DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 1851

Hacdaki toplu ölümler yüz akımız manasına gelmiyor!

AHMED ŞAHİN

24.01.2006  SALI

 Hac izdihamındaki ölümler, izdihamı yapanların da onları yönetenlerin de yüz akı manalarına gelmiyor herhalde...

Bunca yılın tecrübesine rağmen hâlâ tedbirde gaflet ediliyor da Müslümanların birbirini öldürmesine engel olunamıyorsa, bunun yüz akı sayılabilecek yanı olmamalıdır.

Konuya bizim açımızdan şöyle de bakabiliriz . Haccın üç farzı: İhrama girmek, Arafat?ta vakfeye durmak, sonra da Kâbe?yi tavaf etmek. Bunlar haccın bizim mezhebimize göre olmazsa olmazıdır. Bunlarda ihmal olamaz. Ancak bunların dışındaki görevlerde zaruretlerden dolayı bir eksiklik söz konusu olursa ne olur? Ölümü göze almak pahasına onları yerine getirmek mi gerekir? Yoksa bir kolaylığı, bir çıkış yolu var mıdır? Vardır elbette. Mesela, yerine getirilemeyen bir görevin en büyük telafi cezası kurban kesmekten ibarettir. Bundan sonraki eksiklerin cezası da fitre miktarına kadar inen sadaka vermektir. Yani hacının yoksula yapacağı yardımlarla hacdaki eksiklerini telafi etmesi mümkündür. Nitekim bazı hacıların şeytan taşlamada izdihamı sezip vazgeçerek kurban kesmekle yetindiklerini, bazılarının da hiç gitmeyip taşlarını vekillerine attırdıklarını basından okumaktayız.

O halde bu gibi çareler neden dikkate verilmiyor da ölümüne yürüyecek kadar insanlar çaresizleştiriliyor, birbirini öldürecek sıkışmalarla yüz yüze bırakılıyor?

Demekki ciddi bir bilgilendirme ve yönlendirme ihmali söz konusu Yoksa haccı, ölümleri göze aldıran acımasız kaideler zinciri olarak yorumlamak akla geliyor ki, bu da büyük bir bühtan ve su-i zan olur.

Burada şunu da iftiharla ifade etmeliyim ki, diğer ülkelere nispetle Diyanet?in gösterdiği bilgilendirme ve yönlendirme dikkatinin, emsallerinden çok üstün olduğu vurgusu da yapılmaktadır.

Hacda güçlülerin zayıfları tepeleme pahasına göreve gidişlerini görünce işin aslının ne olduğunu merak ediyor insan. Hemen Peygamberimiz (sas)?in bir ikazı aklımıza geliyor. Güçlü kuvvetli olan Hz. Ömer?e Efendimiz (sas) şöyle buyuruyor:

-Ya Ömer! Sen güçlü, kuvvetli birisin, sakın tavafta Hacerülesved?i öpmek isterken önünde zayıflar bulunursa onları zorlama, geriden selamlayarak geç!.

Peki, Efendimiz?in tavsiyesi böyle iken bugünkü uygulamada durum böyle mi? Hacerülesved?i öpmek için nasıl bir zorlama ve tepeleme göze alınıyor biliyorsunuz değil mi? Neresinde bilgili ve şuurlu davranış? Peygamber?imizin kimseyi incitmeme ikazına uyuş?

Demek ki ölüme sebep olacak izdihamlar, dinin gereği değil cehaletimizin icabı, bilgilenmeyişimizin sonucudur.

Bir ibretli misal de kendi nefsimden vereyim. Bir defasında Cennet Bahçesi?nde iki rekat namaz kılmak niyetiyle kuşluk vakti Mescid-i Saadet?e girmiştim. Herkes sabaha karşı gelip işgal ediyordu Cennet Bahçesi?ndeki o kutsal zemini. Fakat beni orada oturduğu yerden tanıyan biri, yanına çağırıp seccadesinden bir kenara çekilerek iki rekat namaz kılacak yer verdi. Ben de sevinçle varıp durduğum iki rekat namazımı kılıp da iki yana selam verdiğim anda geriden beni gözüne kestiren biri ümitlenmiş olacak ki, omuzuma parmak ucuyla dokunarak ?Kalk iki rekat da ben kılayım!? dedi. Ben anlamazlıktan gelip namaz sonu zikrimi sürdürmek isteyince yanımdan geçip gitti. Ama ne söylüyordu giderken biliyor musunuz? Arapça kelimeler kurşun gibi saplandı kalbime. Bakın ne diyordu: -Şunlara bak! Babalarının malı gibi kutsal yeri işgal etmiş kalkmıyorlar! Burada tüm Müslümanların iki rekat namaz kılma hakkı var. Sen namazını kılmış, hakkını kullanmışsın. Neden bekleyenlere haklarını vermiyor da işgale devam ediyorsun?.. Bu yorumu duyunca ok gibi fırladım oturduğum yerden, çevremdekiler şaşırıp sordular. ?Bu sözleri duyan bir insanın burayı bir saniye dahi işgal etmesi mümkün değil!? dedim. Durumu anlayanlar da kalktılar, anlamayanlar işgale devam ettiler..

Bunca senenin tecrübesine rağmen hâlâ insanlar, birbirini öldürecek izdihamlarla baş başa bırakılıyorsa burada bilgilendirme ve yönlendirme kifayetsizliği akla gelmektedir. Bu da sebep olanların, dünyaya karşı yüz akı manasına gelmemektedir.

24.01.2006

e-posta adresi:a.sahin@zaman.com.tr

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org