DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 1495

Başarının (Baş döndürme imtihanı) üzerine..

 

  Hepimiz en başta başarılı olmayı hedefler, gece gündüz başarı hayalleri kurarız değil mi? Ama başarının sonunda baş döndüren bir imtihanın bulunduğunu da pek düşünmeyiz.
 Düşünmediğimiz için de, başarımızın sonunda nihayet bizim de başımız döner, meğer ben neymişim de haberim yokmuş, demeye bile getirir, kimseyi dinlemez hale bile gelebiliriz. Tecrübe sahibi büyükler bu hale, (başarının baş döndürme imtihanı!) diyerek  düşündürmek isterler başarılı kimseleri!

 Nitekim Horasanlı bir hacının hac yolunda kazandığı küçük bir başarısı dahi, sonunda ne kadar başını döndürdüğüne ait verilen şu örnek de, tüm başarı sahiplerini düşündürmek için verilmiştir irşad eserlerinde.

Horasan’ın en yoksul ve mütevazı adamı Hasan Müzeyyin, gece gündüz Kâbe’yi ziyaret duygusuyla yanıp tutuşmaya başlar. Ancak Horasan’dan kalkıp çölleri aşarak gidebileceği ne bir bineği var, ne de beş kuruş parası. Bütün bu yoklara mukabil bir şeyi var. O da Rabb’imizin kalbine,gönlüne ilham ettiği aşkı, şevki ve azmi..

 İşte bu sebeple bunca imkânsızlığına rağmen aç, susuz çöllere düşmüş, vahaları geçmiş, dağları tepeleri aşmış... nihayet mihnet, meşakkatlerle sürdürdüğü uzun çöl yolculuğunun sonunda Mekke’ye ulaşmış...Hayret ve hasretle Harem-i Şerif’e girmiş, gözyaşları içinde Kâbe’yi tavaf etmiş, yanındaki zemzemden de kana kana içmiş, sonra da Kâbe’nin karşısında müsait bir yere oturarak şöyle bir nefes almak istemiş..

İşte bu tefekkür sırasında yolculukta karşılaştığı bunca zorluk ve sıkıntıları düşünmeye başlamış:

-Neydi çölde geçen haftalar, günler; zorluk ve yokluklar. .Açlık ve susuzluklar?..

Bunları hayal ederken Kâbe’ye karşı duyduğu hayranlığını bu defa kendi nefsine karşı duymaya başlamış:

-Bravo Hasan Müzeyyin demiş, sen ne kadar da kuvvetli, kudretli, başarılı adammışsın. Bunca yokluğa, bunca zorluğa rağmen yılmadan Horasan’dan buraya çölleri aşmış, vahaları geçmiş, nihayet Kâbe’ye ulaşmışsın. Yoktur bunca hacıların içinde senin gibi başarılı bir hacı!

 Gördünüz mü başarının, en en mütevazı adama verdiği baş döndürücü benlik duyusunu, büyüklük iddiasını?

  Aslında haksız da değildir . Bunca çölleri, vahaları o aşmış, bunca zorlukları o yenmiş…

   Ne var ki başarının sonunda kendisini bekleyen baş döndürücü benlik imtihanından haberi yoktur. Başarının bakışını bulandırma imtihanına maruz kalabileceğini hiç hayal etmemiş.

 İşte bu sırada kendinin herkesten başarılı bir büyük adam olduğuna karar vermek üzere olduğu sırada bir uyarı sesi gelir kulağına. Ses diyor ki:

- Hacıefendi! kendine gel, kendine! Bunca yolları, vahaları, çölleri sen kendi kabiliyetinle  aşmadın, zorlukları sen yenmedin. Rabb’in sana bu aşkı, şevki, azmi ve gayreti verdi de onlarla aştın çölleri. Rabb’in sana böyle azim ve aşk lütfetmeseydi kendinde bunları başaracak güç kuvveti bulamaz, bunca zorlukları yenme gayretine giremezdin. Unutma, senin bu başarıda hissen, sadece ‘niyet edip teşebbüse geçmenden ibarettir!’ Niyet ve teşebbüsten sonraki gelişmelerin tümü de Rabb’inin sana ikramı, ihsanıdır. Sakın Rabbi'nin ikramı olan başarıyı kendi nefsine mal edip de “ben-ben” demeye kalkma, kazanırken kaybetme!

 Beyninde yankılanan bu sesten sonra başını kaldırıp bakar ki, karşısında 'Harem-i Şerif'in manevi muhafızı' olarak bilinen maneviyat büyüğü meşhur ‘Ebu Bekir Kettani’ hitap emektedir kendisine. Harem-i Şerif muhafızı uyarısını şöyle tamamlar:

- Dikkat et der, Rabb’imiz Nisa Sûresi ayet 79’da buyurur ki:

“Sana verilen tüm iyilik ve hayırlar Allah’tandır. Bunları nefsine mal ederek gasp etme. Kazandığın tüm kötülük ve günahlar da nefsindendir, onları da başkalarının üzerine atma,kendine aittir!.”

 İşte sözün burasında düşünme sırası bize geliyor:

-Ne dersiniz, Rabb’imizin yardımıyla başardığımız hayırlı amel ve hizmetlerimizi biz de kendi nefsimize mal ederek kimseyi dinlemez,başına buyruk hale mi geliyoruz yoksa? Bu yüzden de aczimizi zaafımızı hatırlatan ilhai ikazlara,başarısızlıklara mı layık görülüyoruz?

 Bu önemli konuyu kendilerini başarılı bulan herkes düşünmeli mi? Düşünmeli de ‘ben ben’  yerine ‘biz biz’ mi demeli?
....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org