DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 17003

OTOBÜSTE NAMAZ KILINIR MI?

Namazlar ciddi bir özür bulunmadıkça vaktinde kılınır, kazaya bırakılmaz.. Yolculukta ise bazen namaz vakitlerinde otobüs içinde yola devam ediliyor, inip de namazı yerde kılma fırsatı verilmiyor. Bu durumda yapılacak iş nedir? Yola devam edip varacağımız yerde namazı kaza etmek mi? Yoksa vakit çıkmadan oturduğumuz koltukta kılarak kazaya bırakmamak mı?

Bu konuda şu bilgilere ihtiyaç vardır.

Namaz vaktinde otobüs içinde olan kimse namazını vaktinde kılmayı düşünür, kazaya bırakmayı istemez. Bu sebeple vakit çıkmadan arabanın münasip bir yerde durup durmayacağını araştırır. Duracağı anlaşılırsa bekler, vaktin son anlarında da olsa namazını yerde ayakta kılmayı tercih eder. Durma ihtimali anlaşılmıyorsa görevlilerden durdurma isteğinde bulunur. Rahatsız etmeden iletilen bu istek yerine getirilirse durulan ilk yerde namaz farzından kılınır. Fazla gecikilmeden hemen vasıtaya dönülür, şikayete sebebiyet verilmemeye dikkat edilir.

Şoför böyle bir anlayış göstermez de namazın kazaya kalacağı anlaşılırsa, oturulan koltukta namaz ima ile kılınır. Oturduğu yerde mümkün olduğu kadarıyla kıbleye yönelir. Oturma halini ayakta durma kabul eder, biraz aşağıya eğilmeyi rüku, daha da aşağıya eğilmeyi secde durumu diye düşünür. Böylece koltuğunda ima ile namazını kılmış, kazaya bırakmamış olur.

Başın öndeki koltuğa konması, dayanması gerekmez. Rüku da secde de boşluğa yapılır, alnın bir yere bastırılması mecburiyeti söz konusu olmaz.

Yerde kılma fırsatı verilmeyişi bir özürdür. Özür olunca farz namazlar vasıta içinde koltukta oturarak kılınır. Kazaya bırakma zorunda kalmaz.

Nafileler ise özür olmadan da vasıtada kılınabilir.

Efendimiz (sav) Hazretleri nafileleri deve üzerinde kılmış, farzları da yerde kılmaya dikkat göstermiş; ancak yerde kılmak mümkün olmadığı takdirde deve üzerinde kılınacağına işarette bulunmuştur.

Yerin çamur olması, kafilenin beklememesi, binek hayvanın huysuz olup kaçması.. gibi durumlar yere inmemeye özür olarak gösterilmiştir

Bu gün ise, durmayan vasıta, huysuz hayvana benzetilmiştir.

Anlaşılan odur ki, yolculukta hep hazırlıklı olan bey ve hanımlar, ibadetlerini yerde yapamayacak olurlarsa kazaya bırakmaya da mecbur kalmaz; önceden almış oldukları abdestleriyle vaktin sonunda da olsa vasıta içinde namazlarını kılma imkanı bulurlar.

Buna da muvaffak olamayanlar vardıkları yerde ilk olarak kılamadıkları namazları kaza edip borçlarından kurtulmayı hedef alırlar. Çaresiz kalmış olmazlar.

* * *

Bilindiği üzere (9O) kilometreyi geçen yolculukta dört rekatlı farzlar iki olarak kılınır. Hanefiler iki kılmayı tercih ederler. Dört kılmak caiz olsa da mekruhluk söz konusudur, derler.

Yerli imamın arkasında kılacak olurlarsa elbette imama uyarak tam kılarlar. İmamın namazı ne ise yolcununki de aynı olur.

* * *

İki ayrı yerde evi olanlar, hareket ettikleri evleri ile varacakları evleri arasında seferilik hükmünü yaşarlar; vardıkları evlerinde seferilikleri hemen bitmiş olur. Evleri yoksa seferilikleri on beş günden az kalacaklarsa devam eder, çok kalacaklarsa devam etmez.

* * *

Yolculukta kılınamayan namazlar normal zamanlarda seferdeki gibi iki olarak kaza edilir. Çünkü onlar seferi namaz olarak borç kalmış, borç ne ise kılınacak da odur.

Yolculukta farzlar kısalınca sünnetleri de kısaltmak gerekmez. Sünnetler vakit varsa tam kılınır. Yoksa hiç kılınmaz. Sonra kaza etmek mecburiyeti de olmaz. ....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org