DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2093

KERAMETE İNANMAYINCA...

Peçevi tarihinde Kanunî devrine ait oldukça ibretli vak’alara yer verilmiştir. Bunlardan biri Arapzade diye meşhur olan bir zâtın, keramete inanmadığından dolayı aldığı bedduaların sonunda denizde boğulması hadisesidir.

Kanunî’nin baş veziri Rüstem Paşa, keramete inanmayan Arapzade adlı ünlü bilgini Mısır Başmüderrisliği’ne tayin ettirmek ister. Diğer taraftan ulemâ, Padişah’a başvurarak, Arapzade’nin itikadının bozuk olduğunu, Akaid kitaplarında, “Evliyanın kerameti haktır” dendiği halde, buna inanmadığını, “Ben ömrümde büyük günah işlemedim, iyilerin keramet göstermesi icabetse benim keramet göstermem gerekirdi” iddiasında bulunduğunu hatırlatırlar.

Padişah:

“-Mısır ulemasının itham ve tenkitlerine kendimizi hedef kılmayalım,” diyerek bu tayini tasvib etmek istemezse de henüz ilk isteği olduğundan dolayı başvezirin ısrarını da reddedemez. Ancak:

“-Arapzade, Allah’tan dilerim ki, Mısır’a ulaşamayasın da bizi din büyüklerinin ithamından uzak kılasın!” diye dua eder.

Rüstem Paşa’nın ısrarı ile Mısır Başmüderrisliği’ne tayinini yaptıran Arapzade ise, yanına aldığı muini (yardımcısı) ile vapura binerek Mısır’ın yolunu tutar.

Kaptan Köşkü’nün yanında hususi olarak hazırlanan yerinden yolculara va’z ederek yoluna devam eden Arapzade’nin vapuru, Girit adasına da uğrar. Bu duraklamadan istifade etmeyi düşünen yolcular, adada kerameti herkes tarafından bilinen bir veliyi ziyarete giderler.

Vapurun bir köşesinde tek başına bekleyen Arapzade ise, yardımcısına bir altın vererek:

– Git, şu altını o veli olduğu zannedilene ver de, Mısır’a sağ salim ulaşmamız için bize dua etsin, der.

Ziyaretçilerin en sonunu bekleyen müderris yardımcısı, elini öptüğü velinin minderinin dibine Arapzade’nin verdiği altını bırakırken, Başmüderris’in Mısır’a sağ salim ulaşması için dua isteğini de sözlerine ilave eder. Bir eli ile altını geri iten veli, ellerini gökyüzüne doğru kaldırır, fakat duası şu olur:

– Arapzade’nin ruhuna fatiha!

Yardımcı, vapura dönünce, durumu anlatır ve “Arapzade’nin ruhuna fatiha!” dediğini söyler.

Olaya kahkaha ile gülen Arapzade:

– İşte, der, veli dediğin böyle olur, gönderdiğimiz bir altını az bulduğu için ruhumuza fatiha okuyor.

Ertesi gün Mısır’a doğru tekrar yola devam eden vapurda, Arapzade yine dersine başlar, garip bir tevafuk ki Nuh Aleyhisselam’ın tufanından bahseder:

– İşte, der, o zaman gökte mendil büyüklüğünde bir bulut meydana geldi; ne oldu ise o buluttan oldu, bir anda ortalık karardı...

Arapzade bu tasviri yaparken, anlattığı olay aynen zuhur eder; bir anda ortalık kararır, vapurda kimse kimseyi göremez olur, müthiş bir fırtına ortalığı allakbullak eder. Sağnak halinde yağan yağmurla birlikte dağ gibi dalgalar koparak bir rüzgar çıkar, gemiyi bir sağa, bir sola sallaya sallaya içindekileri adeta bayıltır.

Neden sonra yağmur diner, rüzgar durur, gökyüzü aydınlanır, kendilerine gelen yolcular, ne var ne yok diye birbirlerini soruşturmaya başlarlar, her şeyin yerli yerinde tamam, fakat bir şeylerinin eksik olduğunu müşahede ederler.

O da, Arapzade’nin kaptan köşkünün yanındaki hususi makamı.

Tabii içinde keramete bir türlü inanmayan Arapzade de olduğu halde...

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org