DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 1966

OLAYLARIN ARKA PLÂNINI ARAŞTIRMADAN DIŞ GÖRÜNTÜLERİYLE HÜKÜM VERMEYİN!

Namaz kılınmış, caminin kapısından herkes sırayla çıkıyordu. Caminin hemen basamaklarına mendilini seren dilenci de bu çıkışı zorlaştırıyordu. Çünkü çıkanlar dilencinin önünde eğleniyor, bir şeyler verip geçiyorlardı. Ne var ki Cüneyd-i Bağdadî, bir şey vermek istemedi. Hatta dilencinin eline, koluna, kafasına, gözüne baktı; içinden şöyle söylenerek geçti gitti:

– Ne biçim adam bunlar? Sapasağlam oldukları halde dileniyorlar. Ayıptır, günahtır, böyle insanların dilenmeleri!..

İçindeki bu kızgınlığı kendi kendine söndürmeye çalışarak evine vardı. Yatsı namazından sonra âdeti olan nafile ibadetlerini de eda ettikten sonra yattı. Az mı uyudu, çok mu? derin bir rüya safhası başladı. Kapıdan içeri giren, elinde sofra bulunan biri:

– Buyur yâ Cüneyd, ye! diyordu.

Adamın davet ettiği yemek öylesine pis kokuyor, öylesine bozulmuş bulunuyordu ki, onu yemek şöyle dursun, yaklaşmak bile mümkün değildi. Cüneyd:

– Bu nasıl yemek, yenir mi bu? dedi.

Adam da şu cevabı verdi:

– Yenmese, sen namazdan çıkınca dilencinin önünden geçerken gıybetini yapmak suretiyle onun etini yer miydin? Onu yediğine göre, bunu da yersin, diye getirdik.

Cüneyd-i Bağdadî anlamıştı durumu. Sabahın ilk saatında camiye koştu. Sabah namazından sonra aynı şahsı, aynı yerde mendilini sermiş, yine dileniyor vaziyette buldu.

Bu defa aşağıya eğilerek konuştu:

– Beğendin mi bana yaptığını? Ben senin durumunu kimseye söyleyerek gıybet etmedim ki? Sadece kalbimden geçirmiştim, hepsi o kadar!

Dilenci durumundaki adam cevap verdi:

– Senin gibilerinin kalbinden dahi geçmemeliydi! Başkalarının dilinden dökülse bile çok görmezdim, ama senin kalbinden geçmesi dahi beni yaraladı. Sabaha kadar gözüme uyku girmedi.

– Peki ne yapmalıydım? Eli kolu, bütün bedeni sağlam birinin dilenmesi câiz değildir. İslâm’a aykırı bir durum vardı ortada. Ben de bu aykırı durumu kalbimden ayıpladım, yaptığım yanlış değildi ki?

– Yapacağın şey şuydu: Tahminin doğru mu, değil mi? Onu tahkik etmeliydin. Görünüşe bakıp ta hemen hükme varmamalıydın.

– Peki senin durumun nedir öyle ise, söyler misin? Nedir bu işin sırrı?

– Anlatayım: Şu nankör nefis var ya!

– Evet!

– İşte o’nu bir türlü ıslah edemedim. Hâlâ kendinde bir gurur, bir enaniyet, bir varlık görüyor, zaman zaman benliğe, gurura, enaniyete sokuyor beni. Ben de kızdım. Dur, dedim, seni kibirinin tam zıddıyla terbiye edeyim, halkın gözü önünde dilendireyim, bakalım yine gurura kapılacak, yine bana kibir hissi telkin edecek misin? Mesele budur. Nefsimle kavgam bu davranışa itti beni! Mendilimde biriken paraları da dışardaki gerçek ihtiyaç sahiplerine veriyorum.

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org