DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 1194

Ramazan’da kazandığı istikametini bayramdan sonra kaybetmeme görevi!.

Evet, Ramazan’da dolup taşan camilerin Ramazan sonrasında boşaldığı görülünce hemen aklımıza (Hud Sûresi’ndeki) ayet-i kerimenin ikazı gelmektedir:

- “Emrolunduğun istikamette sabit ve sadık ol!..”

İşte bu açık uyarıdan dolayı Ramazan’dan sonra hemen herkesin en mühim görevi, Ramazan’da kazandığı İslami istikametini, dini hassasiyetini Ramazan sonrasında da ihmale düşmeden korumak olmalıdır.

‘Ramazan’dan yeni çıktım, kazandığım dini hassasiyetim kuvvetlidir, öyle ise böyle özel bir istikametimi koruma dikkat ve hassasiyeti içinde olmama gerek yoktur’ gibi bir yanılgıya düşmemelidir.

Bunun aksi de böyledir. Ramazan’ı yaşayamayan bir ihmalkar da: ‘Ben Ramazan’da bile istikametimi düzeltmedim, bundan sonra da düzeltemem!’ diye peşin bir ümitsizlik kuyusuna kendini atmamalıdır.

Aksine demelidir ki, Ramazan’daki durumum iç açıcı olmayabilir ama bugün irademi güçlendirip istikametimi pekâlâ düzeltebilirim.

Öyle ise “Emrolunduğun gibi istikamette sabit ve sadık ol!” ayetinin ikazı, camilerin boşaldığı bayram sonrasında da bizi uyaran bir numaralı meselemiz olmalıdır.

İşte size istikametimizi koruma titizliği konusunda muhteşem bir misal.

Efendimiz (sas) Hazretleri, belli bir tarihten sonra mübarek saçlarının süratle beyazlamaya başladığını görüp de merakla soranlara yaptığı açıklamasında bakın ne buyuruyor:

- Hud Sûresi’ndeki “Emrolunduğun gibi istikamet üzere ol!” ayetinin uyarısı saçlarımı böyle beyazlattı!

Demek ki, istikamet üzere olma hassasiyetimiz bizim de saçlarımızı ağartacak derecede bir numaralı meselemiz olmalıdır. Hem de camilerin boşaldığı Ramazan sonrasında da.

Nitekim hep istikametini koruma hassasiyeti içinde yaşayan maneviyat büyüğü Şah-ı Nakşibend Hazretleri’ne derler ki:

- Falan zatın istikameti o kadar düzgün ki, bazen sabah namazlarını Kâbe’de kıldığı bile görülmektedir.

- ‘Mühim değil!’ der. ‘Dicle Nehri’nin üzerinden suya batmadan yürüdüğü de görülmüştür.’ derler. ‘O da mühim değil!’ der. ‘Bahçesinde çalışırken zemin çamur olursa seccadesini havaya atıp namazlarını üzerinde kıldığı da olmuştur.’ derler. ‘O da mühim değildir!’ deyince sorarlar:

- Efendi Hazretleri, o mühim değil, bu mühim değil de, sizin için ne mühimdir?

Cevaba bakın da, ne mühimmiş görün:

- Benim için mühim olan der, o istikamet çizgisini son nefesine kadar devam ettirmesidir. Zamanla gevşeyip dini hassasiyetini yitirmemesidir. Bir ay Ramazan’da camileri doldurup ondan sonra boş vermişliğe düşenlerden olmamasıdır.

Öyle ise hiç kimse Ramazan-ı Şerif’teki iyi haline bakıp da kendini garantide görüp gevşemesin. Yine hiç kimse de Ramazan’daki ilgisizliğini düşünüp de ‘benden istikameti düzgün bir adam çıkmaz’ ümitsizliğine kapılmasın. Hemen herkes istikametine yönelme ve koruma konusunda devamlı bir gayret ve azmin içinde olsun, Allah Resulü’nü ihtiyarlatan “İstikamet üzere ol!” ayetinin ikazı, hemen hepimizin saçlarımızı beyazlatacak derecede bir numaralı meselemiz olduğunun farkında olunsun!..

İşte bu anlayış içinde kendimize şöyle bir soru sorarak diyoruz ki:

- Böyle bir hassasiyetimiz söz konusu mu yaşadığımız şu mübarek Ramazan-ı Şerif’ten sonra? İstikametini düzeltenler korumak için, düzeltemeyenler de düzeltmek için saçlarımızı beyazlatacak derecede bir hassasiyet ve sorumluluk duygusu içinde olmamızın farkında mıyız?..

Ne dersiniz, düşünmeye değer bir meselemiz mi bu istikametimizi koruma meselemiz?

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org