DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2727

Kayınpederin damattaki misafirliği ne kadar sürebilir?

 

Soru: Muhterem hocam; eşimin anne-babası her Ramazan ayında memleketten gelip bizde misafir kalıyorlar.

Halbuki eşimle bu konuda bir mutabakatımız da yok. Ben bu nedenle Ramazan?ı rahatça dilediğim gibi dolu dolu yaşayamıyorum. Eşimin anne babası namaz dışında her anlarını televizyon karşısında geçiriyorlar. Günün özelliğine ait bir yaşantıları olmuyor. Kendilerindeki ihmal ve ilgisizliklerini ister istemez bize de aksettiriyorlar. Bu yüzden kendilerine maalesef hiç yakınlık duyamıyorum. Aynı evde yaşayan yabancılar gibi oluyoruz. Eşim bu konularda anne-babasına çok düşkün. Onlar gelince manevi hayatında gerilemeler oluyor. O da onlara uyup vaktini boş yerlerde ve televizyon karşısında geçiriyor, dinî hayatında onda da ihmaller söz konusu oluyor. Bu konuları kendisiyle konuşamıyorum. Ramazan bitti ve kalmaya devam ediyorlar. Dinî hayatım bir bakıma zorlaştı. Uygun bir mazeretle arkadaşımın evinde kalmayı dahi düşünüyorum. Bizim hizmetimize muhtaç olsalar aylarca kalmalarını sineye çekebiliriz. Ama böyle bir zorlukları da söz konusu değildir. Bu konuda fikren yardımınızı istirham ediyorum.. Ne denebilir, ne yapılabilir?. Fıkıh kitaplarımızda bu konularda bir ölçü yok mudur? Bu konular başı boş mu bırakılmıştır? Lütfen kısa da olsa bir bilgi ışığı..

Cevap: Fıkıh kitaplarının boş bıraktığı bir konu yoktur. Hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da taraflara sınırlar konmuştur. Şöyle ki:

Kayınvalide, kayınpederi bizler, (kaim-i valide, kaim-i peder) diye ifade ediyor, valide ve peder makamına kaim olan büyüklerimiz olarak hürmete layık görüyoruz.

İslam terbiyesinin bize telkin ettiği mükellefiyettir bu.

Ancak, hiçbir mükellefiyet de sınırsız değildir. Elbette bu hürmet ve hizmetin de bir sınırı olmalıdır ki, belirsizlik yüzünden yanlış uygulamalara yönelip de taraflar hürmetlerini hürmetsizliğe dönüştürmesinler, birbirlerinden usanıp da müşteki hale gelmesinler!. (Soruda görüldüğü gibi).

İşte bu hürmet ve saygıyı korumak için konmuş olan sınır ölçülerini şöyle ifade etmek mümkündür.

Kayınvalide ve kayınpeder, sabah gidip akşam dönülecek kadar yakın bir semtte iseler, haftada bir gün kızlarına gelme, yahut da kızlarını yanlarına çağırma hakkına sahiptirler.. Ya onlar damat evine sabah gelir akşama dönerler. Yahut da kızlarının gelmelerini ister, akşama geri gönderirler. Böylece anne, baba ve evlatlık duyguları iki tarafta da bir daha yaşanır. Böylesine insani ve İslami bir buluşmaya mani olma hakkını damat da kendinde bulamaz.

Şayet uzakta iseler, geliş gidişler bu defa haftada bir değil senede bir defaya kadar uzayabilir. Senenin anlaşacakları bir mevsiminde gelirler birbirlerini usandırmayacak bir müddet içinde ziyaretleşip hasret giderirler..

Bu gelip gitmeler ana, baba, evlatlık duygusunun meşru gereği kabul edilir. Rahatsızlık duyulmaz. Misafirlik hakkından şikayetçi olunmaz.

Ancak misafirlik hakkını Ebülleys, meşhur eseri Tenbihülgafilin?de, aylarca süren uzunlukta usandırıcı bir hak olarak değil de, üç günden başlayan bir süreç olarak tespit ediyor. Üç günden fazla kalmanın hak olmayıp ev sahibinin mecbur olmadığı bir fazilet ve fedakarlığı manasında yorumluyor.

Bu itibarla, gelenlerin misafirlik haklarının mecburi kısmını bilmeleri, bu meşru sınırı aşıp taşarak ev sahibindeki sevgi ve hürmeti zayıflatacak kadar misafirliği uzatmamaları gerektiği anlaşılıyor. Nitekim Efendimiz (sas)?in de: ?Ziyareti kısa tut ki muhabbet ziyade olsun.? hadisi bu konuda bir mesaj sunmuş oluyor.

Elbette bu anlattığımız sınırları aşıp taşacak kadar sevgi, saygı dolu istisnalar da olabilir. Ancak istisnalar hep müstesna kalırlar. Herkesi şamil ölçü olarak görülmezler.

Ayrıca misafirler ev sahibinin yaşayışına uyum göstermeye kendilerini mecbur bilirler. Özellikle yanlış alışkanlıklarını misafir oldukları eve taşımaya hakları olmadığının da farkında olurlar.

Demek ki: Misafirlikte de ölçü vardır. Üç günü geçen misafirlikler ev sahibinin gönülden isteğine bağlı olarak uzatılır. Mecburiyeti olarak görülmez..

Böylece mecburiyetlerle faziletler birbirine karıştırılmaz. Ta ki, soruda geçtiği gibi, ev sahibinin mecburiyeti imiş gibi misafirliği uzatıp da saygı sıfırlamasına sebep olunmasın..

-Ne dersiniz, bu satırlar taraflara haklarını hatırlatan ölçüler vermiş oluyor mu?.

01.12.2004

e-posta adresi:a.sahin@zaman.com.tr

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org