DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2186

YAŞARKEN FİKRİNİZ NE İSE, ÖLÜRKEN ZİKRİNİZ O OLUR!

Yazıya başlık olarak aldığımız cümle, sadece bir atasözü değil, aynı zamanda bir hadis meâlidir de. Resûl-i Ekrem Efendimiz :

–  Yaşadığınız gibi ölürsünüz, öldüğünüz gibi de huzur-u ilâhide muamele görürsünüz, buyurmuştur.

Bu bakımdan yaşayışımız imani, İslâmi mevzularla dopdolu olmalı, benliğimizdeki iman merkezlerine inançlarımız bütünüyle yerleşmeli, asrın fitneleriyle sökülmez hale gelmelidir.

İnsan, inançlarına kafasında ne kadar yer verir, gönlünde ne ölçüde besleyip büyütürse ölürken de o nisbette onunla meşgul olur, şuur altında yerleşmiş olan o meşguliyetinin tekrarıyla son nefesini verir. Yani hayatında neyi fikretmişse son anda da onu zikreder.

Ak sakallı ihtiyar, son günlerinde yatağında baygın yatmaktaydı. Doktorlar:

–  Bize düşeni yaptık, gerisi Allah’a kalmış, diyor, başka bir söz bulamıyorlardı.

Zaten ayak ucunda bekleyen oğlu da ümidini kesmişti. Seksen sene gibi ender yaşanan bir ömür sürmüştü muhterem babası. Tanıyanları ona, “ibadet kavisi” diyorlardı. Yâni bunca ömür ancak ibadet kuvvetiyle yaşanır demek istiyorlardı. Ama ne kadar yaşansa da yine âkıbet ölümdü. İşte ak sakallı zât belki de ölüm ânını yaşamaktaydı.

Baygın halde yattığı yatağından ansızın doğruldu. Heyecanlı ve telâşlı bir hâli vardı. Yumuk gözleriyle, belki de irâde dışı hareketler yapacaktı. Öyle de oldu.

Nefes nefese feryad ediyordu:

–  Oğlum Arif! Çabuk ibriği getir, abdest alacağım, baksana ezan okunuyor, cemaate yetişmeliyim...

Bir-iki saniye sonra sanki oğlu ibriği getirmiş; yumuk gözlü zat, zor aldığı nefesle, hayâlen elini kolunu yıkamaya başlamıştı. Bu sırada abdestini almış, hattâ camiye  girip safa da geçmiş, işte imamla birlikte ilk tekbirini de alıyordu:

– Allahü Ekber!

Ne var ki, şuur altına yerleşmiş bu abdest alma, sonra da namaza başlama tekbiri, ak sakallı, yaşlı zatın son cümlesi olmuş, böylece ömrünü “Allahü Ekber” cümlesiyle tamamlamıştı.

Şimdi tabloyu değiştiriyor, ikinci adamın son anlarına geçiyorum. O da, seksen yaşına yakın bir ömür sürmüştü bu âlemde, Ama bir tek hedefi vardı onun: Para kazanmak, zengin olmak.

Para kazanmak aslında iyi bir şeydir, ama parayı cebe; imanı, İslâm’ı da gönüle koymak şartıyla. O, böyle yapmadı. İmanı, İslâm’ı koyacağı gönlüne parayı koydu, benliğindeki iman merkezlerine hep kazanç hırsını yerleştirdi.

Yaşadığı sürece birçok işlerle meşgul olmuş, son senelerde de inşaatçılığa dökmüştü işi. Çok para olduğu söylendiği için o sahaya kaymıştı. Kaydığı sahada o kadar fani oluyordu ki gece-gündüz hayalinde besliyordu onu. Nitekim uykusunda bile “kum getir, çakıl getir” diye tekrar ediyordu.

Ölüm döşeğinde de, aynı sözleri tekrarlamaya başladı:

–  Kum getir, çakıl getir, kum getir, çakıl getir!

Bir tanıdığı yanına gelince onun hâlini anladı. Kulağına eğilerek fısıldadı:

–  Müteahhit bey, iş bitti, paydos!

Ve bundan sonradır ki, son nefesini verdi. Ama nasıl?

–  Kum getir, çakıl getir, kum getir, çakıl getir!.. diyerek...

Evet “Dervişin fikri ne ise, zikri de odur.”

 

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org