DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2176

DÜNYADA ŞEN OLANLAR ÂHİRETTE DE ŞEN OLSALAR FENA MI OLUR?

Maruf-u Kerhi, Bağdat’ta hicri iki yüz tarihinde vefat etmiş, çevresine oldukça değerli hizmetler vermiş ve maneviyat büyüğü olarak tarihe geçmiştir. 

Çevresindeki kişilere karşı tutum ve tavırları bugüne de ışık tutacak özellikte olan bu büyük insandan bazı örnek olaylar:

Maruf-u Kerhi, bir gün Dicle kenarındaki bir hurma bahçesinde yakınlarıyla otururken kayık içinde bir kısım gençlerin saz çalıp içki içerek geldikleri görülür. Bunlara kızanlar: 

– Senin duan makbuldür, dua et de Allah kayıklarını devirsin, suya gömülerek boğulsunlar, derler. 

Maruf, hemen ellerini açıp duaya başlar. Ama nasıl dua? 

– Rabb’im der, bunları bu dünyada şen şakrak kıldığın gibi âhirette de şen şakrak kılacak hayırlı ameller nasip eyle! 

Yanındakiler itiraz ederler:

– Biz senden, suya dökülüp cezalarını bulmalarını diledik. Sen ise şen şakraklıklarının âhirette de sürmesini istedin! 

Cevap verir: 

– Bunların sarhoş halde suya dökülüp de boğulmalarından kimseye bir fayda gelmez. Ama âhirette de şen şakrak olacak ameller işlemelerinde topluma faydalar vardır. Siz benim duamın hedefini anlamadınız; ama Rabb’im anladı, der. 

Az sonra sahile çıkan gençler, Maruf’un huzuruna gelirler. Utanç içinde özür diler, tevbe istiğfar ederek bir daha böyle bir yanlışlığa sapmayacaklarına söz verirler. Verdikleri sözlerinde de dururlar, daha sonra benzeri hatalara girmezler. 

Böylece sarhoş olarak ölme yerine ayık olarak yaşar, topluma güzel hizmetler vererek âhirette de şen şakrak olurlar. İşte Maruf-u Kerhi’nin İslâma hizmet ve insan kazanma anlayışı budur. 

* * *

Maruf sık sık ikaz ederdi etrafındakileri:

– İyilik ve ibadetlerin büyüğüne küçüğüne bakmayın. Hepsini de yerine getirmeye gayret edin. Allah’ın rızası hangisindedir bilinmez. Sizin küçük gördüğünüz bir iyilikte, ibadette Allah’ın rızası bulunabilir. Sizin affınız, o küçük sandığınız iyilik ve ibadetin içinde olabilir. 

Bundan dolayıdır ki bir gün Bağdat caddelerinden birinde giderken yolun kenarında bir sebilcinin (su dağıtıcısı): 

– Benim suyumdan içene Allah da Kevser suyundan içirsin! diye dua ettiğini duyarlar. 

Maruf hemen yaklaşır, o gün nafile oruç tuttuğu halde adamın suyundan içer. Kendisini ikaz ederler: 

– Siz oruçlu idiniz, ikindiden sonra orucunuzu bozmanıza gerek yoktu, unuttunuz mu yoksa? derler. 

– Hayır der, ne unuttum, ne ikindiden sonra olduğumdan gaflet ettim. 

– Öyle ise neden iftara az bir zaman varken suyu içtiniz? Oruç sevabından kendinizi mahrum ettiniz.

Şöyle izah eder durumu:

– Rabb’imizin rızası nerededir belli olmaz. Muhtemeldir ki bu masum adamın duası, benim tuttuğum nafile oruçtan daha makbul olabilir. Bu makbul duayı almak için suyundan içmeyi tercih ederek nafile orucumu bozdum. Bu orucu ben tekrar tutarım; ama bu duayı bir daha alamam. 

Gerçekten de sonuç, ümit ettiği gibi olmuştur. Çünkü vefatından sonra kendisini rüyada gören bir yakını sorar:

– Senin birçok iyilik ve ibadetlerin vardır. Rabb’imiz en çok hangisinden ikram ve ihsanlarda bulundu? 

Cevabı aynen şöyle olur:

– Hepsi bir yana, o gün  suyundan içtiğim sebilcinin duası bir yana! 

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org