DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 1989

SAHNENİN ÖNÜ BAŞKA ARKASI BAŞKA OLABİLİR

Olaylar zikzaklı cereyan ediyor. Hadiseler sel gibi akıp gidiyor.

Bizler ise geriden bakan seyircileriz. Sahnenin önünden bakıyor, arkasında olup biteni bilemiyoruz.

Elbette herkes böyle değildir.

Sahnenin arkasına bakanlarımız da bulunacak, bilmediklerimizi bilenler de olacaktır.

İşte o zaman bilenlerle bilmeyenlerin farkı meydana çıkacak; sahnenin arkasını bilenler, ileride çıkabilecek sakıncaları görenler konuşacak, bilmeyenlere bilgi verip açıklamada bulunacaktır. Ne var ki, bu bilgiye itimat edenler, elbette bir hikmeti vardır deyip bekleyeceklerdir. İtimat etmeyip sahnenin önünde gördükleriyle kalanlar ise, belki itiraz edip hüküm de vereceklerdir.

Peki sonuç ne olacak?

Sonucu zaman gösterecektir.

Meşhur sözdür:

– Zaman en büyük müfessirdir, kaydını ortaya koysa itiraz edilmez.

Bu gibi yoruma açık konularda zamanın tefsirini beklemek, yanlış yorum yapıp da sonradan pişman olmaktan hayırlı olsa gerektir.

Mısır’ın büyük âlimi İmam-ı Şarani’nin şeyhi Aliyyü’l-Havvas’a, boğazından rahatsızlığı olan bir hasta gelir:

– Bana bir doktor tavsiye et, boğazımdan rahatsızım, der.

Aliyyü’l-Havvas da doktor yerine:

– Ezher Camii’nin kapısında turp satan bir manav var. Sen ona git! der.

Adam kalkıp manava gider, ama bu cevabı yorumlayan müridleri de ikiye bölünür. Bir kısmının teslimiyeti kuvvetlidir. Derler ki:

– Bir hastanın manava gönderilmeyeceğini elbette şeyhimiz de bilir. Buna rağmen manava gönderiyorsa bunun bir hikmeti olsa gerektir!

Böylece kendilerini vesveseye kapılmaktan kurtarırlar. Ama teslimiyeti zayıf olanlar itiraz ederler:

– Böyle şeyh mi olur, hastayı doktor yerine manava gönderiyor, diyerek bağlılıklarını yitirirler.

Acaba bu işin sonu nasıl olur? Ne türlü bir netice söz konusu olur hasta için? İsterseniz bir de ona göz atalım.

Birkaç gün sonra hasta gelir:

– Efendi hazretleri beni bir doktora değil de turp satan manava gönderdiğiniz için size teşekküre geldim, diyerek durumu şöyle anlatır:

– Beni gönderdiğiniz manav Nil’in etrafından topladığı turplardan bir acı turp verdi, bunu gece yatarken ye, sabaha kadar bir şeyin kalmaz, dedi. Ben de dediğini yaptım, sabaha karşı bir öksürük, bir hıçkırık ki sorma gitsin. Sonra tükürmeye başladım. Bir de ne göreyim, tükürüğümün içinde kapkara bir sülük! Meğer boğazımda bir sülük varmış, gönderdiğiniz manav da bundan anlarmış. Verdiği turp da onun ilacı imiş. Şimdi kurtuldum, teşekkür için geldim. İzin ver de mübarek elini öpeyim!

* * *

Ne yazık ki gönderdiği manavdan dolayı hasta, teşekküre geldiği sırada, teslimiyeti zayıf olan bir kısım bağlıları Aliyyü’l-Havvas’ı terk etmiş bulunuyorlardı, hastayı yanlış yere gönderdi diye.

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org