DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2395

ZULÜM ETMEYEN ZULÜM GÖRMEZ

Eskiden İran’da Feridun adında zalim bir hükümdar vardı. Hükmünü zulüm ve baskı ile yürütüyordu. Bir gün bahçede gördüğü bir kadına göz koyarak, bunu sarayına getirmelerini emretti. Adamları buna:

– Efendimiz, o göz koyduğunuz bir marangozun karısıdır. Kendisi ve kocası çok dindar, muhitte oldukça sevilen kimselerdir. Düşmanlarınız sizin bu arzunuzu duyup, aleyhinize işi büyütürler. Marangoza bu gece sabaha kadar yapamayacağı bir iş teklif ediniz. Sonra da emrinizi yerine getirmedi bahanesiyle, kendisini idam edersiniz. O zaman göz koyduğunuz karısı dul kalır, kendiliğinden size gelir, aleyhinizde hiç de dedikoduya sebebiyet verilmeden sizin olur...

Zalim Feridun, akılcılarının verdikleri bu aklı pek beğenerek, marangozu çağırtıp, şöyle konuştu:

– Bu gece sabaha kadar, öd ağacından olmak şartıyla, on tane süslü sandık yapacak; şafak vakti göndereceğim adamlarıma teslim edeceksin. Şayet adamlarım geldiği anda, bunları eksiksiz teslim etmezsen, sandık yerine seni getirip sarayımın zindanında astıracağım, haberin olsun!.. Şu anda öd ağacından yapılmış on tane süslü sandığa, şiddetle ihtiyacım vardır.

Marangoz bu kadar kısa sürede bunu yapmanın imkânı olmadığını, verdiği mühleti birkaç hafta uzatmasını isterse de, zalim Feridun ısrar eder:

– Şafak vakti göndereceğim adamlarıma, ya on sandığı teslim edersin, yahut da kendi kafanı!..

Marangoz heyecan ve telâş içinde evine gelir, gözyaşı döküp ağlamaya başlar. Ailesinin ısrarı üzerine de, zalim hükümdarın teklifini anlatır, gözyaşları içinde helâllık dilemeye başlar. Kadın kocasına:

– Dur bakalım, acele etme, der ve ilâve eder:

– Sen hiç kimseye zulmettin mi?

– Hayır, ben hiç kimseye ne zulmettim, ne de birinin namus ve ırzına yan baktım. İşimde ve evimde, kendi halime yaşayıp duruyordum işte! deyince kadın:

– Öyleyse, boşuna telâş etme! Zulmetmediysen zulüm görmezsin, der.

Fakat adamda ümit iyice kaybolduğu için, “Şunun şurasında ne kaldı ki, neredeyse Feridun’un adamları gelecek,” diye hayıflanıp, durmaktadır. Kadın ise:

– Hiç telâş etme! Zulmetmediysen zulme uğramazsın. Görelim Mevlâ neyler? diyerek serinkanlığını korur.

Bu sırada, kapı güm güm vurulur. Heyecandan elleri, ayakları titreyen marangoz:

– Eyvah, işte geldiler; halbuki sandıkların bir tanesi bile meydanda yok!..” diyerek ecel terleri dökmeye başlar. Hızla içeri giren hükümdarın adamları:

– Çabuk marangozhaneye, deyince, adam hanımına:

– Görüşmek mahşere kaldı, haydi Allahaısmarladık!..” der. Hükümdarın adamları buna kızarlar:

– Neden mahşere kalsın. Yapacağın, bir tabuttan ibarettir,” derler. Marangoz anlamayınca da izah ederler:

– Bu gece yarısı, hükümdar, ânî bir kalb krizi geçirerek öldü. Onun cenazesi için bir tabut yapmanı, yeni hükümdar emretti. Yapacağın bundan ibarettir!..”

 

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org