DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2444

Komşuluğumuzda Alevilik-Sünnilik, sağcılık-solculuk ölçü olabilir mi?..

 

Soru: Bulunduğumuz apartmanda sayısını bilemeyeceğimiz kadar da komşumuz var. Özelliklerini bilemediğimiz bu komşularımızla nasıl muhatap olacağımızı bilemiyor, gidip gelmekte zorlanıyoruz.

Çünkü söylentiler oldukça etkili oluyor gidip gelme konusunda. Falan dairedeki komşu Alevi imiş, filan dairedeki de Sünni... Öteki solcu, beriki de sağcı imiş. Şayet bunlar söylendiği gibi iseler onlara gidilmez mi, mutlaka kendimiz gibi düşünenlere mi gitmeliyiz? Yoksa bizim gibi düşünmeyenlerle de komşuluk münasebeti kurmalı, gidip gelmeli miyiz? Bu konularda ölçüyü nasıl tespit etmeliyiz?

***

Cevap: Komşulukta, birbirimizi Sünni-Alevi, sağcı-solcu diye isimlendirerek ayrımcılık yapmak doğru değildir. Komşulukta aranacak ilk vasıf, komşunun saygılı olup olamaması meselesidir.

Bir komşu kendisi gibi düşünmeyenlere saygılı ise, gelip gitmelerde hep saygılı davranıyor, rahatsız edici davranışlardan kaçınıyorsa meslek ve meşrebi ne olursa olsun böyle saygılı komşulara gidilip gelinir, davet edilerek komşuluk münasebetleri geliştirilir. Çünkü siz onlara gidince rahatsız eden davranış ve konuşmalara muhatap olmuyorsunuz, onlar da size gelince rahatsızlık duyacakları konulara girmiyorsunuz, karşılıklı saygı içinde muhatap oluyorsunuz...

Bence komşulukta ilk düşünülecek konu budur. Yani karşılıklı saygı...

Burada bir Mecelle kaidesini de hatırlamak mümkündür.

- İslam?da birine zarar vermek de yoktur; birinden zarar görmek de yoktur!..

Böylesine saygılı komşuların meslek ve meşrepleri ne olursa olsun ilgi kesilmemeli. Belki kurulan komşuluk münasebetlerinde kimde iyi yanlar görülürse o beğenilerek alınır, böylece komşulukta iyilikler paylaşılmış olunur. Demek ki, komşulukta aranacak ilk vasıf, Sünni-Alevi, sağcı-solcu vasıfları değildir. Esas olan, saygılı olup olma olmama meselesidir.

Bunun için komşular gidip geldikleri yerlerde mümkün oldukça komşunun değerlerine saygısızlık manasına gelebilecek imalı konuşmalardan kaçınmalı, özellikle gıybete hiç yönelmemeli, başkalarının olumsuzluklarını sıralayarak aleyhinde konuşmamaya dikkat etmeliler. Çünkü gıybetin yapıldığı yerde, bir gün aynı şeyin kendileri hakkında da yapılabileceği düşünülerek itimat sarsılır, saygılı komşu olunmadığı yolunda bir düşünce de meydan gelebilir.

Ancak bir Müslüman hayatının vazgeçilmezleri olan ömür boyu sürdürdüğü dinî görevlerinde, mesela tesettüründe, namazında komşularına vardığında bir zorlukla karşılaşmamalı, bunları ihmale mecbur bırakılmamalıdır. Şayet komşuda namazını kılamama, tesettürünü koruyamama gibi bir zorluklarla karşılaşacak olursa komşusu saygılı biri değil demektir. Kendi düşüncesine uymak şartıyla kabul ediyor manası çıkar bu zorlamalardan... Misafirlerinin hassasiyetlerine saygı duymayan komşu ile irtibat kurma mükellefiyeti de kalkmış olur bu durumda...

Zaten zarar veren komşuya bir daha gidilmez, zarar gören komşu da bir daha davette bulunmaz... Böylece saygısız davranışlar komşuluk münasebetlerini de koparmış olur. Kimse kimseye gidip gelemez. Güzel örnekler görülemez, iyilikler paylaşılamaz. Herkes kendi yalnızlığıyla yaşamaya mahkum hale gelir... Denebilir ki, dindarlar yanlış anlaşılabilecek dil ile tebliğ yerine, rahatsızlık vermeyecek hâl ile temsili esas almalı, saygılı hâliyle saygı kazanmayı görevi bilmeli, çevrelerinde (saygılı komşular topluluğu) oluşturmalılar.

04.05.2006

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org