DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2712

Hristiyanlarla insani münasebetler tesis etmek caiz midir?

? Bir âyet-i kerîmede ?Yahudi ve Nasara?yı dost edinmeyiniz? buyurulmaktadır. Buna bakarak Yahudi ve Hristiyanlarla dostluk kurmanın, onlara insanî bir yakınlık göstermenin câiz olmayacağını söyleyenler vardır. Bu hususta bildiğiniz nedir? Benimsediğiniz ölçü nasıldır?
? Âyet-i kerîmede yasaklanan dostluk ve yakınlık onların, dinlerine karşı duyulan sempatiden doğan dostluk ve yakınlıktır. Gerçekten de bir Müslüman, ne bir Yahudi?ye, ne de bir Hristiyan?a, dinlerine duyduğu yakınlık ve sempatiden dolayı dostluk hissi duyamaz, yakın olma arzusu taşıyamaz. Zira onların dinlerinde sempati duyup, yakınlık hissedecek bir gerçeklik ve doğruluk payı kalmamıştır artık. Ne İncil?in, ne de Tevrat?ın yürürlükte kalan tek hükmü yoktur. Varsa onlar da zaten Hazret-i Kur?ân?da mevcuttur. Kendi kitabında mevcut olan hakikatları bırakıp da hükmü kaldırılmış olan kitabın aynı hükümlerine alâka duymak ne aklen, ne de naklen mümkün olmaz. Öyle olunca, gayr-i müslime bozulup hükmü bitmiş olan dinlerinden dolayı sevgi duyup dostluk kurma hevesine kapılmak gerçekten de günahtır, yersizdir, hatta küfre yakın bir iman zaafıdır.

Ancak, dinin bu gerçek hükmünü bilip, şeksiz şüphesiz iman eden Müslüman, onların elinde bulunan teknik ve buluşlardan dolayı yakınlık duyar, alış verişinde kazandığı imkândan dolayı dostluk kurarsa bunda dinî mahzur olmaz.

Zira bu yakınlık ve insanî alâka, dinlerine duyulan sempatiden değil, belki kendi menfaatimize olan ilgimizden dolayıdır. Ayrıca İslâmiyet bize insanî davranışları da telkin eder, iyi örnek olmayı, güzel tavırlar sergilemeyi tavsiye buyurur. Onlara böyle güzel ahlâkla, dürüst tavırla örnek olmak dinimizin de bir gereğidir.

Şu kadar var ki, onlarda mevcut olan ahlâkî kötülükler bize de sirayet edecekse uzak kalıp ahlâkî zaaflarından etkilenmemek de İslâmî bir tavsiye icabıdır. Böyle ihtimallerin bulunduğu yerlerde gayr-i müslimlerden uzak kalmak, bulaşıcı hastalıklardan uzak kalmak kadar zaruri ve mecburidir. Biz onları ıslah edelim derken onların bizi ahlâken ifsad etmeleri, pek muhtemeldir. Her zaman celb-i menfaattan önce, def-i mazarrat gelir. Bunun için, mazarratı defetmeli, menfaatın celbini bundan sonra düşünmeliyiz. Mazarrat defedilmedikten sonra menfaatın celbi düşünülemez. Bu nokta unutulmamalıdır. ....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org