DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2993

Öşür Meselesi Üzerine

Öşür Mes?elesi Üzerine
Ashâbtan Sâbit bin Kays?ın Mekke?de beşyüz ağaçlı bir hurma bahçesi vardı. Mevsimi gelince yetişen hurmaları toplayan bu zat, evine tek hurma bırakmadan hepsini de fakirlere dağıtıyor, çevresindeki din kardeşlerine ikramda bulunuyordu.

Sâbit bin Kays?ın sadaka verip, hayır yapmakta işi bu kadar ileriye götürmesi üzerine, En?âm sûresindeki 141?nci âyet nâzil oldu. Âyetin îkazı şu meâldeydi:

?Allah sizlere, yerlere serilen ve göklere yükselen bitkilerden meyveler ihsan etmiştir. Siz bu meyvelerden yiyiniz, ihtiyaçlarınızı karşılayınız, hasad gününde de (hakkını) veriniz, lâkin israf etmeyiniz.?

Meâlini arz ettiğim bu âyet, iki şeye bilhassa dikkati çekiyordu. Biri, mahsulün tamamını başkasına vermeyip, önce kendi ihtiyacını karşılamasıydı. İkincisi de bunun içinden hasad günü hakkının verilmesiydi.

Demek ki, Sâbit bin Kays?ın ölçüsüzce dağıtımı uygun bir tarz olarak tavsiye edilmiyor, hasad günü mahsulün (hakkının) da verilmesi emrediliyordu.

İşte burada geçen (hak) tan kastedilen şeyin öşür vergisi olduğu anlaşıldı. Müfessirler birçok araştırmadan sonra mahsulün masrafsız yetişeninden onda bir, masraflı yetişeninden yirmide bir olmak üzere öşür verilmesi hükmünü çıkardılar. Hadîsler bu nisbeti açıklıyor, bilgi veriyordu.

Ancak, bu vergi, yahut zekât, hangi arazinin mahsulünden verilecekti? Bunu da ayırmak gerekti. Her araziden onda, yahut da yirmide bir mi alınacaktı, yoksa öşür verilecek arazi ayrı mıydı?

Âlimler bu husustaki dinî delilleri inceledikten sonra şu meâlde hükme vardılar:

? Araziler beş çeşittir. Biri öşür arazisi, biri haraç arazisi... vesâire..

Bir ülke kuvvet yoluyla fethedilmiş de, arazisi gazilere dağıtılmışsa öşür arazisi, dağıtılmamış, sahiplerinde ibka edilmişse haraç arazisi kabûl edildi. Buna göre Arabistan arazisi öşür, Irak da haraç arazisidir. Bu kesin.

Ülkemiz?.. Yâni Türkiye arazisi? İlk fethine göre nasıl bir hüküm alacak, beş çeşit arazinin hangi kısmına girecektir? Sahipleri icarcı durumunda mı? Yoksa tapulu sahipleri mi?

Bunu mevcut delillerden kesin şekilde tespit edip itirazı mümkün olmayacak şekilde ortaya koymak zorcadır. Zira Türkiye arazisinin fethediliş şekli, geçirdiği çeşitli devreler, şu andaki sahipleri.. gibi hükme bağlanması gereken birçok ilmî istihâleleri vardır. Bu hususta isabetli bir değerlendirme yapabilmek için salâhiyetli bir ilim hey?eti gerekmektedir.

Zira ilmî ihâtası az olanlar için bir bakışta mes?ele vâzıh değildir. Öyle olunca, ilmî ihâtasına inandığımız bir ilim hey?etinin hükmü bize ölçü olacaktır.

İşte bundan dolayıdır ki, asrın son fıkıh âlimi merhum Ömer Nasuhî Bilmen Efendi, Türkiye arazilerinin öşür arazisi olmadığını eserlerinde kaydetmiştir. Biz de o hükme bağlı kaldık.

Şâyet mes?ele öyle değil de, ülkemizin arazisi bir öşür arazisi ise, öşür verilmesi vâcip bulunuyorsa, bunu fitneye sebep olmayacak şekilde tesbit ve tavzih etmek lâzımdır. Bu tesbit ve tavzih ise, eldeki delillerden anlaşıldığına göre pek kolay değildir. Öşür arazisidir demek mümkün olabileceği gibi, değildir demek de mümkün görünmektedir. Hattâ mevcut ilmihaller de ?Öşür arazisi değildir? i esas almışlardır.

Hâl böyle olunca, fitneye sebep olmayacak kesinlikte bir tesbit, ancak Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu?na düşer. Muhterem hey?et, elbette siyasî hiçbir tarafı bulunmayan bu mes?eleyi ilmî açıdan ele alıp açıklayabilir. Öşür mes?elesi bu hey?ete sorulmalı, verecekleri cevabın tatmin ediciliğine bakılmalıdır. ....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org