DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 4691

intihar edenin namazı kılınmaz mı? Ahmed Şahin

İntihar edenin namazı kılınmaz, arkasından dua okunmaz mı?..

Soru: Bir yakınımızın çocuğu intihar etti, tabii aile bir bakıma yıkıldı. Namazını kılıp defnettikten sonra arkasından dualar okundu, hayırlar yapıldı.

Fakat söylentiler de durmadı. ?İntihar edenin namazı kılınmaz, arkasından dua da yapılmaz, ebedi hayatını kaybetmişin biridir intihar eden!.? diyenler oldu. Bu konuda gerçek olan bilgi nedir? İntihar edenin namazı kılınmaz mı? Arkasından dua okunmaz, hayır hasenat yapılmaz mı? Yakınlarının teselli olacağı hiçbir hayır yok mu artık?

Cevap: Önce intihara ne gözle baktığımızı ifade edelim. Sonra sorunun cevabına geçebiliriz.

Şöyle ki: İnsan oturduğu kendi evinde istediği tasarrufta bulunabilir, duvarlarını yıkar, camını penceresini değiştirebilir. Çünkü mülk kendisinindir. Ancak kiracı olduğu evde aynı tasarrufta bulunamaz, bir tuğlasını dahi değiştiremez. Çünkü mülk kendisinin değildir. Mal sahibi böyle bir tasarrufa izin vermemiştir.

İşte içinde ruhunu iskan ettiği bedeni de aynen böyledir. Kiracı gibidir. Cesedi kendi mülkü değildir. Hiçbir organını kendisi yapmamıştır. Öyle ise insan emanet olarak kullandığı bu bedende istediği gibi tasarrufta bulunamaz. Mesela, intiharla bedeni yok etme hakkını kendinde göremez. Bir bombayı bedenine bağlayarak patlatıp parçalayamaz. Şakağına tabancayı dayayıp başını kurşunlayamaz. Kendini bir yerden atıp, hayatına son veremez. Öldürücü haplar yutup organlarını zehirleyerek görevlerini yapamaz hale getiremez.. Çünkü imha etmek istediği beden kendisinin değildir. Hiçbir organını kendi yapmamış, yaratmamıştır. Kiralık evi tahrip eden, nasıl emanete ihanet eden hain durumuna girerse, kendine emanet edilen bedeni intiharla tahrip eden de aynı şekilde emanete ihanet eden hain durumuna düşer, kendinin katili olur. Yani kendi mülkü olmayan bedeni intiharla yok etmeye hiçbir şekilde izin ve ruhsat bulamaz İslam?da..

Bununla beraber, Allah?ın binasını tahribe yönelen Müslüman?ın cenaze namazı kılınır, İslamî usule göre defni yapılır, arkasından hayırlar işlenir, dualar edilir. Bu gibi iyilik ve hayırlardan mahrum bırakılacak küfür ehlinden sayılmaz.

Çünkü Allah?ın mülkünü tahrip eden Müslüman, bu büyük günahı mülk sahibini inkar ettiğinden değil, maruz kaldığı olayın tazyikine dayanamayıp kurtulmak isteyişinden işlemiştir. Bilmiyor ki,dayanılmaz sandığı dünyevi sıkıntı,intiharla karşılaşacağı ahiret sıkıntısına nispetle sinek ısırması kadar hafif kalır.Sinek ısırmasından kurtulup yılanların çıyanların ısırmasına düşmeyi tercih etmek gibi korkunç sonu seçmiş olmaktadır.Bununla beraber,kafirlere layık görülen dua ve iyiliklerden mahrum bırakma muamelesi, mülk sahibine inanan intiharcılara da layık görülmez, kafir muamelesine maruz bırakılmaz. Allah?ın rahmetinden de ümit kesilmez.

Ancak kesin olan odur ki İslam,ne kadar sıkıntı içinde kalırsa kalsın ölmeyi değil yaşamayı emreder. Çünkü ölen insan hiçbir hayrın, iyiliğin ve ibadetin sahibi olamaz. Her şey bitmiştir ölümle. Ama sıkıntı içinde de olsa yaşayan insan bu iyiliklerin hepsine de adaydır. Yaşadığı sürece ibadet de yapabilir, iyilikte de bulunabilir. İşte bu yaşadığı günlerin iyilik ve ibadetleri kazandırır yaşayanı. Bu konuda Kütüb-ü Sitte hadislerinde geçen mesaj yüklü bir misal bizi ölmeye değil yaşamaya çağırmaktadır. Şöyle ki:

İki kardeş vardı. Biri savaş meydanında aldığı yaradan şehit olarak ölmüştü. Öteki ise bir sene daha fazla yaşamış, şehitten sonra bir sene daha fazla ömür sürmüştü. İkisini de rüyada cennetin kapısında beklerken gören bir sahabi, şehit olarak ölenin cennete önce gireceğini beklerken, durum tam aksine olur, sonra ölen cennete önce çağırılır, önce ölen şehit ise sonra davet edilir. Bu rüyasını Peygamberimiz (sas)?e anlatan sahabi, ?Cennete önce şehit çağrılması gerekirdi. Ama öyle olmadı. Önce öteki kardeşi çağırıldı, şehit sonra davet edildi. Bunda bir yanlışlık yok mu?? diye sorar.

- Rüyan Rahmanidir, yanlışlık yoktur! diyen Efendimiz (sas), şöyle yorumlar şehidin sonraya kalışını:

- Cennete önce çağrılan kardeş, şehit olandan sonra bir sene daha fazla yaşadı. Yaşadığı bir senelik fazla ibadeti, hayrı, hasenatı, iyilikleri oldu. Onu cennete önce davet ettiren, işte bu yaşadığı bir senelik fazla ömrün ibadeti oldu. Ölen, hiçbir hayır kazanamazken yaşayan, bir senelik fazla ibadetin sahibi oldu!

Efendimiz (sas) burada bir ikazda bulunarak buyurur ki:

- Sakın bir senelik fazla yaşamanın ne farkı olabilir ki, demeyin?. Bir sene fazla yaşayanın ibadeti ile bir sene eksik yaşayanın ibadeti arasındaki fark, yerle gök arasındaki fark kadardır!

Demek ki, hayır ölmekte değil yaşamaktadır! Zorluk ve sıkıntı içinde de olsa yaşamayı seçerek kazanmak,Allahın emanetine ihanet eden kul durumuna düşmemek gerek.

....

Yazıcı uyumlu sayfa      Arkadaşıma gönder

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org