DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 1895

Koyuncu kazandı

Hoca efendi kürsüde vaaz ediyormuş. Konuşma sırasında sık sık da anlaşılmaz

bazı sözler söylüyor:

– Koyuncu kazandı, koyuncu kazandı, diye de feryadı

basıyormuş.

Cemaattan kimileri, bu sözün ne mânâya geldiğini merak edip

sormuşlar:

– Hoca efendi, zaman zaman koyuncu kazandı, diye feryad

ediyorsunuz, kimdir bu koyuncu, neyi kazandı?

Hoca efendi, şöyle bir içini

çekmiş, sonra da başlamış anlatmaya:

– Biz üç arkadaş, gençliğimizde bir

yerde oturmuş, sohbet ediyorduk. Ansızın nur yüzlü, aksakallı bir zat çıkageldi

yanımıza. İlk sözü şu oldu: Rabbinizden ne dilerseniz şu anda kabul olacak,

hemen isteyin, icabe saatındasınız. (duaların kabul olduğu özel vakit).

Yanımdaki açıkgözlük edip hemen zengin olmak istediğini söyledi, ben de ilim

sahibi olmayı diledim, koyunculuk yapan arkadaşımız da, hayırlı âkıbet istedi.

Nur yüzlü zat da ellerini açıp:

– Ya Rab, bunlara istediklerini lutfeyle,

diye yalvardı. O anda gözden kayboldu. O’nun Hızır Aleyhisselam olduğuna kâni

olduk.

Aradan zaman geçti, arkadaşımın ilki, istediği servete o kadar sahip

oldu, işleri o kadar çoğaldı ki, beş vakit namaz şöyle dursun, artık cumaları

dahi zor geliyor camiye.

Ben ise dilediğim ilme sahip oldum, işte sizlere

vaaz verecek duruma eriştim. Ama beni dinleyenler pırıl pırıl gözyaşı döktükleri

halde, henüz benim gözümden tek damla yaş döküldüğünü hatırlamıyorum.

Koyuncu arkadaşımın halinde ise, çok güzel gelişmeler var. O, bulunduğu

halini günden güne geliştiriyor, hayatını, kademe kademe hayırlı akıbete doğru

ilerletiyor. Demek onun duası da hayırlı akıbeti için kabul olmuş. İşte bu olayı

hatırlayınca “koyuncu kazandı” demekten kendimi alamıyorum. Keşke ben de hayırlı

âkıbet isteseydim.

* * *

Evet, bu önemli bir gerçektir. İşin sonu

mühimdir. Bulunduğumuz hâlimiz çok iyi ve güzel olabilir. Ama bu çok iyi ve

güzel hâlimizi son nefese kadar devam ettirecek miyiz? Yoksa zamanla iyi

hâlimizle gurura kapılacak, kendimizde bir varlık görecek, kötü âkıbete mi

gideceğiz? İşin bu tarafı hemen her İslâm büyüğünü meşgul etmiş, hepsi de

Resûl-i Ekrem Efendimizden öğrendikleri şu duayı ısrarla tekrarlamışlardır:

–

Allah’ım, âkıbetimi hayreyle!

Bu konuyu Şah-ı Nakşibend Hazretleri’nden bir

misalle hükme bağlayalım.

Bulunduğu hâli pek güzel olan bir keramet

sahibinden bahsederken derler ki:

– Öyle iyi amel sahibi bir zat ki,

seccadesini havaya atıp üzerinde namaz kılıyor!

Dudağını büker büyük

veli:

– Mühim değil, kuşlar da yapıyor aynını, der.

– Sadece bu kadar

değil, Dicle suyu üzerinde de yürüyor, batmadan ve boğulmadan geçip

gidiyor.

Yine dudağını büker:

– O da mühim değil, balıklar da yapıyor

aynını, der.

Bu defa da şöyle derler:

– Efendi Hazretleri, o mühim değil,

bu mühim değil. Sizce mühim olan nedir öyle ise?

Büyük zat gerçeği şöyle

açıklar:

– Mühim olan o üstün hâli, son nefese kadar devam ettirmektir,

devam! Anladınız mı şimdi mühim olanın ne olduğunu?

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org