DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2316

Âmâ'nın Müezzin ve İmamlığı

Resûl-i Ekrem Hazretlerinin  dört müezzini vardı. Bunlar:

Bilâl-i Habeşî, İbn-i Ümmi Mektum, Sa'dülkarez ve Ebû Mahzure isimlerindeki zatlardı.

Diğerleri âzâ bakımından sağlam oldukları hâlde, İbn-i Ümmi Mektum'un iki gözü âmâ idi. Buna rağmen namaz vakitlerinde Bilâl-i Habeşî'den daha fazla isabet gösterirdi. Hattâ Ramazan gecelerinde ezanı çok erken okuyan Bilâl-i Habeşî, sahurdakilerin yemeklerini sabah oldu zanniyle yarıda bırakmalarına sebep olmuş, Resûlüllah Hazretleri de:

-Bilâl ezanı gece okuyor, siz yeyin için, tâ ki, İbn-i Ümmi Mektum okuyuncaya kadar! buyurmuşlardı.

Bu hadîs üzerinde etraflıca duran müctehidlerden İmam-ı Şâfiî ile İmam-ı Mâlik ve Ebû Yûsuf Hazretleri, sabah ezanını, vakti girmezden evvel okumanın câiz olduğuna bunu delil olarak göstermişler, câiz olmasaydı Bilâl erkenden ezan okumazdı, demişlerdir.

Bunlara muhalefet eden Ebû Hanîfe Hazretleri der ki:

- Sabah namazı için okunan ezan da diğer namazlar için okunandan farklı değildir. Yine vaktinde okunması zarurîdir. Bilâl'in okuduğu ezan sabah namazı için değil, o saate kadar ibâdetle meşgul olanlar yatsın, yatanlar da artık kalksın içindi. Nitekim bir başka hadîs-i şerîfte bu mâna daha da açıktır. Sizleri Bilâl'in ezanı şaşırtmasın, zira Bilâl, ibâdette olanlar yatsın, uykudakiler de sahura kalksın için okumaktadır! buyurulmuştur.

Bu ihtilâftan dolayı İmam Ebû Yûsuf ile diğer üç mezhebe göre, sabah namazının vakti girmeden ezan okumak câizdir. Ancak Ebû Hanîfe'ye göre, sabah namazının vakti girmeden ezan okunmaz, okunması hâlinde iâdesi gerekir.

Bir saat hassasiyetinde olan âmâ İbn-i Ümmi Mektum, dâima ikinci şafaktan sonra ezan okur ve namaz vaktinde de Resûlüllah Hazretleri'nin kapılarına gelerek:

- Essalâh Yâ Resûlâllah! diyerek imamını çağırırdı. İbn-i Ümmi Mektum'un bu derece hassasiyeti Resûlüllah'ın pek hoşuna giderdi. Bu sebeple çıktıkları gazâlarda İbn-i Ümmi Mektum Hazretleri'ni imamlık yapsın diye yerine vekil bırakırdı. Siyercilerin tesbitine bakılırsa, on dört defa Medine-i Münevvere'de Resûlüllah'a vekâlet etmiştir.

Fıkıh âlimleri bu hâdisenin de üzerinde durarak:

- Âmâ'nın imâmeti caiz mi, değil mi mevzuunu tedkik etmiş, câiz olmasaydı Resûlüllah Hazretleri âmâ müezzinini yerine vekil bırakmazdı, diye istidlâl etmişlerdir.

Bununla beraber kıbleyi tâyinde güçlük çekmesi, elbisesinde namaza mani kirin bulunması hâlinde görememesi sebebiyle âmânın imameti câiz, fakat mekrûhdur, denmiştir. Şâyet cemaat gazaya veya başka bir yere çıktığı için mevcudlar içinde daha efdali yoksa mekrûh olmayacağı da ifade edilmiştir.

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org