DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2721

Maneviyat büyüğü Maruf'dan yetişme ve yaşama örnekleri..

 

     Vefatından sonra da tasarrufu devam eden 4 büyük evliyadan biri olduğu ifade edilen Bağdat'ın büyük velisi Maruf-u Kerhi, aslında İranlı Hıristiyan bir ailenin çocuğuydu. Hıristiyanların öğretmeye çalıştıkları üçlü Allah inancı aklına yatmayınca ailesini ve çevresini terk ederek Bağdat'a kaçan Maruf, imam Ali Rıza'nın medresesine sığınır. Ehli Beyt'in 8. imamı sahip çıktığı bu gence der ki:

-Büyük dedem Hazreti Resulüllah, İranlı Selman-ı Farisi'yi Ehli Beyt'inden sayarak sahip çıkmıştı, şimdi ben de İranlı Maruf'u Ehli Beyt'imden sayarak sahip çıkıyor, hane halkımdan biri gibi yetiştirmek istiyorum! Öğrenim devren bitinceye kadar yanımda kalabilirsin..

Böylece Hıristiyan ailesinden kaçan Maruf, din adına aradığı gerçeklerin İslam'da olduğunu Ehli Beyt imamından aldığı eğitimde anlar, kısa zamanda örnek bir Müslüman genci haline gelir.

Bu sıralarda Kufe mescidinde dinlediği büyük mutasavvıf İbnü's-Semmak'ın şu cümlesi de Maruf'u çok etkiler:

"Hangi kul, Allah'a bütün varlığıyla yönelirse Allah da ona tüm ikram ve ihsanlarıyla karşılık verir, mahrum bırakmaz!.."

Bu hatırlatma da genç Mâruf'un bütün varlığıyla Yaratan'ına yönelmesine sebep olur.

Bu sıralarda Maruf'taki hızlı gelişmeyi gören mezhep sahibi Ahmed bin Hanbel'in değerlendirmesi de şöyle olur:

- Bir Müslüman'ı kurtaran, önce kuvvetli imanı, sonra ihlaslı amelidir. Maruf'ta ise bu iman ve ihlaslı amel imrenilecek dereceye ulaşmıştır!..

Medine'de yaşayan büyük veli Süfyan bin Uyeyne; ziyaretine gelen Bağdatlı Müslümanlara "Büyük veliniz nasıldır?" diye sorar. Onlar da "Kimdir bizim büyük velimiz?" deyince, "Hıristiyan ailesinden kaçıp gelen Mâruf'u kast ediyorum." diyerek şöyle tembihte bulunur:

"Mâruf'u önemseyin. Siz Maruf'u önemsediğiniz takdirde Allah da sizi önemser, irşadından istifade etmeyi nasip eder."

Bağdat'taki eğitim merkezlerinde kısa zamanda kendini yetiştiren Maruf, artık kendisi de öğrenci yetiştirmeye başlar, hayatını hizmete vakfeder. Seriyyüs'Sakati gibi maneviyat büyüklerini yetiştirdiğine bakılırsa nasıl bir hizmet içinde olduğu tahmin edilebilir. Şu sözler ona aittir:

-Hayatımızı İslamî hizmete öylesine vakfetmeliyiz ki bu sırada dünyamızı kaybetsek üzülmemeli, kazansak sevinmemeliyiz. Çünkü bu hayatın hedefi, dünyayı değil, ahireti kazanmaktır! Ahiretini kazanan ise hiçbir şeyini kaybetmemiş sayılır..

İslam'ı sadece sözle değil, halle de anlatmak gerektiğini ifade eden Maruf şöyle der:

-Bir kul hayra layık hale gelirse, Allah ona halle örnek olma kapısını açar, dilinden önce hali konuşur.

Hayatı boyunca maruz kaldığı zorlukları derin tevekkülüyle yenen Mâruf bu konuda da şöyle der:

-Hayatınızda Allah'a öylesine tevekkül edin ki, bütün sıkıntılarınızda dayanak ve desteğiniz yalnız Allah olsun, başka kimseden destek aramaya gerek duymaz hale gelin..

Bağdat'ta kendisini yetiştirip hidâyete erdikten sonra, dönüp Hıristiyan anne-babasını ziyarete giderek onların da hidâyetine sebep olan Maruf, anne-baba hakkını şöyle ifade eder

-Elinde hürmetle tuttuğun Kur'an-ı Kerim'e bakman nasıl ibadetse, anne-babana bakman da öyle ibadettir. İbadetin birini öne alıp ötekini geriye atman mümkün olmaz..

Bir adam Maruf'un İslamî hassasiyetlerini görünce merak ederek der ki:

- Senin böylesine hassas yaşayışın ahirette hesap verme korkundan mıdır? 'Hayır!' der. 'Kabir azabı korkundan mıdır?' Yine 'Hayır!' der. 'Öyleyse cehennem azabı korkundandır.' deyince Mâruf şu karşılığı verir:

-"Bu saydıkların nedir ki? Benim bütün hassasiyetim, bu saydıklarının tümünü de tasarrufunda tutan Rabb'imin rızasını kazanmak niyetimdendir. Zira O razı olduktan sonra bu saydıklarının hepsinden de korur ve kurtarır kulunu. Yeter ki kul, önce Rabb'inin rızasını kazanmış olsun."

Bütün varlığıyla İslam'a hizmete yöneldiğinden dolayı dünya malı adına hiçbir şeye sahip olmayan Maruf, yetiştirdiği meşhur talebesi Seriyyüs'Sakati'ye vasiyetini şöyle yapar:

-Vefatımın vaki olduğu anda hemen gömleğimi çıkarıp bir yoksula verin, dünyaya nasıl geldi isem ahirete de öyle gitmek istiyorum, hesabını vermek zorunda kalacağım bir dünya malı kalmasın zimmetimde diye düşünüyorum

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org