DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 3139

Fitre ve zekât zenginliği üzerine

Bilindiği üzere fitre, yaşayan her insan için bir yaratılış borcu ve baş göz sadakasıdır. Bu sebeple ekonomik durumu müsait olan aile reisi, sorumluluğunu yüklendiği ailenin yaratılmış her ferdi adına birer şükür sadakası vermekle yükümlü tutulmuştur.

Hatta bayram gecesi sabaha karşı dünyaya gelen bebeğin dahi şükür sadakasının verilmesi gerekir. Çünkü bebek de nihayet yaratılma nimetine kavuşmuştur. Onun için de şükür gerekmekte, fitresi vacip olmaktadır. Üç mezhebe göre farz, Hanefi?ye göre de vacip olan bu şükür sadakasını ödemiş olmak için, aile fertlerinin her biri adına birer fitrenin bayrama kadar mutlaka muhtaçlara ulaştırılmış olması gerekmektedir. Hicretin ikinci senesinden itibaren verilmeye başlanan bu yaratılış sadakasının son veriliş vakti, bayramın ikindisine kadardır. Bundan sonraya bırakılması haramdır. Ama bırakılırsa yine de verilmeli, borçlu kalınmamalıdır. Bu sebeple, Ramazan?ın başından itibaren münasip yerler aranır, en muhtaç yer neresi ise orası bulunarak verilip bayram sevincini ortak yaşama zemini hazırlanmış olur. Şurası da bir gerçektir ki, zekatı nasıl zenginler veriyorsa fitreyi de öyle zengin kimseler verirler. Ancak zekat zengini ile fitre zengini arasında küçük bir fark vardır. Şöyle ki: Zekat zengininde servetin üzerinden sene geçmesi gerekirken fitre zengininde sene geçmesine gerek olmaz. Bayram gününde servete sahip olsa bile hemen fitresini vermesi gerekir. Zekat gibi sene geçmesini beklemesi icap etmez. Bir de oturulan eve, ticaret için olmayan arsaya, kullanılan arabaya, kirada bulunan mülklere zekat düşmediği halde bunlar fitreyi gerektirmekte, bunlara sahip olanlar fitre zengini sayılmaktalar.

Fitrenin miktarını tespite gelince:

Şafii?ye göre farz, Hanefi?ye göre vacip olan fitrenin miktarını tespitte şöyle kolay bir kıyas yapılabilir. Her sene müftülükler bulundukları semt sakinlerinin iki öğün yemekte ödeyecekleri parayı, verilecek fitrenin miktarı olarak ilan ederler. Diyelim ki, bu sene ilan edilen alt sınırı üç buçuk milyon lira olan fitre ile insan bulunduğu yerde sabah akşam olmak üzere iki öğün yemek yiyerek karnını doyurabiliyorsa, işte bu miktar o yerin fitre miktarını ifade etmiş olur! Öyle ise fitre verecek insan önce bir nefis muhasebesi yapmalı, kendisi iki öğünde ne kadar parayla karnını doyuracaksa o miktarı vereceği fitre olarak tespit etmelidir. Ya o miktardan, ya daha yukarısından fitre vermelidir. Herkesin rahatça yapacağı bir fitre tahmin ve tespitidir bu.

Zekat ile fitrenin mükellefleri ayrı mıdır?

Zekatta servet kiminse zekat borcu da onundur. Ailenin şahsına ait malı bulunmayan diğer fertlerine zekat borcu yüklenilemez. Ancak fitrede öyle değildir. Fitre, zekat verecek kimsenin aile fertlerinin her biri adına da vermesi gereken bireysel borçtur. Her fert adına birer fitre ayırıp ihtiyaç sahibine sunmak zengin aile reisinin üzerine yüklenmiş mükellefiyetdir. Ayrıca zekat ve fitreler verilirken alanı mahcup edecek görüntü ve konuşmayla da verilmemelidir. Verenin kalbindeki niyeti yeterlidir. Açıklamaya gerek yoktur. Şunu bayram harçlığı yapıver, gibi rahatsızlık vermeyen bir sözle konuyu kapatmak mümkündür. Uzakta olan çocukların fitrelerini ya bizzat aile reisi vermeli, yahut da haberleşerek herkes kendi fitresini vermeye alışmalıdır.

Hanımların ziynetlerinin zekatı:

İlk tespitlere göre 85 gram, en son Diyanet?in tespitine göre ise 80 gramı geçen ziynet altınlarının tutarı olan paranın zekatı verilmelidir. Bu miktardan aşağıda olanlara zekat gerekmemekte, hanımın ziynet hakkı olarak kalmaktadır. Altının sahibi hanımsa zekat borçlusu da odur. Şayet hanımın verecek imkanı mevcut değilse, beyi de bir cömertlik gösterme imkanına sahip görünmüyorsa, hanım Şafii?ye niyet ederek böyle bir yükümlülükten çıkmayı düşünebilir. Bilindiği üzere Şafii?de, ziynetler asli ihtiyaçtan sayıldığından zekata tabi olmazlar. Ziynet zekatını vermede zorlanan hanımlar böyle bir çıkış yolu bulmuş olabilirler. İhtiyaç duyulan yerlerde bir başka hak mezhebin görüşüyle amel etmek caiz görülmüştür. Tabii bu ihtiyacı duyanlar içindir bu çare.

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org