DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2192

Şükürsüz kadının hayırlı hanımı

Merhametli, şefkatli bir kadındı. Ama kocası hiç de o duyguda değildi. Şefkatin kırıntısı bile yoktu gönlünde. Bir fakire rastlasa yüzünü ekşitir, bir muhtacı görse suratını çevirirdi. Allah için bir sadaka, diyenleri duyarsa elinin tersiyle işaret eder “Kazan da ye” diye mırıldanırdı.

Kocasının bu hâline çok üzülen hanım, zaman zaman ona uyarıda bulunurdu:

– Bey, böyle yapma, fakir fukarayı unutma. Allah’ın verdiği bunca nimetlere şükür gerek. Şükretmezsek elimizden alır, şükredenlere verir.

Hissiz adam, yine yüzünü buruşturur:

– Tut çeneni be. Senden de nasihat dinleyecek duruma düşmedik, diye çıkışırdı.

Bir gün yoksul bir adam kapısını çaldı:

– Allah rızası için fakire ya bir ekmek ya da karnını doyuracak para... diye yalvardı.

Şükürsüz adamda yine öfke belirtileri göründü.

– Defolun buradan be! Hepiniz de beni mi buluyorsunuz? Çalışın, kazanın, yeyin, ille de benim malıma mı gözünüzü diktiniz?

Hisli olduğu kadar da şuurlu kadın, artık tahammül edemiyordu. Açık seçik konuştu:

– Bey, senin bunca servet ve mülkün sahibi olduğun halde şükrünü eda etmeyişinden korkuyor, başına bir belânın geleceğini sanıyorum. Bu belâ, senin yanında bana da dokunacak, beni de yakacak. İyisi mi gel, şimdiden benim yolumu tahliye et, boşanıp ayrılalım!

Şükürsüz adam:

– Hay hay!.. Zaten senin tutumundan rahatsız olmaya başlamıştım. Malımı har vurup harman savurmak niyetinde olduğun belliydi. Servetimi bari senden kurtarayım.

Karar verdiler ve hemen ayrıldılar.

Kadın, bu defa başka bir adamla evlendi. Yeni koca, evvelki gibi hiç değildi. Yüz lirası varsa on lirasını İslâm’a hizmete, fakir fukaraya yardıma veriyor:

– Yüz lirası olan on lirasını veremezse, bin lirası olan yüz lirasını hiç veremez, diyordu.

Bu konuda hanımla birlik olmuşlardı. Birbirlerini âdeta hizmete, hayra teşvik ediyor; “Şükretmezsek bu servet şükredene gider” sloganıyla hareketi düstur edinmiş bulunuyorlardı.

Bir gün kapıları çalındı. Saçı sakalı karışmış, perişan kılıklı bir adam elini açtı:

– Allah rızası için ya bir lokma ekmek, yahut da karnımı doyuracak para, dedi.

Kadından önce kocası koştu, dilenciye ihtiyacını verdi, yardımını yaptı, bu sırada da söylendi:

– Kardeşim, biz bu servetin sahibi değiliz. Asıl sahip, onu bize bahşeden Rabbimizdir. Biz ise şu anda sadece dağıtım memuru gibiyiz. İhtiyaç sahiplerine dağıtmakla mükellefiz. Hem yardım, servetin şükrünü teşkil eder. Şükredersek ziyadeleşir, etmezsek azalır, elimizden çıkar, şükredene gider!..

Sözün burasında heyecanlanan dilenci, kendini zabt edemeyerek konuştu:

– Aman beyefendi, bu söyledikleriniz doğrunun tâ kendisidir. Nitekim ben de aynı şeyi yaşadım. Servetim bol, imkânım genişti. Bir de hanımım vardı. Tıpkı sizin gibi düşünür, beni şükre sevketmek isterdi. Ben ise cimrilikten bir türlü kurtulamaz, kuluçka gibi malımın üstüne yatardım. Bir gün yine bir dilenci gelmiş, bir lokma ekmek, ya da karnımı doyuracak bir para, demişti. Ben onu da red edince hanımla aramız iyice bozuldu ve ayrıldık... Şimdi ise gördüğün hale düştüm. Felâketler birbirini kovaladı ve ben ortada kaldım...

Ev sahibi adam hemen ilâve etti:

– Anlatmana gerek yok. Ben hayat hikâyeni biliyorum. Çünkü senin kovduğun o dilenci bendim. Otarihten sonra durumum düzeldi. Boşadığın hanım da şimdi benim eşim. Sana şükrettiremeyen bu hanım, bana şükrettirdi ve şu anda biz, şükrümüz sayesinde bu hâle geldik!..

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org