DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2050

Kerbela savaşı ve benzerlerinden neden söz etmiyorsunuz?

 

09.02.2006  PERŞEMBE

 

Soru: 10 Muharrem aşure gününde Irak'taki Kerbela'da Resulullah'ın (sas) nesli necibinden yetmiş iki Ehl-i Beyt'in şehid edildiğini neden gündeme getirmiyor, etraflıca anlatmıyorsunuz? Daha önce de Cemel ve Sıffin savaşları cereyan etti, onları da ayrıntılarıyla yazarak tepkinizi neden koymuyorsunuz? Bunca zulümlere kızmıyor, üzülmüyor musunuz yoksa?..

Cevap: Sahabeler arasında cereyan etmiş gönül yakıp vicdan sızlatıcı olayları on dört asır sonra bugün bir daha tekrar ederek, yeniden bir gönül yakıp vicdan sızlatmayı faydalı bulmayan Ehl-i Sünnet alimleri, bu konularda bizlere değerli ölçüler vermiş, ikazlarda bulunmuşlardır. Ondan dolayı Müslümanlar arasında geçmişte yaşanmış ihtilafları tekrar ederek farklı yorum yapanların dargınlık ve kırgınlıklarını tazelemekten kaçınıyor, böyle bir fırsatı bekleyenlere de ayrılıkları yeniden körükleme malzemesi vermek istemiyoruz.

Yorumlarına büyük değer verdiğimiz Bediüzzaman Hazretleri gibi alimlerimiz bu konularda değerli bilgiler vererek diyorlar ki:

-Geçmişteki suçlu insanları bugün yeniden zemmetmeye hiç lüzum yoktur. Onlar ahirete, mahalli cezaya gitmişlerdir. Lüzumsuz, zararlı olanların kusurlarını açıklamak, emr olunan Âli Beyt sevgisinin gereği ve lazımı da değildir. Bu sebeple Ehl-i Sünnet vel cemaat, sahabeler zamanındaki fitnelerden bahis açmayı yasaklamışlardır...

Çünkü Cemel vak'asında Aşere-i Mübeşşere'den Zübeyir ve Talha ve Aişe-i Sıddika (ra) bulunmasıyla Ehl-i Sünnet vel cemaat, o savaşı, 'ictihad neticesi' deyip "Hazreti Ali (ra) haklı, ötekiler haksız; fakat ictihad neticesi olduğundan affedilmiştir." diyerek konuyu kapatmışlardır...

Hatta, Haccac-ı Zalim, Yezit ve Velit gibi heriflere, ilm-i kelamın büyük allamesi olan Sadeddin-i Taftazani, "Yezide lanet caizdir." demiş; fakat "Lanet vaciptir!" dememiş, "Hayır vardır, sevaplıdır" dememiştir... Çünkü, hem Kur'an'ı, hem Peygamber'i, hem bütün Sahabelerin kudsi sohbetlerini inkar eden bugün çok kimseler vardır. Onlardan söz etmeyip de geçmişin yaralarını yeniden kanatmakta fayda yoktur.

Kaldı ki, şer'an, bir adam lanetlikleri hiç hatıra getirmeyip lanet etmese, hiçbir zararı yoktur... Çünkü zem ve lanet, medih ve muhabbet gibi (sevap getiren faziletlerden) değildir. Onlar salih amele dahil olamazlar...

Madem zemmetmemek ve tekfir etmemekte bir emr-i şer'i, bir mecburiyet yok, fakat zemde ve tekfirde hükm-ü şer'i var. Zem ve tekfir haksız olsa, büyük zararı da var; haklı olsa, hiç hayır ve sevap yok. Öyle ise hayrı ve sevabı olmayanları terk etmekte isabet vardır... İşte bu gibi gerekçelerden dolayı başta dört imam ve Ehl-i Beyt'in on iki imamı olarak Ehl-i Sünnet, Müslümanlar içinde o eski zaman fitnelerinden söz açıp münakaşa etmeyi caiz görmemişler, faydasız, zararı var, demişlerdir.

Hem o savaşlarda her nasılsa çok ehemmiyetli sahabeler iki tarafta da bulunmuşlar. O fitneleri bahsetmekte o hakiki sahabelere, Talha ve Zübeyir (ra) gibi Aşere-i Mübeşşere'ye dahi tarafgirane bir inkar, bir itiraz kalbe gelir. Halbuki, hata varsa tevbe ihtimali kuvvetlidir. Bunu düşünmeden o büyük sahabelere karşı itiraz duygusuna girmek bir şey kazandırmaz; ama çok şey kaybettirebilir...

Bu gibi sebeplerle geçmiş zamana gidip lüzumsuz, zararlı, şeriat emretmeden o üzücü olayları yeniden kurcalamaktansa, şimdi bu zamanda bilfiil İslamiyet'e dehşetli darbeleri vuran, binler lanete, nefrete müstahak olanların verdikleri zararları önlemeye çalışmak, önde gelen görevimiz olmalıdır. Mevcutların devam eden zararlarını düşünmeyip, geçmiştekilerin sona ermiş zararlarını tekrar gündeme taşımak gibi bir tavır, müdakkik insanların hizmet anlayışlarına da muvafık düşmemelidir. Ömer bin Abdülaziz gibi birinci hicret asrının ilk müceddidi, bu gibi konularda sarsılmaz ölçüsünü koyarak demiş ki:

-Allah bizim elimizi o kanlı hadiselerden temiz tuttu, biz de dilimizi temiz tutar, ileri geri konuşmaktan kaçınırız!.. Fevkalade sağlam ve faydalı bir ölçü bizlere.

Bu sebeple ihtilaflı, tartışmalı konuları yenilemekten kaçınan Müslümanlar, kardeşlik duygularını canlandıran konuları konuşup yazmalıdır diye düşünmekteyim. Yoksa Ehl-i Beyt sevgisi bizim inancımızın özünde yer alan, hafife alınmaz temel bir sevgidir.

Elbette böyle düşünmeyenler de olabilir. Yeter ki kurcaladıkları konular birlik beraberliğimize zarar vermesin, bir ayrışmayı yeniden gündeme

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org