DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2141

Mevlana:Şarabi o içmiş,sarhoşluğu siz yapıyorsunuz!

737. vuslat yılı münasebetiyle düzenlenen Mevlânâ Haftası'nda, dünyanın her tarafından akın edip gelen ziyaretçilerle dolup taştı Konya. Demek ki asırlar geçer ama Hz. Mevlânâ sevgisi geçmez. O, tüm hatıralarıyla hayatımızda ve gönlümüzdedir. İşte onun unutulmaz hatıralarından bir demet sizlere. Zannederim siz de benim gibi sevgi ile okuyacak, takdirle değerlendireceksiniz bu mesaj yüklü misalleri.

***

Hz. Mevlânâ, zikir halkasına katılmış, çevresiyle birlikte zikrediyordu. Tam bu sırada bir sarhoş da dışarıdan halkaya katılıp zikretmeye başladı. Ancak sarhoş dengesini tutamıyor, yalpa yaprak yanındakilere çarpıyordu.

Tutup dışarıya atmak istediler. Ama sarhoş, zikir halkasından çıkmak istemeyince tartışma çıktı. Mevlânâ sordu:

-Neyi tartışıyorsunuz?

-Sarhoştur, dediler içimizden çıkarmak istiyoruz, o da çıkmak istemiyor!

Cevabı kısa oldu;

-Demek şarabı o içmiş, sarhoşluğu siz yapıyorsunuz!.

Bunun üzerine derin bir sessizlik olur. Sonra hep bir ağızdan zikir cümlesi aynı olur:

-Şarabı o içmiş, sarhoşluğu siz yapıyorsunuz!

Hz. Mevlânâ son uyarısını da şöyle yapar:

-Düşene herkes tekme atar, bir tekme de siz atmayın!..

Gelin bu cümleyi de biz tekrar edelim:

-Düşene herkes tekme atar, bir tekme de biz atmayalım!

***

İki kişi sokak ortasında ağız dalaşı yaparak tartışıyorlardı. Biri dedi ki:

-Bana bak!.. Ben öyle bir adamım ki, bana bir söylesen bin tane cevap alırsın!..

Oradan geçmekte olan Mevlânâ, bu sözü söyleyen adamın yanına varıp çenesi altına kadar sokularak şöyle dedi:

-Ben de öyle bir adamım ki, bana bin tane söylesen bir tane dahi cevap alamazsın!..

Bir söze bin cevap vereceğini söyleyen adam, bu defa bir tane dahi cevap veremedi...

***

Bir talebesi evlenmiş, hayata karışmıştı. Ziyaretine geldiğinde kılık kıyafetinden ihtiyaç içinde olduğunu anlamıştı. Fakat halkın içinde mahcup etmeden nasıl yardımcı olabileceğini düşünüyordu. Tam o sırada kalkıp gitmek üzere olan talebesine seslendi:

-Osman! Sen eskiden çok mütevazı biri idin, kalkıp giderken elimi öperek giderdin.

Osman mahcubiyetle Mevlânâ'ya doğru yönelerek yaklaşıp elini öpmek istedi. O sırada avucu içine önceden hazırladığı altınları kimsecikler görmeden Osman'ın avucu içine sıkıştırarak elini kapatan Mevlânâ, şu tembihte bulunmayı da ihmal etmedi:

-Osman dedi, ben el öptürmeyi çok severim, sık sık gelip elimi öpmeni istiyorum!..

Osman, avucu içindeki altınları sıkı sıkıya tutarak çıkıp evin yolunu tutarken bir yandan alacağı ihtiyaçlarının sevincini yaşıyor, bir yandan da bu zarif anlayış karşısında gözyaşlarını tutamıyordu.

***

Cübbesindeki düğme sallanıyordu. Hanımı Gevher Hatun, hemen oracıkta ayaküstü düğmeyi dikmek istedi. Halk arasındaki söylentiyi hatırlatarak da:

-Efendi, dedi ağzına bir çöp al da bir uğursuzluğa uğramayasın!..

Mevlânâ bu boş söylentiyi zarif bir cevapla düzeltti:

-Hanım sen merak etme. Ben ağzıma çöp yerine Kulhüvellahü'yü aldım. İhlas Sûresi çöpten iyi korur beni.

***

Bir gün Konya çarşısında yürürken bir papaz kendisini görünce hemen ayağa kalkmış, sonra da yarıya kadar aşağıya eğilerek hürmetle selam vermişti. Bunu gören Mevlânâ ise papazdan daha aşağıya eğilerek selamına mukabele etti. Bu duruma itiraz eden bir Müslüman:

-Bir papaza da bu kadar aşağıya eğilmek olur mu? deyince şu cevabı verdi:

-Tevazuda da papazı geçmemiz gerekir

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org