DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2028

BANA DA MURAT HAN GİBİ ŞEHİDLİK NASİP EYLE!

Kanunî son seferinde Zigetvar’da... Üstüste yapılan hücumlardan sonra nihayet zafer elde edilmiş, lakin yorgun hükümdar savaş meydanında 71 yaşında son nefesini vermiştir (1566).

Kendilerini zaferden zafere koşturan hükümdarlarının ölümünü duyarsa ordunun hâli nice olur?

Çıkması muhtemel karışıklığı kim önleyebilir?

Ne var ki bu ordunun içinde Padişahın soğukkanlı, ileri görüşlü ve de dirayetli bir Sokullu Mehmet Paşa’sı var!

Hemen duruma el koyan Sokullu, Padişahın ölümünü kesinlikle gizler.

Ne zamana kadar?.. Tâ İstanbul’a gönderdiği elçi, oradan da Manisa’ya ulaşıp şehzade İkinci Selim’i alıp geri dönünceye kadar!..

Bunu başaran Sokullu, zaten zor durumların adamıdır. Nitekim bu olayın üzerinden tam sekiz sene gibi bir zaman geçmiş, vaktiyle tahta çıkardığı İkinci Selim de İstanbul’da Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.

Ya bu defa ne olacaktır? Altı tane şehzade durumu işitince padişah ben olacağım diye ayaklanmaya girişir, peşlerine düşen güruhlar da onlara kuvvet vererek yeni bir kardeş kavgasını başlatırlarsa?.. Çünkü bunlar, tarihte çoğu defa yaşanmış fâcialardır!

Ama üzülmeyin! Sokullu hâlâ yerini korumaktadır. Büyük devlet adamı bunun da üstesinden gelecektir. İkinci Selim’in ölümünü de kimselere duyurmaz. Naaşını sarayın mahzeninde bekletirken Manisa’ya gönderdiği gizli elçi ile Şehzade Murad’ı İstanbul’a getirtir, ancak ondan sonra padişahın ölümü ilân edilir...

* * *

Hem I. Süleyman, hem II. Selim, hem de III. Murad devirlerinde devleti yönetecek kabiliyet ve istidadı gösteren dirayetli devlet adamı Sokullu, bazı tarihçilerin aleyhinde değerlendirme yapmalarına rağmen son derece dindar ve maneviyatı sağlam bir sadrazamdı. Geceleri kollarını sıvayıp abdestini alarak namazını kıldıktan sonra hayran olduğu Osmanlı sultanlarının geçmişlerine âit menkıbelerini okutur, büyük bir ilgi ile onların hizmetlerini dinlerdi.

Bir gece yine hazinedar Hasan Ağa’yı çağırmış, âdeti olduğu üzere tarihten ibretli sayfalar okumasını istemişti.

Hasan Ağa:

– Nereyi okuyayım, Saadetli Efendim? diye sorunca da şu cevabı almıştı:

– Kosova’da Murad Hüdavendigar’ın şehid oluşunu oku!

Bilmem kaçıncı defa okuyordu Hasan Ağa burasını. Ama yine istiyordu Paşa. Mecburen başladı okumaya:

–... Murad Han savaş meydanında düşman cesetleri arasında duruma bakıyordu. Yaralılar arasından düşe kalka kendisine yaklaşan bir düşman askeri, yardım istiyor gibi bir tavır almıştı. Askerler engel olmak isteyince de Murad Han, ‘Bırakın gelsin, yaralıdır, bir isteği var galiba...’ diyerek yaklaşmasına izin verdi.

Sırplı Miloş, Sultan’ın üzengisine sarılıp da ayağını öpmek ister gibi bir hâl aldığı sırada ansızın koynuna sakladığı saldırmasını çıkarmasıyla, Hünkâr’ın göğsüne saplaması bir oldu! Murad Han o anda şehid oldu...

Büyük bir dikkatle okunanı dinleyen Sokullu, cümlenin burasında ellerini kaldırmış, gözyaşları içinde şöyle dua ettiği duyulmuştu:

– Ya Rabb! Bana da Murad Han gibi bir şehidlik nasip eyle!..

* * *

Hasan Ağa düşünmeye başladı:

– Acaba Saadetli Sadrazam’ın duası kabul olacak mıydı? Olacaksa ne zaman?

Ne var ki bekleme çok sürmedi. Hemen ertesi günkü olay, İstanbul’u yerinden oynattı sanki.

Sokullu, Sultanahmet Camii’nin bitişiğindeki sarayında ikindi namazından sonra devlet belgelerini inceliyor, gereken yere icabeden notları düşüyordu. Bir ara bir gürültü duydu. Anladı ki, sık sık kendisini ziyarete gelen meczup kişi, yine gelmek istiyor. Nöbetçilere seslendi. Tıpkı Murad Han gibi.

– Bırakın gelsin, bir ihtiyacı var galiba!

Her zamanki gibi meczup yılışarak geldi. Başını, baktığı belgelerden kaldırmayan Sokullu, ona isteğini sordu. Ne var ki meczubun bu defaki gelişi farklıydı.

Dalgınlığından istifade ile iyice yaklaştığı Paşa’ya, koynundan çıkardığı saldırmasıyla yüklendi. Bir anlık bir şaşkınlık ve paşanın göğsünden belgelerin üzerine fışkıran kırmızı kanlar!.. Büyük devlet adamı, incelediği evrakların üzerine yığılıvermişti.

Koşuşan çavuşlar mezcubu yaka paça alıp dışarı çıkarmışlar, cezasını da hemen oracıkta vermişlerdi. Ama ne çare? Sokullu gitmişti.

Olay, İstanbul’da büyük bir üzüntüye sebep oldu.

Alimler karar verdi:

– Duası kabul olmuş, tıpkı istediği şekilde Murad Han gibi öldürülmüştür. Öyle ise, onun gibi şehid sayılmalıdır.

Ve 74 yaşındaki büyük devlet adamının cenazesi (1579) da kanlı elbisesiyle şehidlere benzeyen şekilde mezarına indirilirken, hemen herkesin dudağından dökülen cümle aynıydı:

– Tıpkı Murad Hüdavendigar gibi... Allah rahmet eylesin...

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org