DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 1941

İslâm Âlemi Çapında Tecdid

? Müceddid, hayatta olması lâzımdır. Vefat eden zâtın müceddidliği de bitmiş olur. Böylece yerine yeni müceddid gelir. Şu anda hayatta olan falan ve filân zât müceddiddir. Tecdid işini onlar ifâ ediyorlar... Doğru mu?
? Müceddid, imanî ve İslâmî mevzuları yeniden inceleyip, günün insanının idrâkine en güzel şekilde sunan âlimdir.

Ancak, bu sunuş iki türlü olabilir. Ya bizzat konuşup görüşerek; ya da eserler yazıp, kitap sayfalarında da mevzuları açıklayarak, bütün okuyucularına şerh ve izah ederek.

Sadece görüşerek, konuşarak yapılan tecdid, dar çerçevede sınırlı durumda kalır. Bu gibi tecdid, tecdidin en darı, en kısasıdır.

Geniş dâiredeki tecdid ise, imanî mevzuları hem konuşarak, hem de kitap sayfalarına kaydedip, bütün insanlığa şâmil şekilde hitap ederek yapılandır. Böylesi müceddidlerin tecdidleri hayatlarıyla alâkalı olmaz. Onlar, hayatlarından çok daha fazla mematlarıyla tecdid yaparlar, geride bıraktıkları eserleriyle asırlarca hizmette bulunurlar. Zira hayatta iken bir kısım dünyevî arzularla itham edilip, şâibe altına sokulabilirler. Lâkin vefattan sonra böyle bir itham mevzuu kalmaz, doğrudan doğruya hakikat konuşur, kaleme aldığı eserleri, Hak adına tecdide devam eder

Nitekim geçmiş müceddidlerin eserlerinin hâlâ yer yer bâzı şahıslarda tecdide devam ettiğini görmekteyiz. Hz. Gazâlî?nin eserleriyle, dinî hayatını kurtaranlar, İmam-ı Rabbâni?nin (K.S.) mektûbatıyla mâneviyatını kuvvetlendirenler hâlen vardır.

Şâyet müceddid sadece hayattaki hizmetiyle müceddid olup, vefatıyla hizmetine son verilmiş olsaydı, asırlar ötesinden bu yüksek müceddidler hâlâ îmanî ve İslâmî hizmetlerine devam etme imkânı bulamazlardı. Halbuki onların eserleri hâlâ yer yer elden ele, dilden dile dolaşmakta, tecdidini mevziî de olsa icrâ etmektedir.

Geçmiş asrın müceddidleri böyle olunca, geldiğimiz asrın müceddidini bundan istisnâ etmek mümkün olmaz. Herhalde onun eserleri de değil bugün, belki gelecek asrın Müslümanlarına da istikamet verecek, imanî ve İslâmî bağlarını ihyâ edip, dinî hayatlarını büyük bir aşk ve şevkle yaşamalarını sağlayacaktır.

Bu bakımlardan asrımızın müceddidine, ?Kendi vefat etti, öyle ise tecdid hizmeti de bitti? denemez, belki ?Eserleriyle başlattığı tecdid hizmeti, asırlarca devam edecektir? denir, doğru hükme böyle varılır.

l Okuyucumun sorduğu ?Şahs-ı mânevî? tâbirine gelince:

? Şahs-ı mânevî, müceddidin eserlerini okuyanların meydana getirdikleri birlik, beraberlik rûhunun mânevî ferdidir. Hâsıl olan itibar ve değeri tek ferde vermemek için bilhassa nazara verilen şahs-ı mânevî tâbiri, mü?minleri zararlı düşünce ve hislerden kurtaran çok güzel bir anlayıştır. Bu şahs-ı mânevî sayesinde kimse kendini büyük görüp, başkalarından değerli sayamaz. Meydana gelen bir iyilik ve iftihar vesilesi durum varsa, onu kendi nefsine almaz, şahs-ı mânevîye verir. Böylece itibar ve şerefi, aynı değerlere bağlı bulunan bütün kardeşleri arasında paylaşmış olur. Kendine gurur gelmez, kardeşlerine de iyilikten hisse çıkmış olur, itibar gelir.

l Okuyucumun üçüncü sualine cevap:

? Namazdan sonra tesbih çekilirken tesbihe üfleme âdetini emreden bir kayıt görmedim. Bu yüzden tesbihe üflemenin dinî bir emir icabı olduğunu sanmıyorum. ....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org