DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2217

Nasıl tartıştı, sabaha karşı nasıl kucaklaştılar?

 

Peygamberimiz (sas) ?Müslüman?ın Müslüman?a üç günden fazla küs durması helal değildir.? buyurmuştur. Yakın tarihimizde iki büyük din alimi arasında bir küslük olayı yaşanmıştır ki, üç gün değil bir tam gece bile küslüğü sürdürememiş, sabaha karşı ağlaşarak kucaklaşmak durumunda kalmışlardır. Bugün mesaj yüklü bu tarihî olayı arz edeceğim sizlere.

Olay, 1951?de Diyanet İşleri Başkanı olup 60?ta emekli olan Eyyub Sabri Hayırlıoğlu ile Kur?an öğrenmenin suç telakki edildiği o zamanlarda her şeye rağmen Kur?an öğrencilerine hizmetleriyle tanınan 1991?de vefat etmiş Gönenli Mehmed Efendi arasında, hayır sahibi Ali Rıza Cansu?nun evinde cereyan eder.

Müftü emeklisi Rahmi Serin hocanın Pamuk Yayınları arasında çıkan Aziz Hocam Gönenli Mehmed Efendi adındaki kitapçığından hadiseyi özetleyeceğim.

Hadisenin yaşandığı 195l sonrasında ben de Gönenli?nin on sene (unutamayacağım değerdeki) himayesinde okuyan binlerce öğrencilerinden biriydim. Bu satırları benim de kahraman hocama minnettarlığımın bir ifadesi olarak kabul edebilirsiniz...

Anlatan, hadise evinde cereyan eden İstanbul?un sayılı hayır sahiplerinden Ali Rıza Cansu merhumdur. Şöyle dile getirmiştir tarihî tartışma ve barışmayı:

Eyyub Sabri Hayırlıoğlu Hocaefendi ile memleketimiz Konya?dan tanışırdık. Kendileri aile dostumuzdular. 1951?de Diyanet İşleri Başkanlığı?na getirildikten kısa bir süre sonra idi. Bir gün beni telefonla aradığını söylediler. Hemen kendisini makamında bulup emirlerini sordum. İstanbul?a geleceğini, evimizde misafir kalmak istediğini söyledi. Memnuniyetimi bildirip telefonu kapattım. Başkanla birlikte olabileceğini düşündüğüm birçok muhterem zevatı da o akşam için eve davet ettim. Davetlilerimiz arasında çok sevdiğimiz Gönenli Mehmed Efendi de vardı. Aynı gün başkan Ankara?dan geldi. Diğer davetliler de hazır bulunup sofrada yerlerini aldılar. En son gelen Gönenli Hocaefendi?nin ortalıkta görünmesiyle başkanda sebebini sonra öğreneceğim bir huzursuzluk başladı. Kısa bir merhabalaşmanın ardından Gönenli?ye yönelerek otoriter bir eda ile:

? ?Hoca siz başınıza buyruk musunuz, rastgele insanlardan paralar toplayarak ne yapmak istiyorsunuz?? diye çıkışmaz mı?.

Lokmalara uzanılmak üzere iken bomba gibi patlayan bu sözler üzerine Gönenli Hocaefendi elindekini sofraya bırakıp ayağa fırladı:

? Öyle ise şu andan itibaren her şeyi bırakıyorum. Hesabını Allah senden sorsun! dedi ve çıkış kapısına doğru yürüdü. Benimle orada bulunanların rica ve ısrarlarımıza rağmen hocayı geri döndüremedik. Sofra başı bir anda ölüm sessizliğine büründü. Biraz sonra da, gelen misafirler teker teker bir şey yemeden sofradan kalkıp evi terk ettiler.

Başkanın beklenmeyen bu zamansız çıkışı her şeyi perişan etti. Sofrada ev sahibi olarak ben ve başkan ikimiz kalakaldık. Yatsı namazımızı zar zor kıldıktan sonra başkan odasına ayrıldı. Ben de perişan şekilde odama çekildim. Uyumam mümkün değildi. Bir müddet yatağımın üzerinde kaldım. Vakit hayli ilerlemişti. Birisi oda kapımı telaşla yumruklamaya başladı. Yerimden fırlayıp kapıyı açtığımda başkanı karşımda buldum. Heyecanlı bir ifade ile:

Ali Rıza hemen giyin de gel, beni hocaefendinin camisine ulaştır! dedi. O sıralarda Fatih Hacı Hasan Camii?nin imam ve hatibiydi hocaefendi. Hayli zorlanarak Fatih?teki Hacı Hasan Camii?ne sabahın erken saatinde ulaşabildik. Arabayı bir kenara çekip hocaefendiyi beklemeye başladık. Az sonra hocaefendi sokağın başında görünüverdi. Onu gören başkan arabadan süratle inip hocaefendiye doğru koşmaya başladı. Hocaefendi de aynı süratle başkana doğru koştu. Yolun ortasında öyle bir kucaklaştılar ki, anlatılamaz. Akşamki tartışma şimdi kucaklaşmaya dönüşmüştü. Ama her ikisi de hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Manzara karşısında donakaldım, ne yapacağımı, ne diyeceğimi şaşırdım. Hayli bir zaman kucak kucağa ağladıktan sonra camiye doğru kol kola yürümeye başladılar. Namazı başkana teklif etti ise de başkan ?Senin cemaatin olarak kılmalıyım.? diyerek Gönenli?nin arkasında sabah namazını kıldıktan sonra hocaefendinin evine gittik. Kahvaltıyı evinde yaptık. Her ikisi de akşamki tatsız olayı söz konusu etmemeye gayret gösterdiler. Sonra başkan saygılı ifadelerle Gönenli?ye veda ederek ayrıldı. Böylece iki büyük din aliminin akşam küsüp sabaha karşı ağlaşarak kucaklaşmalarının sırrını öğrenememişsem de, başkanın akşamki çıkışının sebebini sonradan öğrendim.

Meğerse İstanbul?dan bazı kimseler, ?Bu zat karanlık işler çeviriyor, Kur?an hizmeti adı altında çok paralar toplayıp gerici akımları besliyor, derhal çalışmaları takip ettirilip önlenmelidir.? şeklinde şikayetlerde bulunmuşlar. Bunun üzerine Başbakanlık?tan bu iş için başkan görevlendirilmiş. İstanbul?a bunun için gelmişmiş. Akşamki çıkışın sebebi buymuş. Ama bu çıkışın küslüğü ancak yarım gece sürmüş, sabaha karşı kucak kucağa ağlaşarak kırgınlıktan en küçük bir eser dahi bırakmamışlardır.

16.04.2003

Yazıcıya uyarla     

Arkadaşıma gönder

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org