DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2054

YALAN YERE YEMİN EDİNCE...

Ehl-i Beytten İmam Ca’fer-i Sadık Hazretleri, ömür boyu ilmî faaliyetten bir an bile ayrılmamış, bütün dikkat ve melekesini dinî ilimlere verip, İslâm’a hizmette bulunmuştur.

Buna rağmen, Abbasi hükümdarı Halife Mansur, O’nun nüfûzundan şüphe ediyor, muhtemel bir ayaklanmayı başlatacağı korkusundan bir türlü kurtulamıyordu.

Nitekim bir şikâyetçi, Mansur’a bir gün şöyle bir ihbarda bulundu:

 — Ca’fer-i Sadık adına zekat toplanıyor, biriken para da ihtilal hazırlığı için kullanılıyor!

Bu şikâyetten endişeye düşen Halife Mansur, derhal İmam Cafer-i Sadık’ı Medine’den Bağdad’a getirtti ve ayağının tozunu silmeden sorgulamaya başladı:

– Ey Ca’fer, Muallâ’nın, senin adına topladığı zekât paraları ne için harcanmaktadır?

Ca’fer-i Sadık şaşırdı:

– Ey Emîre’l-Mü’minîn, benim böyle bir para toplandığından haberim yoktur. İsmim kullanılarak toplanmış olacaktır.

– Böyle olduğuna hanımını boşamak üzere yemin eder misin?

– Allah’a yemin ederim ki, benim böyle bir şeyden haberim yoktur!

– Bak, boşamaya yemin etmiyorsun.

– Allah’a yemin ediyorum. O yetmez mi?

– Şimdi şikâyetçiyi karşına çıkaracağım, ne diyeceksin?.

– Bekliyorum!...

Az sonra şikâyetçi ortaya çıktı. Adam kılını bile kıpırdatmadan konuştu:

– Ey imam, adına toplanan zekât paralarını bilmezlikten gelme. Sen toplatıyorsun bu paraları.

Ca’fer-i Sadık adama ikazda bulundu:

– Dikkat et, yalan söyleme. Yemin teklif edeceğim.

– Et, sanki zekât paralarını senin toplattığını bilmiyor muyuz?

– Ben, sonsuz kuvvet ve kudret sahibi Allah’a yemin ediyorum ki, böyle bir paradan haberim yoktur. Sen de haberim olduğuna yemin et de görelim.

Adam tereddüdünü gizleyerek yemini bastı:

– Ben de sonsuz kuvvet ve kudret sahibi Allah’a yemin ederim ki, söylediklerim doğrudur!

Yemin cümlesi henüz bitmişti ki, adam ayakta titremeye başladı. Derken bir çuval gibi yere yıkılıverdi. Koşup başına vardıklarında, son nefesini verdiğini gördüler.

Bunun üzerine Halife Mansur, pişmanlık duyarak İmam’dan özür diledi:

– Yarından itibaren Medine’ye teşrif buyurun, dilediğiniz ilmî çalışmalarınızı yapın. Size bundan sonra kimse engel olmayacaktır!

Gariptir ki, İmam-ı Ca’fer-i Sadık’ın bunca ihlâs ve samimiyetine rağmen, Mansur yine de ondan emin olamaz; saltanatını korumak için, en küçük ihtimalleri bile gerçek olacak gibi görürdü. Ca’fer-i Sadık ise, siyâsetle, makam ve mevki ile hiç alâkası olmadığından Mansur’u daima zulümden ikaz edip, hayra sevketmekten çekinmezdi...

Bir ara Mansur, kendisini ziyaret için herkes sıraya girdiği halde İmam Ca’fer’in gelmediğinden söz eden bir mektup yazmıştı. Medine’den gelen cevapta ise şu cümleler dikkatini çekti:

– Bizim sizden bir istediğimiz yoktur ki, rahatsız edelim. Sizin de bizden öğrenecek bir mes’eleniz yoktur ki, bize ihtiyaç duyasınız. Ayrıca sizi bir nimet içinde görmüyoruz ki tebrike gelelim. Nimetinizi de bir musîbet telâkki etmiyoruz ki, tâziyeye ihtiyaç duyalım!

Düşünmeye başlayan Mansur’un dudaklarından şu cümlelerin döküldüğü duyuldu:

– Vallahi bundan daha doğru söz olamaz. Bu zat, yalnız Allah için çalışan bir ihlâs âbidesinden başkası değildir... Ama gammazlar, onu bana hep yanlış anlatıyorlar.

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org