DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2145

Okuyucu Zaman'a neden sahip çıkıyor?

Geçmişteki abone çalışmaları münasebetiyle demiştim ki:

- ZAMAN'a sahip çıkan okuyucularımız, onda aradıkları değerlerini buluyor, bulamadıklarını da şartlar elverdikçe bulacakları inancıyla ZAMAN'ı daha da ilerilere götürmeye azimli, kararlı bulunuyorlar. Yeter ki biz, okuyucularımızın değerlerine sahip çıkmaktaki bu azmimizi artırarak sürdürmekten geri kalmayalım..

İşte bu değer ortaklığımızdan dolayıdır ki, bizler halkımızın rahatsızlık duyacakları müstehcen görüntülü resimlerle gazetemizi dolduramayız. Toplumu dinci-laikçi gibi ayırıcı yazılarla cephelere bölecek yayınlar yapamayız. Bizim gibi düşünmeyenleri küçük düşürecek çarpıtma haberler yayınlayarak ülke çapında gerilimler meydana getiremeyiz. Yani hoşgörü ve diyalogdan yana olma ilkemizi bırakıp da ülke içinde birbirine tahammülsüz kitleler oluşturmaya talip olamayız..

İşte bizim bu kucaklayıcı ve kucaklaştırıcı ilkemizi gören dikkatli okuyucularımız, ZAMAN'ı her geçen gün daha geniş kitlelere ulaştırmayı ülke birliğine katkı sağlayan bir gazetecilik hizmeti olarak görüp bize sahip çıkmakta, bunda da yanılmamaktadır.

İsterseniz Hocaefendi'nin FİKİR ATLASI kitabındaki "GAZETE ve GAZETECİLİK ÜZERİNE" yazısında verdiği gazetecilik anlayışına birlikte bir bakalım, gazetecilikteki ölçülerimiz nasıl olmalı bir görelim:

"-Gazete, radyo, televizyon, dergi, vb.. vasıtaları kullanarak insanlara faydalı olma yolunda atılan adımların, öncelikle çok sağlam temeller üzerine oturtulması gerekmektedir. Eğer bu konuda sağlam esaslar tespit edilmez ve konu sağlam stratejilere bağlanmazsa, bunun insanlara faydadan çok zararlı olma ihtimali vardır.. Batı'da gazeteye verilen ilk isim genelde "Jurnal" kelimesi olmuş zannediyorum. Bunun Türkçe karşılığı, gammazlamak, çekiştirmek, dedikodu etmek olsa gerektir. Bu manadaki gazetecilik, yer yer halkı bilgilendirse de, temelde insanların kirli çamaşırlarını ortaya çıkarmak, gizli kapaklı işlerini faş etmek ve merak uyarıcı şeylerle okuyucu bulmaya çalışmak.. gibi menfaatlere dayanmaktadır... Acıdır ki, bu anlamdaki gazetecilik, dünyanın her yerinde olduğu gibi, bizim dünyamıza da aynen aktarılmış ve kabul de görmüştür. Bu kabul, İslami esaslarla çatışmasına rağmen, maalesef Müslümanlar arasında etkisini sürdürmektedir.

Geçenlerde bir dostum, ideal manada gazetecilik yapabilmek için, bazı istidatlı insanların Washington Post, Times, Le Figaro gibi gazetelerde çalışması gerektiği tezini savundu. Aslında bu değer yargısı bir anlamda doğruydu. Zira gazetecilik, bugünkü misyonu içinde elbette onlardan öğrenilirdi. Ancak yalan üzerine bina edilmiş, yalan dolu haber ağlarına bağlı bir dünyadan, doğruya tercüman olmaya çalışan insanların fazla bir şey öğrenemeyecekleri de açıktır.

Bize göre (jurnalcilik) yani gammazlık, milleti birbirine düşürme, gıybet yapma, su-i zanda bulunma, Allah'ın yasakla

Geçmişteki abone çalışmaları münasebetiyle demiştim ki:

- ZAMAN'a sahip çıkan okuyucularımız, onda aradıkları değerlerini buluyor, bulamadıklarını da şartlar elverdikçe bulacakları inancıyla ZAMAN'ı daha da ilerilere götürmeye azimli, kararlı bulunuyorlar. Yeter ki biz, okuyucularımızın değerlerine sahip çıkmaktaki bu azmimizi artırarak sürdürmekten geri kalmayalım..

İşte bu değer ortaklığımızdan dolayıdır ki, bizler halkımızın rahatsızlık duyacakları müstehcen görüntülü resimlerle gazetemizi dolduramayız. Toplumu dinci-laikçi gibi ayırıcı yazılarla cephelere bölecek yayınlar yapamayız. Bizim gibi düşünmeyenleri küçük düşürecek çarpıtma haberler yayınlayarak ülke çapında gerilimler meydana getiremeyiz. Yani hoşgörü ve diyalogdan yana olma ilkemizi bırakıp da ülke içinde birbirine tahammülsüz kitleler oluşturmaya talip olamayız..

