DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2389

Sevap satıp günah alan gıybetçi

İlmî ve fikrî seviyesi düşük, dinî ve mânevî durumu sönük kimseler gıybetten

ve iftirâdan zevk alır, lezzet duyar, bu âdi silâhla mü’min kardeşini vurup,

konu komşusunu ifsâd etmek isterler.

Gıybeti, iftirayı meslek hâline getiren

bu hastalar, bir sözün aslı olup olmadığını araştırmak istemezler. Sadece

istismara elverişli söz üretip dillerine dolamaya bakarlar. Böylece dinî

hayatımızın âhengini bozar; dindarlar arasında birlik, beraberliği zedelemiş

olurlar.

Dinimiz bunlara müflis nazarıyla bakar; gıybetçileri, kambur üstüne

kambur yüklenen günah tâcirleri olarak hükme bağlar.

Başkalarını kötülemek suretiyle kendisini iyi göstermeyi âdet edinen bir

gıybetçi adam, durmadan ayıp, kusur sayar, çevresindekilerin eksiklerini ve

hatâlarını nazara verirdi.

Bu türlü gıybetlere o kadar alışmıştı ki, onun

dedikodusundan o çevrenin mânevi büyüğü bile kurtulamamıştı.

Ancak, mâneviyat

büyüğüyle başkalarının bir farkı vardı. Başkaları gıybetçiye kötü sözlerle

karşılık verip sert mukabelede bulunurken, o muhterem zat öyle yapmıyor, ne

zaman gıybetçi adam huzuruna gelse, “Gel bakalım benim sevgili ortağım” diyerek

ona iltifatta bulunuyordu.

Saygıdeğer zâtın böylesine iltifat ve alâkası,

gıybetçiyi nihayet utandırmaya başladı. Kendi kendisine vicdanî muhasebe yaptı,

sonra da kararını verdi:

– Bundan sonra bu muhterem zâtın gıybetini

yapmayacağım; söylemediği sözü söyledi, yapmadığı şeyi yaptı demeyeceğim.

Bu

kararını verdikten sonra, yine bir gün mâneviyat büyüğünün meclisine

girdi.

Fakat, bu defa arada bir soğukluk vardı. Muhterem zat, eskisi gibi

iltifat etmiyor, “Buyur benim aziz ortağım” demiyordu. Dikkatini çeken bu

ilgisizliğin sebebini bir gün sordu:

– Efendi Hazretleri, artık bize iltifat

etmiyor, alâka göstermiyorsunuz. Hikmeti nedir ki?

Mâneviyat büyüğü cevap

verdi:

– Niye alâka göstereceğim? Artık ortaklık bitti, ticarî ilişkimiz sona

erdi.

– Ne demek, bizim ticarî ilişkimiz mi vardı?

– Elbette. Hem de çok

kazançlı bir işti.

– Nasıldı bu iş?

– Bak anlatayım. Sen benim yapmadığımı

yaptı, söylemediğimi söyledi diyor, devamlı olarak gıybetimi yapıyordun. Ben ise

buna sabrediyor, ses çıkarmıyordum. Bunun neticesinde rü’yamda bana deniyordu

ki:

“Ticarî ortaklığın hayırlı olsun. Sen sustukça, o gıybetçinin sevabı

senin, senin günahın da onun oluyor. Böylece sen ona devamlı günah satıyor,

ondan sürekli sevap alıyorsun.”

Ben de bu ticaretten memnun oluyordum.

Ancak bir kaç gündür, sevabımda bir çoğalma, günahımda da bir azalma

olmayınca sordum. Dediler ki: “O gıybetçi adam, senin gıybetini bıraktı. Bu

yüzden de sevap kazancın durdu, günah satma işin de sona erdi.”

Durum böyle

olunca, artık benim sana iltifat etmeme, alâka göstermeme sebep kalmadı. Çünkü

ortaklık sona ermiş oldu. Günahımı almıyorsun artık.

Bu izah karşısında

şaşkına dönen gıybetçi, ağlamaya başladı:

– Efendi Hazretleri, gıybetini

ettiğim müddetçe hep benim sevablarım sana, senin günahların da bana mı

yazıldı?

– Elbette. Ona ne şüphe?..

– Şimdi ne olacak öyle ise?

–

Olacak olan belli.  Sen yaptığın gıybetler için tövbe, istiğfar edeceksin,

ben de sabrettiğim için Allah’a hamd ve şükürde bulunacağım.

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org