DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2125

Muhteşem bir Kutlu Doğum hatırası: Mal senin,borç benim!..

Miladi takvime göre  571’in 2O Nisan’ında , yani Rebiü’l-evvel ayının 12. gecesinde sabaha  karşı pazartesi günü dünyayı şereflendiren Efendimiz (sas) Hazretlerinin  Kutlu Doğumu, tüm insanlığı  derinden ilgilendirmiştir. Çünkü  61O da  kırk yaşında  Peygamberlik gelmesiyle dünyaya yeni değerler sunmaya başlayan Efendimiz,(sas)  23  senelik Peygamberlik hayatı boyunca,632de Medine’de  vefatına kadar  dünyanın arayıp da  bulamadığı  değişmez değerleri tebliğ ve takdim ederek bir bakıma ezber bozmuş, dikkate verdiği doğruları hem de bizzat yaşayarak  fiilen örneklik etmiştir. Bu fiilen örnekliği sebebişyle O’nun vefatında en çok üzülenlerden bir kesim de yoksullar,yetimler,halkın zayıf tabakası olmuştur.

Çünkü O,hayatı boyunca yoksulu,zayıfı,kimsesizi hep kollamış,bu uğurda verdiği örnekler  muhteşem bir misal olarak tarihin şeref levhalarına geçmiştir. Nitekim yardım edemediği yoksulun  borcunu üzerine alma  gibi  hiçbir yöneticide görülmeyen  bir muhteşem örneği de vermiştir. Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle  hazırladığımız (Peygamberimizle Yaşamak )kitabından aynen arz ediyorum bu tarihi  (borç yüklenme) örneğini.

                   ***********

    O’nun ideali insanlığa hizmet etmekti.Yoksa insanlığı kendisine hizmet ettirmek değildi. O sebeple eline geçeni yemez yedirir,içmez içirir,yönettiği nisanların mutluluğuyla  mutlu olur,üzüntüsüyle de üzülürdü.

-Müslümanların derdiyle dertlenemeyen bizden değildir! Diyerek çevresini de uyarırdı. 

     Bu sebeple bir müddetten beri biriktirdiği imkanını yine dağıtmak istiyordu yoksullara. Çevresine de münadiler göndermiş,sesleniyorlardı Medine sokaklarında ihtiyaç sahibi yoksullara:

-Resulüllah (sas )  mescidin önünde miskin derecesindeki  muhtaçları bekliyor, kimse mahrum kalmasın,miskinler gelip hisselerine düşecek  yardımı   alsınlar!.. Az sonra mescidin önünde en alt derecedeki yoksullar  toplanmış, kasıp kavuran ihtiyaçlarını bir ölçüde karşılayacak imkana kavuşacak olmanın sevincini yaşıyorlardı.

Nitekim düşündükleri gibi de oldu. Efendimiz gelenleri şöyle bir gözden geçirdikten sonra elindeki  mevcudu da hesap ederek önünden geçenlere hisselerini verirken şefkat dolu tebessümlerle  mutluluğunu açıkça belli ediyordu. Mutluydu. Çünkü en büyük sevincini  yoksula yardım ederken duyuyordu. İşte o anda da  ihtiyaç sahiplerinin sıkıntılarını gideriyordu. Nihayet elindeki  imkan bitti, mevcut ihtiyaç sahiplerine de yetti.. Demek ki hesap iyi yapılmıştı.

   Ne v ar ki çok  geçmeden ötelerden  koşup gelen bir bedevi görüldü. Adam ufkuna doğru bakarak koşuyor hem de  nefes nefese söyleniyordu:

-Yardım dağıttığınızı  duydum,onun için koştum, ama yine de yetişemedim. Zaten ben hep böyle şanssızın biriyim.. Şefkat ve merhamet menba-ı  sordu:

-İhtiyacın  çok mu fazlaydı ?    Saymaya başladı ihtiyaçlarını. Hepsi de zaruri ihtiyaçtı. Ama Resulüllahın da imkanı bitmiş,elinde avucunda olanı tümüyle vermiş,tek dirhemi bile kalmamıştı. Efendimiz dikkatle  baktı yoksul adamın üzgün yüzüne. Sonra beklenmeyen açıklamasını  yaptı:

-Üzülme, dedi  ihtiyaçlarını yine alacaksın, hem de hiç birini eksik bırakmadan!.

- Nasıl olacak bu, diyerek   heyecanlandı yoksul adam?. Efendimiz kelimelere basarak konuştu :
-Şimdi buradan şehrin içine dal, ihtiyaçlarını nerede bulursan al, satıcılara da de ki:

- Mal benim,borç Resulüllahın!  Ödemeyi Resulüllah yapacaktır!.   Adam önce şaşırdı. Sonra Efendimizin ısrarı karşısında toparlanarak  sevinçle çarşının  yolunu tuttu. Alacaklarının hesabını yaparak  gidiyordu..

    Olayın  şahidi olan Hazret-i Ömer, fedakarlığın bu kadarını fazla buldu. Düşüncesini  dile getirmekten kendini alamayarak  dedi ki:

-Ya Resulellah! sen gücünün yettiğiyle mükellefsin . Elinde olanı tümüyle  verdin, geriye bir şey kalmadı, neden bu sefer de yardım edemediğin yoksulun borçlarını  yükleniyorsun? Bu kadarı da fazla değil mi?.

     Bu sözlerden hiç de memnun olmayan Resulülllahın  yüzündeki tebessümün  kaybolduğu görüldü. Hal bu ki o ana kadar çok mutluydu. Sanki güller açmıştı mübarek yüzünde.Tebessümü hiç eksik olmuyordu. Yoksula yardım etmenin tarif edilemez mutluluğunu  yaşıyordu. Bunun  üzerine oradaki  masum bakışlı bir sahabe  söze karıştı:

-Ya Resulellah, dedi,sen Ömer’e bakma ver,Arşın sahibi Allah sana yine verir, boş bırakmaz!.                   Fedakarlığını sürdürmesini isteyenden  memnun olan  Relulüllahın (sas) tebessümü tekrar yüzünde belirdi.  Şöyle ölçü veriyordu yoksula yardım konusunda :-Hiçbir şeyi olmayan, çorbasının suyunu  çoğaltsın,onu da bulamayanların imdadına  sulu çorba ile koşsun, yine çevresindeki yoksullara ilgisiz  kalmasın..!      Bu anlayış içinde kutlayacağınız nice Kutlu Doğumlar dileğimle..

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org