DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 3050

Beyin ölümü kesinleşen hasta dinen ölmüş sayılır mı?..

AHMED ŞAHİN

28.01.2005  CUMA

 

Soru: Dinen ölümün bir tarifi var mırdır? Beyni ölen hasta dinen ölmüş sayılabilir mi? Beyin ölümü gerçekleşen hastayı makine ve aletlerle yaşatmaya çalışmak dinen gerekli midir?

Yusuf el Kardavi'nin bu konudaki tespiti aynen şöyledir:

- Beyin ölümü gerçekleşmiş bir kişi,artık hastalar sınıfından sayılmaz. Gerçekte o, (beyin fonksiyonlarının tümüyle ölmüş olmasından itibaren) ölüler sınıfından sayılır! Bir cenaze için yapılması gereken ne ise ona da onu yapmak gerekir...?

Bu konunun kesin tespiti, elbette ihtisassız kimselerin sözleriyle olmaz. Ölümün vaki olduğunu bildiren ihtisas sahibi tıp otoritelerinin raporları, fıkıh uzmanlarının da hükümleriyle konu aydınlanır.

Şu anda elimizde bulunan bir fıkıh heyeti kararı bize bu konuda hüküm bildirmektedir.

İslam Konferansı Teşkilatı'na bağlı fıkıh kurumu 1987 Ekim'inde Ürdün'de yaptığı toplantıda bu konuyu etraflıca tartışmış, fıkıh ilim heyeti vardığı kararını da şöyle açıklamıştır:

- Bir insanda şu iki durum meydana geldiğinde dinen ölüm vaki olmuş sayılır. Bir cenaze için yapılması lazım gelenin, o insan için de yerine getirilmesi gerekli olur.

1- Beyin fonksiyonlarının tamamen durması ve ihtisas sahibi seçkin doktorların bundan geriye dönüşün imkansız olduğuna ve beyinde çözülmenin başladığına karar vermiş olmaları.

2- Kalbinin ve solunum sisteminin tamamen durması ve doktorların da kalbin ve solunum sisteminin tamamen durduğuna, hastanın bir daha hayata dönemeyeceğine karar vermiş bulunmaları...

Bu iki durum kesinleştikten sonra her ne kadar hastanın kalp ve solunum sistemi, kan dolaşımı bağlanan aletler sayesinde çalışmasını devam ettirse de, dinen ölmüş sayılan bu kimseye bağlı olan bu cihazın kaldırılması mümkündür. Bir sakınca söz konusu olmaz.

Fıkıh heyetinin bu kararını arz ettiğimiz şekilde yorumlayan Kardavi ayrıca bu hastanın organının nakli konusuna da temas ederek şöyle demektedir:

- Aletler alınmadan dinen ölmüş bulunan bu hastanın organlarının bir başka hastaya bağışlanmasında organ sahibi için büyük sevapların olacağında şüphe yoktur.

İnsanın diktiği bir meyveden, insan olsun hayvan olsun faydalanılması halinde dikene sadaka sevabı olduğunu anlatan hadis gereğince, bu organ bağışından da organ sahibine bir hastayı hayata kavuşturma sevabının büyüklüğüne başka hiçbir hayır sahibi ulaşamaz...

Kardavi yorumuna şunları da ekliyor:

- Hiçbir fıkıh alimi, beyin ölümünden sonra tıp otoritelerinin öldüğünü söyledikleri hastanın cihazlarla yaşatılmasına dinen mecburiyet vardır, şeklinde bir hüküm bildirmemişlerdir.

Yani tıbben ölmüş bulunan bir hastanın cihazlarla muvakkaten yaşatılmaya çalışılmasına mecburiyet olmadığı yolunda fıkıh alimleri görüş bildirilmişlerdir. Anlaşılan odur ki, geride kalan yakınları, yekun tutan faydasız masrafı yüklenmeye kendilerini mecbur bilmek zorunda değiller. Tıbben ölmüş kimseyi aletlerle yaşatmaya çalışmak bir fayda sağlamaz. Belki de zahmet çekmesini uzatmak manasına bile gelebilir. Organ bağışında ise hiçbir sadaka ile kıyaslanamayacak kadar büyük sevap akla gelebilir.

27.01.2005

e-posta adresi:a.sahin@zaman.com.tr

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org