DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2773

Tercüme ile Tefsirin Farkı?

Tercüme ile Tefsirin Farkı?
Ziyaretime gelen bir zat, bir takım ilmî iddialar ortaya attı. Vahdetü?l-Vücûda dâir izahlarda bulundu.

Benim şaşkın dinleyişimden cesaret almış olacak ki, vahdetü?l-vücûd?a âit iddialarını âyetlerle te?yid etti.

Bir ara sabredemeyip, sordum:

? Sen bu iddialarına âyetleri delil gösteriyorsun, hangi tefsirde gördün bu hükümleri?

Rahatlıkla cevap verdi:

? Ben, tefsir değil falan zatın tercümesini okuyorum. Onun yaptığı tercümeden edindiğim bilgiye dayanarak bu âyetleri böyle yorumluyorum!

? Senin tercüme dediğin kitap kaç cild?

? Tek cild. Yâni tek cildin içinde hem Kur?an var, hem de tercümesi.

Demek ki, sayfanın ortası Kur?an, kenarı da koskoca Kur?an?ın kısacık tercümesi.

Başka bir ifadeyle, tek satır Allah kelâmı, tek satır kul kelâmı ile açıklanmakta, (işte bu âyetin mânası bu satırdan ibarettir) denmektedir.

Bundan sonra bir daha anladım ki, Kur?an?ın mânasını, ifade ettiği geniş hükümleri ve incelikleri anlamak için tercüme okuyan, okuduğu bu tercümeyle de kendi kendine hükümlere varan, büyük hatâlara düşüyor, belki de mâneviyat kaybına uğruyor. Zira tercüme okumazsa hiçbir şey bilmediğinden âyetin çok şey söylediğine inanıyor, kaybı olmuyor. Ama âyetin tek satır tercümeyle küçük bir hüküm ihtiva ettiğini tercümede görünce şaşırıyor, belki de mânen yıkılıyor, inancı sarsılıyor. Fayda değil, bu defa zarar görüyor. Vahdetü?l-vücûd?cu muhatabım gibi kendine göre anlayışlara sapıyor.

Bu mevzuyu uzatmamak için sizlere, Kur?ân?ı tam tercüme etmenin mümkün olmadığını, tercümeyle Kur?an?ın şâmil olduğu birçok mânalardan ancak birinin verildiğini diğerlerinin o kısa ifade içine giremediğini, olsa olsa tercüme değil de tefsirin olacağını ifade etmek istiyorum.

Böylece ciddî ve ilmî mevzuyu basitleştirmek için mes?eleyi oldukça avamî bir ifadeyle ele almamız gerekecektir. İlim adamları mazur görsünler.

Enbiyâ sûresi, âyet (46)?nın önce tercümesini arz edeceğim. Sonra da tefsirinden misâl vereceğim. Tâ ki, tercüme ile tefsir arasındaki farka dâir bir fikre varmış olasınız.

Tercüme:

? Rabbinin azâbından onlara çok az birşey dokunsa muhakkak ?Yazıklar olsun bizlere, bizler gerçekten zâlimlermişiz? diyecekler! (Enbiyâ sûresi, âyet: 46).

Demek ki, insanlar işledikleri günahların karşılığı olan azâbı âhirette görünce pişmanlık duyup, böyle diyecekler.

Bunu ne zaman söyleyecekler? Azâbın az bir parçasını tadınca. O az parça ne kadar az?.. İncelik burada, mu?cize, azâbın azlığının ifadesinde!

Ama, insanları hayrete düşüren o mu?cizeyi tercümede göremezsiniz. Göremeyince de yok sanırsınız. Yok sanınca da âyete olan hayranlık azalır, yahut da (Allah korusun) sarsılma vuku bulur. Mühim birşey yok gibi bir umursamazlık meydana gelir.

Dilerseniz okuduğunuz bu tercümede göremediğiniz inceliği tefsirde arayalım.

? Bu âyette, günahkâr insanların lâyık oldukları azâbın en küçüğünü âhirette tadınca nasıl feryad edecekleri bildirilirken azâbın azlığına rağmen şiddetin çokluğuna tam 6 şekilde işaret olunmaktadır: Âyeti inceleyelim.

1 ? Cümlenin başında (le?in) lâfzı vardır. Azlığı ifade eder. Azıcık bir azâb dokunsa feryad edecekler, demektir.

2 ? (Mess) kelimesi, azâbın iyice dokunması değil sadece mes edip, yalayıp geçmesiyle bu feryadın olacağına işaret vardır.

3 ? (Nefhatün) kelimesi, sadece azâbın kokusu gelse mânasını ifade eder ki, azâbın kendisi değil sadece kokusu, rüzgârı bile onlara dehşet verecek demektir.

4 ? (Min) ?Bazı? mânasına gelir ki, bu da azâbın tümü değil bazı şekli demek olur. Bu da azlığa delâlet eder.

5 ? (Azâb) kelimesi, (nekal) ve (ikab) kelimeleri yerine geliyor, bunlardan hafifi mânasına işaret ediyor.

6 ? (Rabbinin azâbı) diyor, merhamet ve şefkati ihsas eden (Rab) sıfatını kullanıyor. Kahhâr?ın ve Cebbâr?ın azâbı demiyor. Yâni daha şiddetli sıfatını zikretmiyor. Cebbâr ve Kahhâr sıfatıyla azâb etse kimbilir nasıl feryad edilir?..?

Demek ki, Kur?ân?a karşı gelenlerin âhirette pişmanlık duymak için, sadece azâbın en hafifini tadmaları yetecek. Hattâ, bu hafiflik o derece azlık ve küçüklük derecesinde olacak ki, (6) şekilde azlığa işaret eden, sadece bir kokusunu, rüzgârını hissetmeleri bile şiddet ve dehşet için kâfi gelecektir.

Ne yazık ki, âyetin kelimelerinde müşahede ettiğimiz bu incelikleri tercümede göremezsiniz. Tercümeyi okuyan adam, iki satırdan ibarettir zanneder, mes?ele biter. Ama tefsiri okuyan, hayretlere düşer, cümlelerin içinde hazineleşmiş koskoca mevzuları bulur, imanı kuvvetlenir, dindarlığı artar, azâbın şiddetini anlar.

Tercümenin ne kadar eksik ve kifayetsiz olduğunu öğrenmek isteyenler SÖZLER kitabındaki Mû?cizât-ı Kur?aniyye Risâlesi?ni okuyunca yeter bilgiyi alabilirler.

Aklen de düşünsek anlarız ki, Allah Celle Celâlühu tek satır kelâmı içinde yüzlerce hakikati ifade eder. Ama kul, o tek satırın ifade ettiği yüzlerce mânayı aynı kısalıkta kendi tek satırı içinde ifade edemez.

Zira kulun kelâm sıfatı ilâhî kelâm sıfatının milyonlardan bir cüz?ünü bile taşımamaktadır. Cüz?ün cüz?ü küllün seviyesine nasıl çıkar?

Bundandır ki, tek kitap olan Hazret-i Kur?an?ı tefsir için beş, on değil, elli cildi bulan tefsirler yazılmış, izahlar yapılmış, yine de tümünü nazara verdiklerini söyleyememişlerdir.

Nerde kaldı ki, tek kitabın içine Hazret-i Kur?an?ı, kenarına da o küllî mânayı sıkıştırıp, tek satırla nazara vereceksin, işte Kur?an?ın mânası budur, diyeceksin. ....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org