İşte bizim bu kucaklayıcı ve kucaklaştırıcı ilkemizi gören dikkatli okuyucularımız, ZAMAN'ı her geçen gün daha geniş kitlelere ulaştırmayı ülke birliğine katkı sağlayan bir gazetecilik hizmeti olarak görüp bize sahip çıkmakta, bunda da yanılmamaktadır.

İsterseniz Hocaefendi'nin FİKİR ATLASI kitabındaki "GAZETE ve GAZETECİLİK ÜZERİNE" yazısında verdiği gazetecilik anlayışına birlikte bir bakalım, gazetecilikteki ölçülerimiz nasıl olmalı bir görelim:

"-Gazete, radyo, televizyon, dergi, vb.. vasıtaları kullanarak insanlara faydalı olma yolunda atılan adımların, öncelikle çok sağlam temeller üzerine oturtulması gerekmektedir. Eğer bu konuda sağlam esaslar tespit edilmez ve konu sağlam stratejilere bağlanmazsa, bunun insanlara faydadan çok zararlı olma ihtimali vardır.. Batı'da gazeteye verilen ilk isim genelde "Jurnal" kelimesi olmuş zannediyorum. Bunun Türkçe karşılığı, gammazlamak, çekiştirmek, dedikodu etmek olsa gerektir. Bu manadaki gazetecilik, yer yer halkı bilgilendirse de, temelde insanların kirli çamaşırlarını ortaya çıkarmak, gizli kapaklı işlerini faş etmek ve merak uyarıcı şeylerle okuyucu bulmaya çalışmak.. gibi menfaatlere dayanmaktadır... Acıdır ki, bu anlamdaki gazetecilik, dünyanın her yerinde olduğu gibi, bizim dünyamıza da aynen aktarılmış ve kabul de görmüştür. Bu kabul, İslami esaslarla çatışmasına rağmen, maalesef Müslümanlar arasında etkisini sürdürmektedir.

Geçenlerde bir dostum, ideal manada gazetecilik yapabilmek için, bazı istidatlı insanların Washington Post, Times, Le Figaro gibi gazetelerde çalışması gerektiği tezini savundu. Aslında bu değer yargısı bir anlamda doğruydu. Zira gazetecilik, bugünkü misyonu içinde elbette onlardan öğrenilirdi. Ancak yalan üzerine bina edilmiş, yalan dolu haber ağlarına bağlı bir dünyadan, doğruya tercüman olmaya çalışan insanların fazla bir şey öğrenemeyecekleri de açıktır.

Bize göre (jurnalcilik) yani gammazlık, milleti birbirine düşürme, gıybet yapma, su-i zanda bulunma, Allah'ın yasakladığı çirkin amellerdir.. Biz yargısız infazda bulunamayız.. kimsenin ırzı, şerefi, namusu ile oynayamayız.. inancımız gereği bunların hepsini haram kabul ederiz..

Öyle ise Müslüman camia, kendi değerleri çizgisinde bir gazetecilik anlayışı geliştirmek zorundadır!.."

Demek, 'kendi değerleri çizgisinde bir gazetecilik anlayışı geliştirme azminde olan okuyucularımız, ZAMAN'a bu azmin gereği olarak sahip çıkmakta, onu çok daha geniş kitlelere ulaştırmayı, ülkenin birlik, beraberliğine katkı sağlayan örnek bir gazetecilik hizmeti olarak görmektedir. ZAMAN'ı bir milyona çıkarmak için de kolları bu niyetle sıvamış bulunmaktadır.

Bu vefalı ve azimli okuyucularımıza (kolay gelsin, hayırlı, uğurlu olsun..) diyor, böyle birleştirici anlayış içinde hizmet vermek isteyen refiklerimizin de aynı sıcak ilgiyi görmelerini dilediğimizi de özellikle ifade etmek istiyorum.

dığı çirkin amellerdir.. Biz yargısız infazda bulunamayız.. kimsenin ırzı, şerefi, namusu ile oynayamayız.. inancımız gereği bunların hepsini haram kabul ederiz..

Öyle ise Müslüman camia, kendi değerleri çizgisinde bir gazetecilik anlayışı geliştirmek zorundadır!.."

Demek, 'kendi değerleri çizgisinde bir gazetecilik anlayışı geliştirme azminde olan okuyucularımız, ZAMAN'a bu azmin gereği olarak sahip çıkmakta, onu çok daha geniş kitlelere ulaştırmayı, ülkenin birlik, beraberliğine katkı sağlayan örnek bir gazetecilik hizmeti olarak görmektedir. ZAMAN'ı bir milyona çıkarmak için de kolları bu niyetle sıvamış bulunmaktadır.

Bu vefalı ve azimli okuyucularımıza (kolay gelsin, hayırlı, uğurlu olsun..) diyor, böyle birleştirici ilke ve anlayış içinde hizmet vermek isteyen refiklerimizin de aynı sıcak ilgiyi görmelerini dilediğimizi de özellikle ifade etmek istiyorum.

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org