DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 3147

DOĞUM KONTROLÜNÜ MEŞRU KILAN HALLER NELERDİR?

Cevap : Doğum kontrolü, ya da çok çocuk sahibi olma konusunda farklı görüşler vardır.

Kimileri, konuya tasavvufi bakışlarla yorum getirmekte, ?rızkını veren Allah, bakımını da kolaylaştırır, boşuna çok çocuğa engel olmayın? demekteler.

Kimileri de sade mantık açısından bakmakta, ?bakacağın kadar çocuk sahibi olmaya yönel, ihmal edeceklerinin vebalini yüklenme? demekteler.

Biz de konuya İslam hukuku ölçülerine sadık kalarak bakmaya gayret edeceğiz. Şöyle ki:

İslam, ümmetin çoğalmasını istemektedir. Asıl olan Resulüllaha ümmet olacak neslin çoğalmasıdır. Efendimiz: ? ?Ben ümmetimin çokluğuyla iftihar ederim? buyurmuştur.

Ancak Resulüllahın çokluğuyla iftihar edeceği ümmet, herhalde iyi yetiştirilmiş vasıflı ümmet olsa gerektir.

Öyle olunca Resulüllahın iftihar etmeyeceği vasıfsız bir nesil, bu çoğalma imtiyazına sahip olamaz.

Bu bakımdan da:

? Yetiştirebileceğiniz kadar çocuk sahibi olun, Resûlüllahın iftihar etmeyeceği vasıfsız neslin yetiştiricisi durumuna düşünmeyin? sözüne, doğru demek mümkündür.

Bu sebeple çok çocuk sahibi olamamak için başvurulan tedbirleri ikiye ayırmak gerekmektedir. İki safhasıyla incelemekte isabet olsa gerektir.

Birincisi:

? Baştan çocuğun teşekkülüne mani olmak. Çeşitli yöntemlerle oluşumu önlemek. (Azil kılıf gibi).

İkincisi:

? Rahimde şekillenmiş ama henüz bir buçuk aylık olmamış çocuğu, kan pıhtısı halinde iken aldırmak.

.

Bu iki durumun ayrılması, farklarının iyi bilinmesi gerekiyor. Çünkü her ikisinin de hükümleri ayrıdır.

Önce baştan teşekküle mani olmaya bakalım.

Bunda bir mahzur söz konusu değildir. Sahabe Hazretleri, zamanlarında teşekküle mani olabilecek o günkü yöntem olan azli tatbik etmişler; Efendimiz de bunlara mani olmamış.

Bu sebeple azil ve benzeri zararsız yöntemlerle rahimde oluşumu önlemek suretiyle tedbir almak caiz ve zararsız, yahut ta en az zararlısıdır, denebilir.

Çünkü baştan teşekküle mani olma konusundaki bu gibi tedbirlerin vebal getirecek tarafı yoktur. Şekillenmiş bir varlığı imha söz konusu değildir.

Esas mesele, rahme düştükten sonraki varlığın alınması meselesidir.

Bunun da 45 günü geçmeden alınması var, geçtikten sonra alınması var.

Mazeretleri bulunanlar 45 günü geçmeden gebeliği önlemeye çalışabilirler.

Bu konuda değerli bir (Aile İlmihali) hazırlamış bulunan Prof. Dr. Hamdi Döndüren (s. 55I) de şu özeti vermektedir:

? Cenin?in özellikle I.5-2 aylık döneminde kan pıhtısı durumunda iken düşürülmesi, Hanefilerden Maveraünnehir bilginlerine ve bazı Şafiilere göre (özür olsun veya olmasın) caiz görülmüştür!

? Ancak Hanefilerde tercih edilen görüşe, Gazali ve İbn-i Hacer el Askalani gibi bilginlere göre bu durumda (özürsüz) düşürmek caiz değildir.

? Ancak meşru bir özür bulununca kan pıhtısı durumundaki cenini ilaçla düşürmekte veya onu aldırmakta bir sakınca yoktur. Meşru özrü de İbn-i Abidin şöyle sıralamıştır:

1- Gebelik yüzünden kadının hastalığının artması veya ölüm tehlikesinin bulunması.

2- Çevrenin bozuk olması yüzünden doğacak çocuğun İslami ahlak ve terbiye ile yetiştirme zorluğunun bulunması.

3-Yoksulluk ve zaruretin hüküm sürmesi. Gebe kadının süt emen bir çocuğunun bulunması ve gebelik yüzünden süt kesilirse, babanın çocuğa süt anne tutma gücünün olmaması da bir özür sayılmıştır. ?

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org