DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2321

ŞU İKİ ADAMDAN BENİ KURTAR

12’nci asrın sonlarına doğru Ortadoğu’ya akın etmiş Haçlı ordularını, küçücük ordusuyla püskürtüp, o günkü İslâm dünyasını Haçlı tasallutundan uzun müddet koruduktan sonra savaş bayrağını diğer bir kahramana, Selâhaddin Eyyûbî’ye bırakarak Halep civarında ruhunu teslim eden büyük kumandan ve âdil hükümdar Nureddin Zengi, bir gece, Halep’te Hazret-i Resûlüllah’ı rüyasında görür.

Kendisine tebessüm ederek bakan Resûl-i Ekrem Efendimiz, iki mübarek parmağıyla iki adamı işaret ederek:

– Nureddin, şu iki adamdan beni kurtar! der.

Heyecanla uyanan Nureddin Zengi, bir müddet düşünceye dalar ve tekrar uyur; fakat aynı rüyayı, aynı gece, üç defa görür. Her defasında Hazret-i Resûlüllah:

– Nureddin şu iki adamdan beni kurtar, diyerek iki kır saçlı kimseyi gösterir.

Sabah namazını kıldığı büyük Nûr Camii’ndeki Hoca Efendi’ye, bu rüyayı anlatır. Hoca Efendi:

– Hazret-i Resûlüllah, bir tehlikeye maruzdur. Derhal gitmelisin! diye tefsir eder.

Hemen bir manga askerle yola çıkan Nureddin Zengi, birçok kıymetli hediyeleri de beraberine alarak, Medine’ye doğru ilerler. Bir haftadan fazla süren bir müddet yolculuk yaptıktan sonra, nihayet Medine-i Münevvere’ye varır.

İlk iş olarak, Hazret-i Resûlüllah’ın kabrini ziyaret eder. Sonra bütün Medine halkını, getirdiği hediyeleri dağıtmak üzere oraya toplar.

– Sizler, Hazret-i Resûlüllah’ın aziz komşularısınız, bu hediyelerimi lütfen kabûl edin, diyerek herkese ayrı ayrı yardımda bulunan Nureddin Zengi; rüyasında kendisine gösterilen adamlara rastlayamaz. Bu defa tekrar sorar:

– Buraya gelmeyen hiç kimse kaldı mı acaba?

– Evet, derler. İki sene evvel batıdan gelmiş iki kimse var ki, onlar hiçbir hediye almazlar, son derece cömert kimseler, gece gündüz evlerine kapanıp ibadetle meşgul olurlar. İçimizde en sâlih kimseler olarak görünürler. İşte o iki zât burada yoklar. Evleri de Resûlüllah’ın kabr-i saadetinin yakınında, şurada...

Derhal bu iki şahsın yanına giden Nureddin Zengi, güç belâ kapıyı açtırınca, bir de bakar ki, Hazret-i Resûlüllah’ın rüyada gösterdiği kır saçlı iki adam buradadır.

Evin ortasında büyükçe bir hasır serili, fakat başka bir şey yok. Etrafı iyice tetkik eden Zengi’nin aklına, bir ara şüphe gelir.

– Şu hasırı kaldırın bakayım, der.

Kır saçlı adamlar hasırı kaldırınca, altında büyükçe bir merdivenin yerin altına doğru uzandığını görür. Meğer bu merdivenden yerin derinliklerine kadar inen adamlar, buradan da Resûlüllah’ın kabrine kadar bir mahzen işlemişler. İşte o günü de, tam altına geldikleri Ravza-i Mutahhara’yı delip, Resûlüllah’ın mübarek vücudunu çalacaklar; daha sonra da ilk fırsatta Avrupa’ya kaçıracaklarmış.

Hükümdar Nureddin Zengi’nin sıkıştırması üzerine herşeyi itiraf eden bu iki adam, kendilerinin Avrupa’dan geldiklerini, Resûlüllah’ın mübârek vücudunu kaçırmak için etek dolusu altına pazarlık yaptıklarını apaçık söylerler.

Medine halkını hayretler içinde bırakan bu olay üzerine, suçlular gereken cezayı görürler. Daha sonra da Ravza-i Mutahhara’nın etrafını kazdırarak kurşun duvar çektiren Zengi, Resûlüllah’ın rüyadaki işaretiyle böyle bir hâdisenin de kâşifi olur.

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org