DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 3150

HIZIR’I ARARKEN AKILLI VEZİRİ BULDU

Hükümdarın biri ülkesini iyi idare etmekten aciz kaldığı günlerde halkını toplayıp istişare eder:

– Dertlerinize bir türlü derman bulamıyoruz, acaba nerede yanlış yapıyoruz? Kimse bir yanlışımızı göstermiyor. Hızır gelse de hatamızı söylese diye düşünüyorum bugünlerde.

Meclis’te bulunanlardan fakir bir adam hemen söze karışır:

– Hükümdarım, ben size Hızır’ı getiririm, eğer beni içine düştüğüm geçim sıkıntısından kurtarırsan, der.

Buna çok sevinen hükümdar, fakir adama:

– Buyur, der, sana bir kese altın. Rahatını sağla, huzurunu temin et. Bu ailene ömür boyu yeter. Ancak Hızır’ı da getir. Şayet verdiğin sözde durmaz da bana Hızır’ı getirmezsen vereceğim cezanın da çok ağır olacağını unutma.

Fakir adam aldığı bir kese dolusu altınla zengin olup gider. Ama söz verdiği gün de gelip çatar. Hızır’ı bulamadan hükümdarın huzuruna gitmek zorunda kalır.

Korku ve ürperti içinde sarayın kapısına vardığında ak sakallı, nur yüzlü bir ihtiyar kendisine:

– Nerede kaldın, haydi hükümdar seni bekliyor, diyerek karşılar. İçeriye birlikte girerler.

Vezirler toplanmış, bekleşmekteler.

Süklüm püklüm konuşur fakir adam:

– Hükümdarım sözümde duramadım, Hızır’ı bulamadım.

Vezirlerden biri öfke ile konuşur:

– Bu adamı öylesine bir şekilde cezalandırmalıyız ki ibret olsun da kimse yapamayacağı işin sözünü vermesin. Bunu önce lime lime parçalamalı, sonra da parçalarını sokak başlarındaki taşlar üzerine sermeli.

Bu sırada ak sakallı ihtiyardan bir ses gelir:

– Her şey aslına rücu eder!

Hükümdar, bu zatın fakir adamın yanında getirdiği bir can yoldaşı olduğunu düşünürken; fakir adam da, hükümdarın bir yakını zanneder.

Sıra ikinci vezire gelir:

– Sadece parça parça edip de bırakmamalı, bunları bir araya getirip de iyice bir pişirmeli, aş haline getirmeli, hayvanlara yedirmeli, der.

İhtiyardan aynı söz duyulur:

– Her şey aslına rücu eder!

Sıra üçüncü vezire gelir. O da en uygun olanı şöyle ifade eder:

– Hükümdarım, der, bu adam fakir bir kişidir. Çoluk çocuğunun aç kalışından dolayı Hızır’ı bulacağını söylemiştir. Mazurdur. Size layık olan bu zavallıyı affetmektir, Af büyüklerin şanıdır.

Yaşlı adam yine söylenir:

– Her şey aslına rücu eder!

Hükümdar, nihayet bu yaşlı adama ne demek istediğini sorar. O da şöyle anlatır:

– Efendim, der, birinci vezirin babası, köfteciydi. Aslına uygun bir ceza şekli tarif etti. Fakir adamı lime lime yapıp sokak başlarına bırakmayı uygun buldu. İkincisinin babası da bir aşçıydı. O da yemek gibi pişirmeyi layık gördü. Üçüncü vezirin babası ise ilim sahibi, faziletli, fakir fukaranın içinde bulunduğu sıkıntıyı bilen biriydi. O da ona münasip bir af istedi, uygun olanı tavsiye etti. Böylece her şey aslına rücu etmiş oldu.

Son sözünü şöyle bağlar yaşlı adam:

– Sizi bu krizden kurtaracak Vezir istiyorsan işte sana vezir. Hızır istiyorsan işte sana Hızır.. der, kapıyı açıp dışarıya çıkar.

Hemen arkasından koşarlar, hani Hızır diye sormak isterler; fakat ak sakallı zat çoktan kaybolup gitmiştir.

İşte ondan sonra, söylediği söz, kulaklara küpe olarak kalır:

– Her şey aslına rücu eder. Küllü şey’in yerciu ilâ aslıhî.

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org