DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 1715

Mısırda böyle Müslümanlar da yaşamış?

Mısır, tarihi boyunca ibretli olayların yaşandığı zengin kültürlü bir kadim ülkedir. Orada acı tatlı birçok olay yaşanmış, bu olayların birçoğu da tarihin ibretli sayfalarına aksederek bizlere kadar intikal etmiştir.

İşte böyle ibretli olaylardan birini “İslam’ı Böyle Yaşadılar” kitabından birlikte okuyoruz bugün. Acı şekilde başlayıp tatlı şekilde sona eren bu ibretli olay şöyle cereyan eder.

Mısır’da Müslümanlarla Hıristiyanlar tarih boyunca birlikte yaşamışlardır. Ancak araya fitne sokmak isteyenler de eksik olmamıştır günümüzde olduğu gibi. Nitekim bir gece Ezher mahalle mescidi ateşe verilir, sabaha kadar mescit yanıp kül olur.

Buna üzülen Müslüman halk, camiyi yakanları araştırmaya başlar. Söylentiler alıp yürür:

-Bu mescidi çevredeki Hıristiyanlar yaktı, onlar günde beş vakit ezan okunmasını çekemiyorlardı.. Bu sırada bir gece karanlığında çevredeki Hıristiyan mahallesindeki evlerde de yangın çıkar, birçok ev de yanıp kül olur sabaha kadar. Can kaybı da yaşanır bu sırada..

Araştırmalar sonunda suçlu sanılan iki kişi bulunup hakimin huzuruna çıkarılır. İki sanıktan birine idam cezası veren hakim, ötekine de kamçı vurma cezasını gerekli görür..

İdam cezası verdiğinin eline idam kağıdı, kamçı cezası verdiğinin eline de kamçı cezası kağıdı verip bir hücrede bekletilmeye başlanır.

Bu sırada idam cezası alan adam hücrede, şimdi benim halim ne olacak? diye durmadan ağlamaya başlayınca arkadaşı sorar:

- İdamdan korktuğun için mi ağlıyorsun? Ağlayan arkadaşı cevap verir:

- Hayır, idamdan korktuğumdan değildir ağlayışım. Benim yaşlı bir annem var, benden başka bakacak kimsesi yok. İdam edilirsem yaşlı annem perişan olup ortada kalır, ona kim bakar? Onun için ağlıyorum!. der.

Arkadaşı bu defa, öyle ise yalnız kalan annene bakman için bir çare bulalım, der.

- Buna çare bulunur mu? Elimde idam kağıdı, önümde de idam sehpası, diye sızlanır ağlayan adam.

Arkadaşı ise düşündüğü çareyi şöyle anlatır:

- Ben elimdeki kamçı cezası kağıdını sana vereyim, sen de elindeki idam cezası kağıdını bana ver, senin yerine ben idama gideyim, sen kamçı cezanı çektikten sonra hemen yaşlı annene hizmete koş, benim de böyle bir iyiliğim kalsın geride!. der.

Çok sevinir idamlık adam. Hemen ellerindeki kağıtları değiştirerek beklemeye başlarlar. Nihayet infaz memurları gelir.

- Haydi yürüyün bakalım infaz yerine, derler.

Cezanın tatbik edileceği yere vardıklarında karşılarında kendilerini cezalandıran hakimi bulurlar. Hakim verdiği hükmün adil olduğundan emin değildir. İnfaz sırasında mahkumların durumunu incelemek niyetiyle orada bulunmaktadır. İdam hükmü verdiğine işaret ederek:

- Şunu ipe doğru götürün bakayım! der. Ama bakar ki ipe o değil de öteki gidiyor.

- Ver bakayım elindeki kağıdı? diyerek yazılı kağıdı alıp bakınca idam yazılı olduğunu görür, şaşırıp sorar:

- Ben sana idam değil, kamçı cezası vermiştim, nasıl oldu böyle? Anlatmak zorunda kalır idama giden.

- Efendim, bu arkadaşımın yaşlı annesi varmış, ona kim bakacak diye ağlayıp duruyordu. Ben kamçı cezası kağıdımı ona verdim, onun idam kağıdını da ben aldım. Varsın kimsesiz yaşlı annesine baksın, anne hakkı başka hakka benzemez diye kağıtları değiştik. Nasıl olsa eninde sonunda öleceğiz. Gerçek adalet de orada mutlaka doğru şekilde tecelli edecektir! der.

Zaten suçluların durumunu incelemek için gelmiş olan hakim düşünmeye başlar:

- Bu nasıl anne hakkı anlayışı, bu da nasıl anne hakkını düşünene yardım etme fedakarlığı? Hemen o anda verdiği mahkumiyet kararını değiştirme gereği duyar:

- Sizler bu suçu işleyecek karakterde insanlar değilsiniz! Hakkınızdaki mahkumiyet kararımı beraate çeviriyor, ikinizi de serbest bırakıyorum, haydi doğruca evinize gidin, ailenize bakın.. der.

Böylece acı başlayan bir olay tatlı şekilde sona erer. Bize de bu tatlı olayı sizlere arz etmek düşer.

Demek annesi için böyle ağlayanlar da olmuş, ona yardımcı olmak için böyle fedakarlar da çıkmış tarihte? Her ikisi de iyi niyetinin karşılığını görmüş sonunda? Bundan dolayı da  "Sen niyetini düzelt, halk bilmezse Halik bilir " denmiştir.

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org