DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 6823

KİME ÖZÜR SAHİBİ DENİR?

Sual:

? Kimlere özür sahibi denir?

Cevap:

? Kendisinden abdesti bozucu devamlı akıntı gelen kadın ya da erkeğe özür sahibi denir. Mesela; idrarını tutamayan, yarasından herhangi bir şey devamlı akan hastalıktan dolayı devamlı gözyaşı gelen kimseler özür sahibidirler.

? Özür sahibi olunca ne olur? Sahib-i özürler için bir kolaylık mı var? Bu özürleri akarken abdestleri bozulmaz mı?

? Evet, sahib-i özürler için dinimiz bir kolaylık göstermiştir. Bunların abdesti bozucu akıntıları devam ettiği halde abdestleri bozulmaz. Bu akıntı ile de namazlarını kılarlar, akıntının kirlettiği yeri tekrar temizlemekle de mükellef olmazlar. Çünkü bu kirler temizlendikten hemen sonra yeniden vaki olmaktadır. Mesela, devamlı idrarı gelen kimse, vakit girince aldığı abdestini idrar gelmesi bozmadığı gibi, gelen bu akıntının kirlettiği yeri yıkamak da namaz için mecburî olmaz, idrar kirletmesi mevcut olduğu halde namazını kılar.

? Böyle bir kolaylığa sahip olan özürlü kimselerin, özürlerini tesbit etmeleri nasıl olur? Özrünün başlangıcını tesbit ve devamını tesbit arasında fark var mıdır?

? Vardır, özrün başlamış olduğunu tesbit için, akıntının bir namaz kılacak vaktin tamamını kaplayacak devamlılıkta olması şarttır.

Mesela (12)de girdiğini farzettiğimiz öğle namazı, üç?te çıkmış olsa, aradaki üç saat devamlı gelen, abdest alıp, namaz kılacak kadar boş vakit bırakmayan bir akıntı, sahibini mazur hale getirir,

Bu, özrün başlamasının şartıdır.

Devamının şartı ise, bundan sonra her namaz vakti içinde bir defa akması kafidir, isterse bu akıntı vaktin tamamını kaplamasın, sadece kısa bir zaman için akmış olsun.

Demek ki özrün başlamasını tesbit ile devamını tesbit arasında böyle ince bir fark vardır.

? Diyelim ki kendisinden akıntı gelen biri bir vaktin tamamını kaplayacak kadar geldiğini anladı, böylece kendisinin özür sahibi sayılacağını kestirdi. Ayrıca, başlangıcını tesbit ettiği özrünün her vakitte birer defa geldiğini görmekle devam ettiğini de tesbit etti. Bu kimse, ne gibi hususî hükümlere tabidir, farklı tarafları ne olacaktır?

Özürlü olduğunu tesbit eden kadın ya da erkek her şeyden önce vakit girmeden abdest alamaz. Zira önceden aldığı abdesti, vakit girince bozulmuş sayılır. Vakit girince yeniden abdest alması şarttır. Böylece, ezandan önce abdest alamayan özürlü, abdestini vakit girince alır ve bu abdesti (başka sebepten dolayı bozulmadığı takdirde) vakit çıkıncaya kadar devam eder. Gelen özürleri, abdestini bozmaz.

Yani, vakit girince aldığı abdestiyle her türlü ibadetini vakit çıkıncaya kadar yapabilir.

Demek ki, özür sahibi olduğunu tesbit etmenin ölçüsü, özrün başlangıçta bir namaz vaktinin tamamını kaplamasıdır.

Devamını anlamanın ölçüşü de her namaz vaktinde birer defa gelmiş olmasıdır. Şayet sonraki günlerde bir namaz saati içinde hiç gelmediği olursa özür sahipliğinden çıkar, hususi hükümlerden faydalanamaz.

Özür sahibine ait misaller:

Yarasından akan mayiler, elbiseyi kirletse, hem bu akıntı abdesti bozmaz, hem de bu kirletme namaza mani olmaz. Aynı hüküm idrar sızıntısı için de geçerlidir.

Özür sahibi olanlar özürsüzlere imamlık yapamazlar. Bu bakımdan özürlüleri imamlığa zorlamak yerinde olmaz.

İstisnai hüküm:

Özür sahipleri, vakit girmeden abdest alamadıkları halde, yalnız öğle vakti girmeden öğle namazı için abdest alabilirler. Zira bir rivayete göre öğle vakti sabah güneşi doğmakla başlamış oluyor. Öğle ezanından önce abdest alabiliyorlar. ....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org