DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2321

ORDUDAKİ GÖREVİNDEN İSTİFA EDİNCE...

Mehmet Akif merhum, her sabah erkenden gittiği Ayasofya’da birinin sürekli gözyaşı döküp ağladığına şahit olunca dayanamaz, bir gün bunca gözyaşının sebebini, bilmediği bu insandan sorar.

Adam, sırrını açıklamak istemezse de Âkif’in ısrarı üzerine gözyaşlarını silerek başlar meselenin içyüzünü anlatmaya...

– Ben der, Abdülhamid Han’ın ordusunda binbaşıydım. Babamın vefat etmesi üzerine istifa edip miras kalan servetin başına geçmek istedim. İlgili merciler istifamı kabul etmeyince nihayet Abdülhamid Han’a gönderdim. O da kabul etmedi. Bu defa bizzat huzuruna çıkıp isteğimi anlattım.

– Babam vefat etti. Bana kalan mirasın başına geçip şahsi işlerime bakmak istiyorum. Beni ordudaki görevimden affedin!

Belli ki, Sultan razı değildi istifama. Ama ben üsteledim. Israrımı anlayınca dayanamadı, elinin tersiyle:

– Var git, ne hâlin varsa gör!... 

der gibi bir tavırla istifamı kabul etti.

Ben de ordunun o sıkıntılı devresinde, tam bana ihtiyacın bulunduğu hengamede, kumanda ettiğim taburu yüzüstü bırakıp evime döndüm.

Ne olduysa işte o gece oldu. Bir müddet uyuduktan sonra gördüğüm rüya, bana bu gözyaşlarını döktürmektedir.

– Nasıl bir rüya gördünüz, anlatın lütfen.

– Rüyamda Resûlüllah aleyhisselam orduyu teftiş ediyordu. Yanında Hazret-i Ebu Bekir, Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman ve Hazret-i Ali efendilerimiz vardı. Bunların hemen arkasında ise Abdülhamid Han yerini almış bulunuyordu.

Resûlüllah aleyhisselâm’ın önünden geçen askerler gayet derli toplu intizam içinde geçerken benim taburum göründü. Ne yazık ki onların başında kumandanları yani ben yoktum. Bu yüzden disiplinsiz ve intizamsız geçiyorlardı. Bu durumu gören Efendimiz, geriye dönüp Abdülhamid Han’a sordu:

– Bu taburun durumu nedir böyle? Neden derli toplu değiller? Kumandanları yok mu?

Abdülhamid Han, teessür içinde cevap verdi:

– Bu taburun kumandanı ısrarla istifasını istedi. Kabul etmedim, yine istedi. Ben de onu vazifeden almak zorunda kaldım. Bu yüzden kumandansız, başı boş kaldı.

İşte bu cevaptan sonra Efendimiz’in yüzünde bir üzüntü işaretini gördüm. O da mübarek elinin tersiyle işaret ederek buyurdu ki:

– Öyle ise biz de onu vazifeden aldık, gitsin gittiği yere kadar!

* * *

Ayasofya’da sürekli gözyaşı döktüğünü gördüğü adamın bu durumunu dinleyen Mehmet Âkif de bir hayli üzülür. Görevinden istifa etmiş olan kumandan ise ağlamaya devam ederken pişmanlığını tekrar eder:

– Keşke babamdan kalan miras büsbütün yok olsaydı da ben hizmetimin başından ayrılmasaydım, bana düşen hizmeti ifa etmekten kaçınmasaydım. Şimdi para da kazansam, mal, mülk sahibi de olsam bana huzur vermiyor, rahat edemiyorum.

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org