DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2986

Yoksul Maaşını Muhtaç Olmayan Alamaz

Bir okuyucum, bakımsız ihtiyar ve sakatlara devletin maaş bağladığını ifade ile bu maaştan imkânı yerinde olanların da faydalandığını yazıyor, bundan sonra da sualini şöyle tevcih ediyor: SUAL: ? Sadece yaşlı olduğundan, yahut sakat kaldığından bu maaşı almak uygun olur mu? Yoksa bunun şartı mı var? Muhtaç olmaları zarurî mi?
? Bu suale isabetli cevap verebilmek için devletin maaş bağlayacağı kimsesiz, yaşlı ve sakatlarda aradığı vasıfların varlığına bakmak gerekir. Maaşı bağlayacağı kimselerde hangi vasfı arıyor, hangi durumda olana maaş bağlıyor? Şâyet, devletin saydığı muhtaçlık hâli mevcutsa, şart yerine gelmiş, maaşı almaya hak kazanmıştır. Mevcut malı, yahut bakanı varsa, şart yok demektir. Şart olmayınca meşrut da olmaz, maaşı alma hakkı doğmaz. Demek ki sadece yaşlılık, sakatlık, maaş alma sebebi olamaz. Muhtaçlık esastır.

Kısaca diyebiliriz ki, geçimden âciz, bakımsız malûller bu maaşı alabilirler. Öyle ise herkes kendi vicdanına müracaat ettiğinde muhtaç olup olmadığını başkasından iyi bilir.

.......................

Yaşlı ve sakatlara maaş bağlamak yeni bir âdet değildir. Bu anlayışın ilki, İkinci Halife Hazret-i Ömer zamanında tatbik edilmiştir. Dolayısıyla buna bid?at, yahut yanlış birşey denemez, tebrik ve takdire lâyık bir devam olarak bilinir.

Hattâ Hazret-i Ömer?in zamanında Beytü?l-Mâl dediğimiz devlet hazinesinden hastalara, yâni cüzzamlılara da maaş bağlanmış, insanlara muhatap olup da çalışmaları mümkün olmadığından böyle bir aylığa lâyık görülmüştür.

Demek ki, muhtaç yaşlılara, insanlarla muhatap olamayacak durumdaki hastalara geçinecekleri kadarıyla maaş bağlayıp, geçim sıkıntısından kurtarmak, İslâm?ın ilk günlerinde gösterdiği güzel bir tatbikat, hayırlı bir örnektir.

Nitekim tarihlerin kaydına göre hazineden maaş alan bu cüzzamlı hastalar için ilk hastane de Emevî halifelerinden Velid bin Abdülmelik zamanında inşa edilmiştir. Hicrî (89), milâdî (707)?de hizmete geçmiş olan bu hastanede cüzzamlı ve yaşlılara bağlanan maaştan sonra, gözlerinden mahrum âmâlara da maaş bağlamakla kalınmamış, onlara birer tane de kılavuz tahsis edilmiştir.

Bu (yed)ci, yâni âmâları götürücü kimseler, dâima emirlerinde olur, istedikleri yere götürüp gözden mahrumiyetin üzüntüsünü azaltmaya çalışırlardı.

Bağdat?da neşredilen (Et-Terbiyetü?l-İslâm)?da verilen bilgide kötürümlerin de ismi geçmektedir. Kötürüm, yâni yerinden kalkamayanlar, yahut kalkınca oturamayanlar da hastanede birer yardımcıya sahiptiler. Bugünkü tabiriyle hastabakıcıya kavuşmuşlardı.

Tarihlerin verdikleri bilgiden anlaşılıyor ki, hastanelerdeki bugünkü gelişmiş durumun temeli İslâm?ın daha ilk günlerinde atılmış, hattâ Resûlüllah?ın zamanındaki tatbikatların içinde bu teşebbüslerin delilleri bulunmuştur.

Nitekim ilk seyyar hastane Medine?de Mescid-i Nebî?nin bir köşesinde kurulmuş, Rufeyde adındaki hanım sahabî de, hastabakıcı olarak yaralı Saad bin Muaz?a tesettürlü hâlde hizmette bulunmuştur. ....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org