DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 3188

Mü?minin Ruhu Nasıl Çıkar?

Mü?minin Ruhu Nasıl Çıkar?
Kur?ân-ı Kerîm?de kimi mânalar açık ve sarihtir. Kimi mânalar da işarî ve îmaîdir. Mecburî olan hükümler açık ve sarihken, ihtiyarî olan mânalar işaretle anlaşılmaktadır. Bundandır ki işarî mânaları bir bakışta hemen anlamak pek mümkün olmaz.

Nitekim bir âyet-i kerîmede:

? Yaş ve kuru her ne varsa Kur?an?da mevcuttur, buyurulmaktadır.

Ancak kimi açıkça, kimi de ima ve işaretle mevcuttur.

Nitekim bu âyeti okuyan bir zat, kendi kendine der ki:

? Madem ki Kur?an?da herşey mevcuttur. Bir mü?min, ruhunu teslim ederken Cennet?in güzellikleri karşısına getirilir, o güzelliği seyrederken ruhunu teslim eder, haberi bile olmaz ruhun çıkışından... Acaba bu hakikata da Kur?an?da işaret var mı?

Bu niyetle Kur?an?ı baştan okumaya başlar. Her âyetin mânası üzerinde durur, ancak baştan sona hatmettiği Kur?an?da buna işaret eden bir âyete rastlayamaz.

Hayretle düşünmeye başlar:

? Yaş ve kuru her ne varsa Kur?an?da mevcuttu. Ama, mü?minin ruhunun kolay çıkacağına dâir bir mâna mevcut değil, bu nasıl olur?

Sualine cevap bulamayınca Resûlüllah?a iltica eder, kendi kendine:

? Yâ Resûlâllah, ben bu hususta tereddütte kaldım. Sen lûtfeyle, bir işarette bulun, diyerek istihâreye yatar.

İstihâre herkese tam olarak çıkmazsa da, buna aynen istediği şekilde tecelli eder. Resûlüllah Hazretleri rüyâda kendisine şöyle seslenir:

? Kur?an?da her mâna vardır. Ancak, herkesin göreceği kadar açık ve sarih değildir. O mânaları anlayabilmek için lâyık olmak lâzımdır. Muhatap olacak hâlde bir hayat yaşamak gerek. İstersen Sûre-i Yûsuf?u oku, otuz birinci âyetin mânasında biraz düşün!

Bu defa Sûre-i Yûsuf?u ihlâs ve tefekkürle okumaya başlar, otuz birinci âyete gelince düşünür. Âyet şöyle demektedir:

? Ellerine bıçakları almış, elma soymaya hazırlanan kadınlar, ansızın Yûsuf Aleyhisselâm?ı görünce ilâhî güzellik karşısında o kadar şaşırdılar ki, hayretlerinden bıçaklarını ellerine sürüp parmaklarını kestiler ve acının te?sirini duymadılar, haberleri bile olmadı...

Bu defa tevbe, istiğfar eden zat şöyle yalvarır:

? Yâ Rab, beni afveyle. Benim görmeyişim o mânanın yokluğuna delil olamazmış demek ki. İşte mü?minin, Cennet?teki makamını gördüğü anda duyduğu hayret sırasında ruhunun ne kadar kolay çıkacağına bu âyet işaret etmektedir. Ama bunu ben önceden idrak edememiştim de işaret yok sanmıştım. Sen beni afveyle.

Müfessirler diyorlar ki:

? Dünyada Cennetlik amel işleyen, yâni tam İslâmî hayat yaşayarak Cennet?e lâyık hâle gelen mü?min, vefat ederken, varacağı Cennet?in güzelliğini görmeye başlar. Bütün bu hayranlık içinde orayı seyrederken de ruhu uçar da, haberi bile olmaz...

Anlaşılan bütün mes?ele, Cennet?e lâyık bir yaşayış içinde olma mes?elesi...

Demek, Kur?an?da herşey vardır. Ama herkes hepsini de göremez. Ne kadarını görmeye lâyık bir dinî hayat yaşıyorsa o kadarını görebilir. Liyâkat kesbetme mes?elesi... ....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org