DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2656

Teravih Namazımız

Teravih Namazımız
Onbir ayın sultanı dediğimiz Ramazan ayının hususiyetlerinden biri oruçsa, diğeri de toplu hâlde kıldığımız teravih namazlarımızdır.

Teravih namazlarımızın Ramazan?da ehemmiyetli bir yeri vardır.

Zaten oruçsuz, teravihsiz geçen Ramazan ayının diğer aylardan farkı olmayacağına göre, bu iki temel ibâdetten mahrum kalanların böyle bir ayın huzur ve ibâdet zevkinden de mahrum oldukları bir vâkıadır.

Teravih, hem erkek, hem de hanımlar için aynı ölçüde kuvvetli sünnetlerdir. Bu itibarla oruç tutulsun tutulmasın, teravih yine de kılınmalı, özürlerinden dolayı oruç tutmayanlar teravihini terk etmemeliler. Zira oruç ayrı bir ibâdet, teravih de ayrı bir ibâdettir. Tıpkı fitre gibi. Nitekim özüründen dolayı orucun bir parçası kabûl edip de ?Oruç tutulmadığına göre fitre de verilmez? deyip kambur üstüne kambur yüklenmezler..

Teravihte asıl olan, camilerde, yahut cami vazifesini gören toplantı mahallerinde kılınması, birlik ve beraberlik işareti olan cemaat şuuru temin edilmesidir.

Teravihin kendisi gibi, cemaatle kılınması da sünnettir. Hattâ bir mahallede kimse camiye gitmeyip de herkes evinde kılsa, cami cemaati sünnetini terk etmiş olacaklarından hepsi de günahkâr olurlar. Ancak, bir kısmı camiye gidip cemaat teşkil etse de kalanları evlerinde kılmış olsalar, cemaat sünneti yerine gelmiş olduğundan, evlerinde kılanlar cemaat sünnetini terketme günahına mâruz kalmazlar. Çünkü cemaat sünneti camide kılanların teşkil ettikleri cemaatla, evde kılanlara da kifayet eder.

Camiye gidemeyenler evlerinde cemaat teşkil etseler, hatta ev halkı ile bir araya gelip aile reisi imam olarak kılsalar, sünnet edâ edilmiş olunur. Ancak, cami cemaatinin sevabı ile ev cemaati sevabı birbirine yakın olsa da aynı olamaz. Zira, camiye gidip gelirken atılan adımlar sayısınca sevaplar bahis mevzuu olduğu gibi, camide meydana getirilen topluluğun da kendine göre mânası ve şeâir olması hususiyeti vardır.

Hanımların, rahatsız olmayacakları müsait yerlerde, cami cemaatine iştirak etmelerinde mahzur yoktur. Tek başlarına kılmakta güçlük çekmeleri hâlinde, bir fitnenin bulunmadığı yerlerde camiye gidip cemaatle kılmaları isabetli olur. Zira, yalnız başlarına kılmaları durumunda bâzen yanılma ve ihmaller bahis mevzuu olmakta, böylece müekked sünnet olan teravih namazı da tehlikeye mâruz kalmaktadır.

.........................

Resûl-i Ekrem Efendimiz teravih namazlarını ilk günlerde cemaatle kılmış, ancak ashâbın büyük bir şevk ve heyecanla alâka göstermeleri üzerine cemaati bırakarak yalnız kılmayı tercih etmek mecburiyetini duymuştur.

Zira ashâbın çok alâka göstermesi, bu namazın farz olma ihtimalini hatırlatmış, farz olması hâlinde kusur gösterilirse farzda kusur gösterilmiş gibi mes?ûliyet olacağından, ümmetlerini her zaman düşünen Allah?ın Resûlü, sonraki gecelerde yalnız kılmayı tercih buyurmuşlardır.

Resûlüllah?ın vefatından sonra cemaatle kılma hâlinde farz olma ihtimali kalktığından, Hazret-i Ömer?in vazifelendirdiği Übeyy bin Kâab?ın imamlığında cemaatle kılma sünneti tekrar başlatılmış, bütün âlimlerin ittifak ve iştirakiyle günümüze kadar cemaatle kılma sünneti devam edegelmiştir. Kıyâmete kadar böyle gidecektir inşâallah.

Ramazanlar, teravihler gider gelirler. Ancak bunlardan nasibini alamayan insanlar bir giderlerse bir daha gelemezler. Bu sebeple, erişenler nasiplerini almalı, kaçırılan teravihlerin bir daha geri gelmeyeceği bilinmelidir. ....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org