DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 1335

Bediüzzaman Hazretleri tarikata karşı değildi

Soru: Bazı dostlarımız tarikat aleyhinde konuşuyor, bizlere de aleyhte fikirler aktarıyorlar. Biz itiraz edince de, İslam’ın başında tarikat yoktur, Bediüzzaman Hazretleri de bu yüzden tarikatlara karşı çıkmıştır, diyerek bizi etkilemeye çalışıyorlar. Özellikle Bediüzzaman Hazretleri’nin tarikatlara karşı olduğu iddiası doğru mudur, bunu öğrenmek istiyoruz. Çünkü onun görüşleri bizce önemlidir?

Cevap: En baştan ifade etmeliyim ki, Bediüzzaman Hazretleri tarikatlara karşı olmamış, tarikatların geçmişte yaptığı çok önemli tarihi hizmetlerini de yazdığı (Telvihat-ı Tis’a) risalesinde, fevkalade sayılacak derecede bilgiler vererek tarikata duyulan sevgiyi azaltma değil aksine artırmıştır.

Kaldı ki, her kurum ve sistemin içinde iyilerin yanında bazı kötü örnekler de bulunmakta, tertemiz kurumu ve sistemi maalesef şüpheyle karşılanır hale getirenler de görülmektedir. Bu gibi yanlışlıklar elbette o kurumu temsil etmez, o yanlışlara bakıp da tarikatın aleyhinde olmak da makul görülmez.

Bediüzzaman Hazretleri’nin 29. Mektup’ta kaydettiği ihlas ve muhabbet anlayışına baktığımızda görüyoruz ki, tarikatlar samimi şekilde yaşayan mensuplarını iman ve ihlasın zirvelerine yükseltmekte, örnek mümin haline getirmektedir.

İşte (Telvihat-ı Tis’a) risalesinde, tarikatın ihlas ve muhabbet anlayışından şöyle tespitler sunmaktadır:

******

Tarikattaki velayet şubelerinin en mühim esası, ihlastır. Çünkü ihlas ile insan hafi (gizli) şirklerden halas olur. İhlası kazanmayan kimse ise o yollarda gezemez. O yolların en keskin kuvveti, muhabbettir.

Evet, muhabbet, mahbubunda bahaneler aramaz ve kusurlarını görmek istemez. Ve kemaline delalet eden zayıf emareleri, kavi hüccetler hükmünde görür. Daima mahbubuna taraftar olur, kolay kolay sırat-ı müstakimden ayrılamaz.

İşte bu sırra binaendir ki, muhabbet ayağıyla marifetullaha teveccüh eden tarikat mensubu zatlar, şübehata ve itirazata kulak vermezler, kolay kurtulurlar. Binler şeytan toplansa, onların Mahbub-u Hakiki’sinin kemaline işaret eden bir emareyi onların nazarında iptal edemez...

İşte bu sırra binaendir ki, umum meratib-i velayette marifetullahtan gelen muhabbet, en mühim maya ve iksirdir.

Ayrıca: Tarikatın tarif ettiği bu dünya darü’l-hikmettir, darü’l-hizmettir, darü’l-ücret ve mükafat yeri değil. Buradaki ameller ve hizmetlerin ücretleri berzahta ve ahirettedir. Buradaki ameller berzahta ve ahirette meyve verir.

Madem hakikat budur; uhrevi amellere ait neticeleri bu dünyada istememek gerektir. Verilse de, memnun olarak değil, mahzun olarak kabul etmek lazımdır. Çünkü, Cennet’in meyveleri gibi kopardıkça yerine aynı gelmek sırrıyla baki hükmünde olan uhrevi amellerin meyvesini, bu dünyada fani bir surette yemek akıl kârı değildir. Baki bir lambayı, bir dakika yaşayacak ve sönecek bir lambayla değişmek gibidir.

İşte bu sırra binaen, ehl-i velayet hizmet ve meşakkat ve musibet ve külfeti hoş görüyorlar, nazlanmıyorlar, şekva etmiyorlar. “Elhamdülillahi ala külli hal” diyorlar.

Keşif ve keramet, ezvak ve envar verildiği vakit, bir iltifat-ı İlahi nev’inden kabul edip gizlemesine çalışıyorlar. Fahre değil, belki şükre, ubudiyete daha ziyade giriyorlar. Çokları o hallerin gizlenme ve kesilmesini dahi istemişler, ta ki, amellerindeki ihlas görüntüler sebebiyle zedelenip zayi olmasın.

19 Mart 2014, Çarşamba

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org