DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 1840

KİMİNDEN HOŞ KİMİNDEN DE BOŞ SADA KALMIŞ BU ÂLEMDE

Miladi 785’te Bağdat’ta tahta oturan Abbasi halifesi Hâdi, muhaliflerini bertaraf etmek için cesaret ve kuvvet sahibi olarak gördüğü devlet görevlilerinden Herseme’yi huzuruna çağırıp kesin emrini verir:

– Sana mühim bir görev vereceğim. Eksiksiz yerine getireceksin.

Herseme verilecek görevden habersiz, teminat verir:

– Efendimiz’in emri başımız üstüne. O emir verir de biz tereddüt eder miyiz? Siz emrinizi buyurun.

– Dinle öyle ise, diyen Hâdi emrini şöyle açıklar:

– Hep aleyhimde çalıştığı için yakalatıp hapse attırdığım Yahya ile ona uyanların hapishanede başlarını kesip buraya getireceksin: Sonra da, sana vereceğim bir bölük askerle Kûfe’ye gidecek, aleyhimde çalışanların kendilerini katledecek, evlerini de ateşe verip geleceksin. Böylece bozgunculara ibret olacak, derslerini vermiş olacağız.

Herseme bu defa yerlere kapanıp özür dileyerek yalvarır:

– Efendimiz, bu nasıl emir, nasıl görev? Ben bunların hiçbirini yapamam. Kimsenin başını kesip de buraya getiremem. Kimsenin evini ateşe veremem. Beni bu vazifeden af buyurun.

Ayağa kalkan Hâdi, öfkeden titreyen dudaklarıyla tekrar ültimatomunu verir:

– Ya dediklerimi yaparsın, ya da yapmaktan çekindiklerini ben sana yapmasını bilirim. Sana düşünme zamanı!. diyerek sarayın harem tarafına geçer.

Herseme diyor ki:

– Ben pişman oldum verdiğim söze. Kendi kendime:

– Eğer buradan kurtulur da dışarıya çıkma imkanı bulursam hemen bilinmeyen bir ülkeye gideceğim, bilinmeden yaşayacağım, diye Allah (cc)’a söz verip adakta bulundum. Ben korku içinde beklerken, bir hizmetçi gelip, seni içeriye çağırıyorlar, demez mi?

– Eyvah, dedim, cellatlar beni bekliyorlar, son anlarımı yaşıyorum, diyerek kelime–i şehadet getire getire kalkıp yürüdüm.

O tarafa geçtim. Bir kadın feryat ediyordu:

– Ey Herseme, gel de başıma gelenlere bak. Nihayet bunu da görecekmişim meğer.

Biraz daha yaklaştım. Perdeyi açan kadın:

– Ben anne Hayzuran’ım, gel de şu hale bak, Allah (cc) bazen zalime mühlet tanımıyor, hemen zulmüne son veriyor, dedikten sonra devam etti:

– Sana verdiği emri duyunca korktum, Hâdi yanıma geldiğinde ayaklarına kapandım. Öldürmesinden korktuğum diğer oğlum Harun ve adamlarının kanını bana bağışla, ne olur, diye yalvardım. Öylesine öfkelenmişti ki, beni tekmeleyip öteye attıktan sonra bir bardak su istedi. Suyu verdim, içti. İçi boş bir çuval gibi işte şuraya yığıldı, şu hale bak!..

Bir de baktım ki bana muhaliflerinin başını getirmeyi emreden Hâdi’nin upuzun cesedi yatıyor. Şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemez oldum. Hayzuran, o anda kendini toparladı:

– Hemen hapishaneye git, başını kesip getirmeni istediği Yahya ile yardımcılarını çıkar, doğruca oğlum Harun’a koş, olayı baştan sona anlat ve bir karışıklığa sebep olmadan halifenin Harun olması için hazırlığa giriş.

Ben de hapishaneye gittim. Yahya Bermeki ile yakınlarını çıkarıp Harun Reşid’in huzuruna girdik. Beni görünce heyecanlandı. Olayı baştan sona anlatınca hemen şükür secdesine indi. Bir müddet gözyaşları döktü, bir büyük fitneden böylece kurtulmuş olduk, diye söylendi.

Tam bu sırada bir müjdeci girdi içeriye.

– Ey Harun, bir erkek çocuğun dünyaya geldi! dedi.

Uğurlu bir saatte doğduğuna işaret olsun için adını Memun koydular.

Herseme der ki: Araplar sırlı hadiselerle dolu bu geceye, Haşimi gecesi adını verdiler.

Çünkü bir gece içinde bir Haşimi bu dünyadan geçip gidiyorken, bir diğer Haşimi de dünyaya geliyor, üçüncüsü ise halifelik tahtına oturuyordu.

(Nevadir-i Süheylî’den)

 

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org