DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 3499

BİR LOKMA ETİ KOMŞUNUN ÇOCUĞUNA NİÇİN VERMEDİ?

Kocasının işi son günlerde iyice bozulmuştu. O kadar ki diğer ihtiyaçlarının

te’mini şöyle dursun, iki çocuğun karnını doyuracak bir sofra hazırlama

imkânından bile mahrum kalmıştı. Şayet beyi o akşam da sofraya koyacak bir şey

getirmezse günlerdir aç bekleyen çocukların sağlık durumu tehlikeye girecekti.

Binbir endişe ve üzüntü içinde akşamı iple çekmeye başladı.

Nihayet geç

saatlerde kapıyı çalan kocası, elinde bir paketle gelmişti. Buruşuk bir parça

etten ibaret paketi heyecanla kapan kadın sevinçle mutfağa koşmuş, pişirdiği eti

derhal sofraya getirip açlıktan tâkatsiz düşmüş çocuklarıyla birlikte yemeye

başlamışlardı.

İşte o sırada komşusunun küçük çocuğu içeri girdi ve sofranın

başına dikilerek yenen etten istemeye başladı. Kadıncağız aceleyle bir kendine,

bir de çocuklarına yetiştirdiği lokmalardan birini de bu küçüğe uzatınca

kocası:

– Hayır, hayır, ona verme, onlara bu et haramdır! diye ikazda

bulundu.

Komşu çocuğu buna üzülmüş, ağlayarak evlerinin yolunu tutmuştu. O

güne kadar kimseden böyle bir karşılık görmeyen zengin çocuğu, babasına durumu

anlattı ve bir lokma et vermediklerini şikâyet ederek “O etten ille de isterim”

diye tutturdu.

Bu defa çocuğun sesini bir türlü kesemeyen baba, elinden

tutarak bitişik komşusunun evine gelmeye mecbur kaldı. Onlar halen

sofradaydılar.

– Çocuktur, hâlden anlamıyor, şunun sesini kesmemiz için bir

lokma et rica edeceğim, dedi. Fakat adamın cevabı kesindi:

– Kusura bakmayın,

ben bu etten size veremem. Çünkü bu bize helâl, fakat size haramdır!

– Neler

söylüyorsun komşu, size helâl olan şey bize nasıl haram olur?

– Olur

komşucuğum olur. Fakat gel, benim bu sırrımı fâş etme, şimdiye kadar kimseye

açmadığım derdimi şimdiden sonra da açmak zorunda bırakma!

– Hayır, bu

sözlerinden bir şey anlamıyorum; çocuğa bir lokma et vermeyişinin mazeretinden

başka bir lâf değildir bu.

Mecbur kalmıştı, herkesten gizlediği sırrını

anlatmaya. Elindeki mendiliyle gözyaşlarını silen adam, titrek sesle mes’elenin

içyüzünü açıklamaya başladı:

– Günlerdir şu sofraya ne bir katık, ne de bir

parça ekmek getirmek mutluluğundan mahrum kalmıştım. İşlerim her gün tersine

gidiyor, yakamıza sarılan fakirlik bize aman vermiyordu. Bugün artık

tahammülümüzün bittiği gündü. Çocuklar bugün de bir lokma olsun bir şey

yemezlerse hayatları tehlikeye girecek, bu durumun arkasından ölüm gelecekti.

İyice muztar kalmıştık. Bu yüzden yol kenarına atılmış bir ölü koyundan kestiğim

bir parça eti kâğıda sararak getirdim. İşte soframızda gördüğün et o koyun

leşinden koparıp getirdiğim ettir. Biz muztar kaldığımız için bu haram etten

yiyebiliriz, ama sizler (Allah daha çok versin) servetinin hesabını bilemeyecek

kadar zengin kimsesiniz, siz muztar kalmadığınız için böyle haram etten yemeniz

asla câiz olmaz. Çocuğunuza bir lokma vermeyişimin asıl sebebi

budur!..

Komşusunun bu izahından sonra başını yere eğerek utanan zengin adam,

bir şey söylemeden oradan çıkar ve doğruca şahsına âit sürünün çobanını bulur,

ona şu emri verir:

– Ben derin bir vicdan azabı çekmeye başladım, büyük bir

sorumluluk altında olduğum inancındayım. Bizim ölü koyunun etini sofralarında

katık yapacak kadar zor duruma düşen bitişik komşumuzdan haberdar olmayışımız

büyük bir günahtır. Koyunların yarısını derhal işaretle... Onları şu andan

itibaren komşuma hibe ediyorum, haber ver!

Sonra dükkânına gelen adam oradan

da bir miktar yiyecek ve giyecek alır, komşuya gönderir. Onu yokluğun acılı ve

acıklı pençesinden kurtarır.

Sadece şahsını düşünen bir zengin olmaktan

Allah’a sığınarak tevbe istiğfarda bulunan bu zengin, bir akşam rü’yasında

Resûlüllah’ı görür, ondan evvelâ bir îkaz, sonra da bir müjde alır:

– Servet

Allah’ındır. Bazı kulları ise dağıtım memurudurlar. Allah’ın sana muhtaçlara

vermek üzere emanet ettiği servete ihanet eder duruma düşmüş, komşunun koyun

leşi yiyecek hale düşmesine ilgisiz kalmıştın. Bereket ki en sonunda durumlarını

öğrenip tam zamanında yardım yaparak onları kurtardın! Müjdeler olsun sana,

Allah yardımını kabûl etti. Cehennem’e ilk girecek zenginlerden iken, bu defa

Cennet’e ilk girecek servet sahiplerinden oldun!

 

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org