DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2040

Hocaefendi, mağduriyetini nasıl yorumluyor?

 

Bana öyle geliyor ki, bazen ceviz kabuğunu doldurmayacak kadar küçük sıkıntılardan bile büyük üzüntüler duyuyor, adeta ceviz kabuğunun içine kendimiz girmişçesine ızdırap çekiyoruz.

Hayat da çekilmez hale geliyor; küçük sıkıntılardan büyük üzüntü duymakla... Böyle anlarda, büyük baskılara maruz bırakılmış zatları düşünüyor insan. İşte böyle bir muhakeme ve muhasebe anımda Hocaefendi?nin Amerika sohbetlerini içeren Ümit Burcu kitabını okumaya başlıyorum. Anlaşılan, okumaya hem de büyük bir istekle devam edeceğim. Çünkü hayatın bütün safhalarına ait değerli yorumların yanında bir de Hocaefendi?nin maruz kaldığı haksızlık ve baskılara ait yorumları da yer alıyor kitapta. Bakalım; reva görülen bunca mazlumiyet ve mağduriyetlerini nasıl yorumluyor Hocaefendi? Sorumlulara nasıl beddua bile etmiyor, mecbur kalınırsa Allah?a havale etmekle yetinmeyi nasıl tavsiye ediyor, ibretle görelim.

?... Ben bu işin ilk mağduru değilim, sonu da olmayacağım. İnsanlık tarihi hep bu türlü mağdurlarla doludur. Hz. Nuh, karadan sonra denizlerde de ürperten bir seyahate katlanmış, arz üzerinde dolaşmaktan men edilince sular üzerinde yoluna devam etmiş, doğup büyüdüğü yerlerden ayrılmış ve takdir-i İlahi?ye rıza içinde bir dağın başında aram eylemiş. Hazreti İbrahim, Babil, Hicaz, Kenan ili deyip durmadan mukaddes göç nöbetleri yaşamış. Hazreti Musa, daha kundaklara sarılı iken anne evinden Firavun sarayına göçmüş, daha sonra Mısır ve Eyke arasında hep mekik dokumuş, durmuş. Hazreti Mesih henüz azize annesinin kucağında iken yolculuklarına başlamış, önceki peygamberlerin geçtiği bütün köprülerden o da geçmiş, Hazreti Zekeriyya ve Hazreti Yahya gibi bazı peygamberler de göç imkanı bile bulamamış, yakalandıkları yerde haklarındaki idam fermanı infaz edilmiş. Peygamber Efendimiz de nebilerin, velilerin ortak kaderi olan mukaddes göç zamanı gelince Mekke-i Mükerreme?den ayrılmış, Sevr Dağı?nda bir kere daha köyüne dönüp bakmış, ?Ey Mekke! kavmim çıkarmasaydı; senden hiç ayrılmazdım.? deyip ağlayarak hicret diyarına yürümüş. Evet, ilay-ı kelimetullah yolunun yolcuları ?bir an belay-ı dertten cuda? kalmadı. Ebu Hanife, saygısızca hırpalandı, zindanlara atıldı, inim inim inleyerek yaşadı. Ahmed bin Hanbel, yıllarca adi bir insan gibi tartaklandı ve bayağılardan bayağı işkencelere maruz bırakıldı. Serahsi, koca kâmusunu hapsedildiği kuyu dibinde telif etmek zorunda kaldı...

İşte çile, ızdırap, gurbet... Bunlar tebliğ ve temsil mesleğindeki herkesin ortak kaderidir; benim şu anki mağduriyetim de hemen hemen seleflerimin bütününün uğradığı bir mağduriyettir...

Bazı ithamlar, tabii ki beni çok üzüyor, ruhuma pek ağır geliyor, fakat bir mümin her şeye rağmen Allah?ın ahlakıyla ahlaklanmalıdır. Yani, Cenab-ı Hak, isyankâr, günah tutsağı, asi kullarına bile kulu, mahluku nazarıyla bakıyor, onları da yedirip, içiriyor. Mümin kul da başkalarına bu zaviyeden yaklaşmalıdır. Haksızlıklar, zulüm ve zorbalıklar karşısında çok bunaldığı anlarda da en fazla hasımca davrananları Allah?a havale etmeli, ?Allah?ım ehl-i imana karşı düşmanca davrananları sana havale ediyoruz.? demekle yetinmelidir.?

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org