DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 3442

Emekli Sandığı ve Sigortalardan alınan faizli paraların durumu nedir?

- Bazı memurlar Emekli Sandığından borç alıyorlar. Bazı kimseler de sigorta ve benzeri yerden yardım alıyorlar. Bunlar aldıkları borca bir miktar faiz ilâve ederek ödüyorlar. Bu faiz nisbeti piyasa nisbetinden çok düşük olduğundan, bazıları bu faize faiz değildir, derken; bazılar da ismi üzerinde faizdir diyorlar. Siz ne dersiniz? Nisbeti az da olsa borçlara konan fazlalık faiz midir?
Bu ve benzeri borçlanmaların tümüne şâmil bir umumî kâideye göz attığımızda suallerin cevabını bulmuş oluruz sanırım. Fıkıh kitaplarında meşhur olan kâide şöyledir:

- Küllü karzın cerre nef?an, fehüve riben? yâni, bir ödünç ki verene menfaat getiriyor. O menfaat faizdir!

Evet, borçlanmalarda verilen paranın getirdiği menfaatın faiz olduğu işte bu kâide ile sabittir.

Demek ki, borç verenler, verdikleri borçtan asla menfaat elde etmemeli, verdikleri para ne miktar ise aynı miktarı almalı, fazla tek kuruş talebinde bulunmamalıdır. Zira verilen o fazla tek kuruş, borç verene bir menfaattir ve bu menfaat da faizdir.

Zaten faizin tarifine ?Vel?fazlü riben? buyurulmaktadır. Yâni, verdiğinin fazlası faiz olur. İsterse bu fazlalık çok az olsun, hatta tek lira, tek kuruş olsun. Ancak borç veren kurum ve yardım yerleri, verdikleri borcun masraflarını, muamele ve kırtasiye giderlerini borçludan alabilirler. Zira bir yer hem borç verip, hem de masrafını ödemeye mecbur olamaz. Masrafı, borcu alan yüklenebilir.

Bu itibarla gerek Emekli Sandığı gerekse Sigortalar borç verdikleri kimselerden istedikleri fazlalığa faiz ismi koymayıp da müessese masrafı ve muamele giderleri adını verseler, bu muamelenin giderlerini istemiş olsalar durum tamamen düzelir, mahzur bahismevzu olmaz. Böylece bu gibi yardım kurum ve kuruluşları da hayatiyetlerini şüpheden âri şekilde devam ettirme imkânına kavuşmuş olurlar.

Şayet borcu veren kuruluş ve kurumlar böyle demiyorlarsa, mecbur kalarak bu borcu alanlar fazla parayı öderken faiz değil de, muamele masrafı veriyorum diye niyet etmeli, hiç olmazsa mecbur kalarak verdiği fazlalığa bir çare-i şer?iye arayarak girmiş olmalılar.

Ayrıca, madem ki ben bu faizli borcu alıyorum, öyle ise bu faiz değildir, şeklinde bir nefis müdafaasına asla kaymamalı, sadece ?mecbur kaldığım için almak zorunda kaldım, mes?uliyete girmişsem Allah affetsin, inşaallah bir daha böyle günaha girmem? diyerek inancını muhafaza etmeli, faizi faiz olarak görmekten vazgeçme hatasına düşmemelidirler.

Bu çâre dışında bir çıkış şekli bulmak mümkün olmaz. Zira alınan paranın aynı verilir, bu tamam olur. Fazlası tek kuruş da olsa faiz olur, te?vil ve tefsir kabul etmez. Öyle ise, mecbur kalmadıkça girmemeli, girilse ?Allah affetsin? diyerek tevbe, istiğfar halinde olmalı, bir de çâre-i şer?iyye olarak ?muamele masrafı, kırtasıye giderleri? olarak vermeye niyet etmelidirler. Bu bir hüküm olmayıp bir çâre-i şer?iyye olduğundan itiraza da medar görülmemelidir. ....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org