiyor, itibarına ise biz sahip çıkıyoruz.


   Bir ara Şahin Hocaefendi İstanbul’a gelmişti.Onu misafir etme şerefi hep bize  kısmet olurdu.Sohbet sırasında bu durumu arz ettim, zahmeti siz çekiyorsunuz, ama itibarı biz harcıyoruz, dedim. Şakacı ve nükteci Hocaefendi parmağını dudağına götürüp bir sus işareti verdikten sonra;


-Sesini çıkarma, dedi. Bana da seninle ilgili şeyler geliyor, ben de onlara sahip çıkıyorum. Demek ki ödeşiyoruz!.


-Ne gibi şeyler geliyor benimle ilgili?


Anlatıyor;


-Senin kitaplarını okuyanlar bana geliyorlar, “hocam çok güzel yazmışsın, Allah razı olsun” diyorlar. Ben de onlara “bu kitapları ben yazmadım, benim öyle bir çalışmam yok” diyorsam da dinlemiyorlar. Ben de fazla ısrar etmiyorum. Hem niye ısrar edeyim ki, hem müelliflik, hem de muharrirlik isnat ediyorlar bana, fena şeyler mi bunlar.

   Şakayla karışık sohbetimizi bu noktaya getirmişken,hocamızdan dinlediğim ilmi bir tespiti de arz  edeyim bu vesile ile. Bazı meslektaşları ile birlikte otururken onlara Bediüzzaman’ın eserlerinden parçalar okuyormuş. Bir ara kitapta “insanlar dine hizmet yolunda kendi vazifelerini yapmalı. Allah’ın vazifesine karışmamalı!” şeklinde cümle gelince, meslektaşlarından biri  itiraz etmiş:


- “İnsana vazife isnad etmek olabilir, ama Allah’a vazife isnadı doğru olamaz. Bu vazife kelimesi yanlış yerde kullanılmış.”demiş.

Hocaefendi hemen cevap vermiş:  


-Bunu sokaktaki bilgisiz bir işçi söyleseydi çok görmezdim, ama sizin gibi ilim adamları söyleyince çok gördüm doğrusu. Siz edebiyatta müşakele kaidesini bilmiyor musunuz? Cümlenin başında  geçen bir kelime aşağılarda aynen tekrar edilmek suretiyle karşılıklı şekil güzelliği sağlanır, tesirine kuvvet verir, buna edebiyatta müşakele kaidesi denir, dedikten sonra bir de örnek verir. Arap ediplerinden meşhur bir şair halifenin huzuruna çıkar. Kendisine “sana yemek pişirelim” derler. Edebiyatın zirvesine yükselmiş şair der ki:


-“ Benim ihtiyacım yemeğe değil, bir sarıkla bir cübbe’yedir. Siz bana bir sarıkla bir cübbe pişirin yeter!.”


   Cümleyi pek beğenen halife,hemen emir verir:

-Çabuk şairimize bir cübbeyle bir sarık pişirin!.İstediği en güzeliyle kendisine hemen verilir.Yani edip şaire bir takım elbise pişirilmiş olunur..”

     Şahin Yılmaz hocamız böylece  meslektaşlarına "insan kendi vazifesini yapmalı vazife-i İlahiyeye karışmamalı" cümlesindeki müşakele edebiyatını örneğiyle anlatmış olur.

Meslektaşları da hocanın bu aydınlatıcı örneğinden dolayı memnun olup teşekkür ederler.

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org