DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2482

İmanlı insanda istikametini koruma hassasiyeti!

Maneviyat büyüğü Şah-ı Nakşibend Hazretleri?ne bir zatın kerametlerini anlatırlar:

- Sabahları hep Kâbe?de namaz kıldığı söyleniyor, derler. Mühim değil, der. Akan nehirlerin üstünden yürüyerek geçiyor, ayaklarına su girmiyor, derler. Mühim değil, der. Çamurlu yerde seccadesini havaya atıp namazını üzerinde kılıyor, derler. Yine mühim değil, deyince, hayretle sorarlar:

- Efendi Hazretleri, derler, o mühim değil, bu mühim değil de sizin için ne mühim?..

Kitaplık çaptaki muhteşem cevabını şöyle verir:

-Benim için mühim olan, bu kerametleri gösterecek makama çıkmak değil, çıktığı bu makamda sebatla, sadakatle, tevazu ile sonuna kadar devam etmektir, devam!..

Sözlerine şunu da ekler:

- Unutmayın der, şeytan da bir zamanlar meleklerin hocası makamındaydı. Ama bulunduğu makamda gurura kapıldı, kibre girdi, kendini beğenip, kusurunu kabul etmemeye yöneldi, bu defa da melekleri irşat makamından insanları ifsat çukuruna düştü!..

Nakşibend Hazretleri?nin kitaplık çaptaki bu ikazı üzerinde çok düşünmek gerek. Gerçekten de şu anda bizler de düzgün bir çizgide bulunabiliriz. Ancak bu, geleceğimiz için bir garanti değildir. Yarın rahatsız olabileceğimiz bazı olayları bahane eden nefsimiz ve şeytanımız, bize vesvese verip çizgimizden saptırmaya çalışabilir. Biz de bozulup çürümeye yönelebiliriz...

İyi bir halde, düzgün bir çizgide bulunan insan nasıl değişip bozulabilir?

Buyurun yine maneviyat büyüğünün şu tespitlerini birlikte okuyalım:

- ?Düzgün insanın değişikliğe uğrayıp çürümesi, aheste aheste ve fevkalade sessizce cereyan eder. Hatta bazen küçük bir gaflet, kafileden az bir ayrılış, zayi olup gitmeye sebebiyet verebilir. Ne var ki, böyleleri, kendilerini hep aynı çizgide ve mevzilerinde gördüklerinden, çok defa minare gibi zirveden kuyunun dibine düştüklerinin farkına bile varamazlar!..?

Varmamakla kalsalar mesele yok. Bakın daha nelere yönelirler, kimleri nasıl basite alıp hafif görerek ne zararlar verebilirler...

- ?Mücahede hattını terk edenler, her firari ve cephe kaçkınında bulunması tabii olan suçluluk ruh haletiyle, kendilerini müdafaa ve hizmet veren mümin kardeşlerini tenkit düşüncesi içine girdiklerinden, artık böyle bir sapmışlıktan kurtulup, yeniden kendilerine has çizgiye gelmeleri imkansız gibidir. Kusurunu itiraf gerekir en önce!. Adem Nebi (as), sürçtüğü zaman, kusurunu itiraf sayesinde, sıçrayıp bir hamlede yerini almasına karşılık, İblis o büyük yanlışına rağmen, nefsini müdafaaya kalkıştığından (meleklerin hocalığı makamından insanları ifsat çukuruna düşmüş), iblis olarak kalmıştır!..?

Demek ki doğru çizgi ve sağlam istikamette olmak yetmiyor. Bu doğru çizgi ve sağlam istikameti son nefese kadar sabırla, sebatla, sadakatle, tevazu ile sürdürmek gerekiyor. Yoksa her an tevbe, istiğfar halinde olamadan, nefsinden emin şekilde gaflet ve gururla kalıp, kusurunu kabul etmemek, minare başından kuyu dibine düşmek gibi sonuçlara götürebilir düzgün çizgili insanı...

Burada da meleklerin hocası olduğu rivayet edilen şeytanın kapıldığı büyüklük duygusu ile nereden nereye düştüğüne bir misalle bakalım isterseniz...

Musa aleyhisselam Rabbimizden Şeytan?ın affını ister. Aldığı müjdeli cevap şöyle olur:

- Kusurunu itiraf eden herkesi affederim. Şeytan da Adem?e secde et, emrimi yerine getirmemekle kusur ettiğini itiraf edip kabri başında ona secde eder gibi bir saygı duruşunda bulunsun, affettim gitti!..

Sevinçle gelen Hazret-i Musa, çok kolay af şartını adeta müjdeler Şeytan?a. Ama kusurunu kabule yanaşmayan kendinden emin kibirli Şeytan, bakın nasıl bir gururla karşılık verir:

- Ben, der, hayatında iken ona secde etmedim, ölünce mi secde edecek, saygı duruşunda bulunacağım? Ben ateşten yaratıldım; o ise topraktan... Ateş topraktan üstündür. Üstün olan aşağıda olana saygı duruşuna geçer mi?..

-Melekleri irşat makamından, insanları ifsat çukuruna!..

Şah-ı Nakşibend Hazretleri?nin kitaplık çaptaki muhteşem cevabını burada bir daha tekrar edelim.

Değer çünkü:

- Mühim olan keramet gösterecek makama çıkmak değil, çıktığı bu makamda sabırla, sebatla, tevazu ile, kırılmadan, darılmadan, kusurunu savunmadan son nefesine kadar devam etmektir, devam!..

- Ne dersiniz, şu anda hepimiz için de mühim olan bu değil midir?..

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org