DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2067

Babanın asıl evi neresi

Yaşı bir hayli ilerlemesine rağmen, günlük işleri kendisini o kadar oyalar, o derece kendini içinde bulunduğu meşguliyete kaptırırmış ki; sanki uğraştığı işte fâni olur, bunların dışında ebedî bir hayatın bulunduğunu, asıl kazanç veya kaybın âhiretle alâkalı kazanç veya kayıp olduğunu asla hesaba katamazmış...

Onun bu haline, hayatın gayesini kavramış genç çocuğu, çok üzülür, fakat uygun bir fırsat bulup da:

– Baba, bu senin fanî olurcasına meşgul olduğun şeyler gelip geçicidir. Bizim için âhiret hayatı, uhrevî kazanç da vardır. Biraz da hayatımıza bu ölçü ile bakıp, dini görevlerimizi yerine getirerek çalışalım... diyemezmiş.

Bir sabah küçük oğluyla yine çarşıya çıkan baba, bir file dolusu erzak alıp oğluna:

– Bunu bizim eve götür, sonra da gel, işlere devam edelim, demiş.

Çocuk gitmiş ve biraz sonra dönmüş. Akşama kadar yine her zamanki işlerinde fanî olurcasına çalışmışlar. Yaşlı baba, ezanların okunup, namaz vakitlerinin girişinden tınmamış bile...

Akşam, yorgun-argın eve dönmüşler. Önlerine getirilen sofranın çeşitsiz olduğunu görünce hiddetlenen baba:

– Hanım bu ne beceriksizlik? Akşama kadar nefes almaksızın çalışıyoruz, yerimizden kımıldayacak takatimiz kalmıyor, sen de bizi böyle tatsız bir sofrayla mı karşılıyorsun?

– Ne yapayım, alsaydın bir şeyler yapardım! Evde bulunan buydu, ancak bunları yapabildim.

– Oğlum, seninle gönderdiğim fileyi ne yaptın?

– Ne yapayım baba, dediğin yere götürdüm!

– Ben, eve götür demiştim!..

– Ben de öyle yaptım.

– Ne münasebet? Bak, annen, bir şey yoktu, diyor.

– Baba, ben onu senin evine götürdüm!

– Oğlum ne demek istiyorsun? Benim evim burası değil mi?

– Hayır baba, sen burada misafirsin, senin evin burası değil!..

– Ya neresi?

– İstersen buyur, evini göstereyim?

Böylece çocuk, babasının önüne düşer, doğruca etrafı çevrili bir bahçeden içeri girerler ve bir toprak yığınının yanına gelirler!..

Burası mezarlıktır, üzeri toprak yığılı mezarın yanındaki yıkık bir mezar da çoktandır boş beklemektedir. Çocuk yanıbaşında dikili duran bir ağaca dayanarak konuşur:

– Babacığım, işte şurası senin evindir. Gönderdiğin malzeme de fileyle birlikte işte çukurdadır. Sonra sen burada yalnız da değilsin. Bütün komşularımız buradalar. Belki şu kasabamızın halkı buraya yüz defa boşalmış. Hiçbiri de yaşarken oturdukları evlerde ebedî kalamamış, misafirlik müddeti bitince asıl evlerine dönmüşlerdir. Senin bunlardan ayrıcalıklı kalacağını sanmıyorum!

Yaşlı adam derin bir düşünceye dalar ve sonra sakalının beyazlarından aşağı doğru göz yaşları akarken titrek bir sesle konuşmaya gayret eder:

– Oğlum, ömrüm boyunca kimseden almadığım dersi, şu anda senden almış bulunuyorum. Beni irşad ettin. Halbuki, bu irşad vazifesi bana düşmekteydi. Ne yazık ki, ben koskoca bir ömür boyunca âhiretimi unutmak pahasına bir dünyaperestliğe düştüm, uyarı vazifesini sen yaptın. Bundan böyle gelip-geçici dünyam için nasıl çalışıyorsam, ebedî ve kalıcı âhiretim için de öyle, belki ondan daha fazla çalışacağım. İkazın için sana çok teşekkür ederim.

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org