DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2273

İLİM, İNSANI DÜNYADA DA KURTARIR AHİRETTE DE

İran’ın Fes şehrinde doğup büyümüştü. Çocukluğundan beri ilimle uğraşmış, hayatı boyunca ilimden bir an olsun ayrı kalmayı düşünmemişti. Hadis toplama konusunda dayanılmaz bir arzuya sahipti. Resûlüllah’ın sözlerini duyanları bulur, büyük bir dikkatle dinler, tespit ettiği sahih hadisleri yazıp, kitap haline getirir, insanlara sunardı.

Daha doğrusu, üçüncü asrın başında kendisinin bu dayanılmaz gayret ve azmini bilenler, hadis faaliyetine şahid olanlar O’na:

– Hafız, imam, hüccet, muhaddis, müverrih ve seyyah… gibi büyük sıfatlar vermiş, erişilmezliğini ifade etmek istemişlerdi.

Denebilir ki:

– Fesli Yakub’un boş bir saniyesi yoktu. Ya okur, ya okutur, ya ibadette olurdu.

Kendisinden hadis öğrenenlerin başında Tirmizi, Nesai, İbn-i Huzeyme, Ebu Avane… gibi büyük hadisçilerin bulunduğunu ifade edersek Yakub-u Fesevî’nin ilme hizmeti daha iyi anlaşılır.

Tam otuz yıl İran’dan başlayıp o günkü İslâm dünyasını teşkil eden Bağdad, Suudi Arabistan, Mısır gibi merkezleri karış karış gezerek mevcut ilim adamlarını ziyaret edip, bir öğrenci gibi önlerinde diz çöküp ders alan Yakub-u Fesevî, maruz kaldığı yoksulluk ve maddî mahrumiyete rağmen kimselerden yardım almaz; zühdüne, takvasına herhangi bir gölge de kondurmazdı.

Bu yüzden sağlık durumu bozulmuş, açlık içinde sabahlara kadar mum ışığında kitap okurken gözlerine rahatsızlık gelmiş, en sonunda iki gözü de görmez olmuştu. Artık âmâ idi… Hep ağlıyordu.

Bir gece rüyasında çok arzuladığı Resûlüllah (s.a.v.)’ı görür.

– Ey Yakub, niçin ağlıyorsun? diye sorar Efendimiz.

Hayatı boyunca ilimle yaşamış, ilimle haşir neşir olmuş Yakub sızlanır:

– Ya Resûlallah, gözlerim görmez oldu. Feryad-ü figanım bunun içindir. Ben dünyayı göremez olduğum için ağlıyor değilim. Benim bütün derdim ilimdir. Senin sünnetin ilimle yaşanır, ilimle ilan edilir. Ben ise artık hadislerini okuyamıyor, yazamıyor, yollara düşüp de etrafa tebliğde bulunamıyorum. Bütün üzüntüm, derdim, bundandır.

Efendimiz:

– Üzülme üzülme. İlim ehline Allah merhamet eder, der.

Bundan sonra da mübarek ellerini uzatır, Yakub’un gözlerinin üzerine usulca sürer. İşte ne olursa ondan sonra olur. Ansızın gözlerini açan Yakub, pırıl pırıl bir dünyaya yeniden kavuşur. Anasından doğduğu gibi görmeye başlar.

Tabii yine ilim, yine öğrenci yetiştirmek, yine Resûlüllah’ın sözlerini yazıp bilmeyenlere duyurma gayreti tekrarlanır…

(277) tarihinde vefat ettiği sırada kendisini çok sevenlerden biri olan Abdan bin Muhammed el-Mervezî rüyasında onu görür ve sorar:

– Ey üstad, Rabbimiz sana nasıl muamele etti, ne haldesin?

Cevap verir:

– İlim, insanı dünyada da ahirette de kurtarır. Yeter ki yaşamak için öğrenilmiş olunsun, yaşatmak içinde tebliğde bulunulsun. Ben burada da ilimle meşgulüm. Beni müderris seçtiler. Öğrencilerimle baş başayım. Mutluyum.

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org